Ekleyen : busra
Tarih : 2006.12.24 00:00:00
Notlarım

2. Disipline Etmek?



Biz anne babaların evlatlarımızdan beklediğimiz hareketleri ve halleri görmemiz için, önce onları nasıl disipline etmemiz gerektiğini düşünmemiz gerekiyor. Ne istediğimizi bilmek bizi sonuca götürmüyor. Nasıl yapacağımızı da düşünüp, üzerinde kafa yormalıyız.

Şimdi disipline etmek kavramının nasıl anlaşıldığına bakalım:

- eğitmek, öğretmek, antreman yapmak, ders vermek, anlatmak, bilgi vermek, aydınlatmak,ahlakını düzeltmek, bilgilendirmek, yetiştirmek, tekrarla kafaya sokmak, aşılamak, hazırlamak, önderlik etmek, bir şeyin esaslarını öğretmek, alıştırmak.

"Yukarıda sözü edilenleri yetişkinlerin kullanmaya istekli olmasını kimse sorgulamaz. Aslında hepimiz çocuklara böyle bir eğitim sağlamanın etkili ana-babaların ve öğretmenlerin görevi olduğunu söyleriz. Hiç kimse öğreten eğiten türdeki disiplini ortadan kaldırmak istemez. Ne var ki, denetim altında tutan disiplinle ilgili hararetli ve ağır tartışmalar vardır."

Evet, eğiten-öğreten disiplinden yana olmayan yok gibidir. Kime sorsak eğiterek disipline etmenin daha makul olduğunu düşünüyordur. Ancak eğiten- öğreten disipline alternatif olan baskıcı disiplin de birçok anne baba tarafından savunuluyor. Özellikle de anne baba olduktan sonra daha çok uygulanır hale geliyor:

-denetlemek, denetim altında tutmak, düzeltmek, yönlendirmek, yönetmek, hizaya sokmak, sıkı denetim altına almak, sınırlamak, frenlemek, bastırmak, durdurmak, dizginlemek, gem vurmak, susturmak, zorlamak, engellemek, cezalandırmak, dayakla adam etmek, şiddetle azarlamak, ayıplamak, sitem etmek, paylamak, eleştirmek, başkalarına ibret olsun diye cezalandırmak

Bu fiiller ise kısıtlayan- cezalandıran baskıcı disiplini anlatıyor. Baskıcı disiplin eğiten- öğreten disiplin gibi herkesin onay verdiği bir disiplin tarzı değil. Baştan beri bahsi geçen disiplin tartışmaları işte bu ?kısıtlayan-cezalandıran? disiplin hakkında yapılıyor.

Bir çok anne baba çocuğu baskıcı disiplin ile denetlemek gerektiğini savunuyor. Güç kullanmazsak, onlara hadlerini bildirmezsek başa çıkılmaz varlıklar hale geleceklerini, o hale gelmeden onları durdurmak gerektiğini düşünüyor. Ancak yazar, araştırmalar ve incelemeler eşliğinde, bu iddiaların tam tersini ileri sürüyor. Ayrıntılar ileriki yazılarda gelecek.

Eğiten disiplin ile baskıcı disiplin arasında ne gibi farklılıklar bulunduğuna dair aklınıza bir çok cevap geliyordur. Bence biz anne babaları ilgilendiren ilk önemli fark, amaç farkı.

"Kısıtlayan-cezalandıran disiplin türünde çocukları DENETLEMEK için çaba harcanırken, öğreten- eğiten türdeki disiplinde onları ETKİLEMEK için çaba harcanır. Çocukları etkilemek ve denetlemek arasındaki fark pek bilinmez, ama çok önemlidir."

Buna bir anlamda niyet farkı da diyebiliriz. Aslında çocuğunu etkilemek istemeyen anne baba düşünemiyorum. Özellikle de çocuğundan uyum, yardım, saygı, düzen gibi beklentileri varsa çocuğunu olumlu etkilemesi gerektiğini bilir. Ancak kitapta dediğine göre bazıları tuzağa düşüyor:

"Çoğu tuzağa düşer. Yalnızca etkileme yöntemlerini kullanacakları yerde emirler verirler, kısıtlamalar getirirler, cezalandırırlar ya da cezalandırmakla tehdit ederler. Bu denetleme türü yöntemler gençleri hiç etkilemez; onları yalnızca zorlar ya da baskı altında tutar."

Demek ki böyle anne babalar, amaçları çocuklarını etkileyen anne baba olmak olduğu halde, etkileyen değil denetleyen hale gelirler. Etkilemek değil; zorlamak ve baskı altında tutmak yoluyla sonuç almaya çalışırlar.

Kendimce buradan çıkarttığım sonuç, çocuğa muhatab olurken niyetimizi her zaman sorgulamamız gerektiği oluyor. Amacım onu denetlemek mi etkilemek mi diye kendimize sormamız gerekiyor. Niyetimiz etkilemek olsa bile denetlemeye kayabileceğini de hatırdan çıkarmamak gerekiyor. Çünkü denetleyerek etkileyebileceğimiz yanılgısına düşebiliriz.

Şimdi size çok az bilinen bir psikolojik gerçeği, bir paradoksu açıklayayım: Gençleri etkilemek amacıyla güç kullanmaktan vazgeçtiğiniz zaman, onlar üzerindeki etkiniz artar. Bunun tersi de söylenebilir. Üzerlerinde güç kullanmaya çabaladıkça etkiniz o ölçüde azalır. Neden? Çünkü tepkiyle karşılaşırsınız: Karşı koyma (söyleneni yapmama), baş kaldırma (söylenenin tersini yapma), yalan söyleme (yaptığının tersini söyleme)

İşte bu kısım birçoğumuzun düştüğü yanılgıyı anlamamıza sebep olabilir. Çocuk güce karşı tepkisiz kalmaz, ve gösterdiği tepki bizim etkimizin azlığını gösterir..

Sözün burasında disiplin konusuna ara verip bir uyarı yapmak ve bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Yazıları okudukça güç kullanmak ve kısıtlayan-cezalandıran disiplin uygulamanın yanlışlarını ve zararlarını beraber göreceğiz. Ancak okuduklarımızdan şu sonucu çıkarmamalıyız. Bu katı disiplin tarzı ne kötü bir şeymiş, çocuğumu asla dövmemeliyim, üzerinde güç kullanmamalıyım.

Bu yanlış olur diye düşünüyorum. Çocuğa dayak atmamak, veya güç kullanmamak doğru eğitimde sadece bir yöntemdir. Eğer çocuğu denetlemek değil de, etkilemek ve eğitmek amacındaysanız zaten yavaş yavaş dayaktan uzaklaşırsınız. Ancak amacınızı ve hedefinizi netleştirmeden, sadece çocuğu dövmeme, güç kullanmama veya ona kötü davranmama üzerinde yoğunlaşırsanız, yani amaç olarak kafanızda bu fikir olursa dengesiz tavırlar ortaya çıkabilir.

Çocuğu dövmemek veya ona kızmamak uğruna, veyahut bunlar kötü yöntemlermiş zaten işe yaramıyormuş, zararlıymış fikriyle çocuğa HOŞGÖRÜ gösteren ebeveynlerin çocuklarının sevilmeyen, tek amacı elde etmek olan, düşüncesiz, bencil ve çevrenin gözünde şımarık olan çocuklar haline geldiği de yine kitabın ilerleyen bölümlerinde yazıyor. Böyle çocukların yönetimlerinin çok zor olduğu ve anne babaya hayatı zehir ettikleri de.

Kısaca söylemek gerekirse şiddet, cezalandırma, dayak, tehdit gibi şeyler çocuk eğitiminde tavsiye edilen yöntemler değildir ve zararları çoktur. Ancak çocuk eğitiminde amaç; çocuğa dayak atmamak, üzerinde güç kullanmamak da değildir. Amaç buna indirgenirse çok sathi bir yaklaşım olur ve bu yaklaşımın sonuçları çocuğa dayak atarak ortaya çıkan zararlardan daha vahim bile olabilir.

Ayrıca dayak konusu küçük çocuklar için, ergenliğe kadar olan dönem için, ergenlik ve sonrası için ayrı ayrı sonuçlarının araştırılması gereken bir konu olsa gerek.

* Alıntılar "Çocukta İç Disiplin Mi, Dış Disiplin Mi?" isimli kitaptan yapılmıştır. Dr. Thomas Gordon, Sistem Yayıncılık

 

Bu yazı 1399 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2011.03.19 tarihinde dedi ki :
betül hanım, aslında çok uzun zamandır site yorumlarına cevap yazmıyorum ve sorucevap panosuna havale ediyorum. ancak sizin yorumunuz ilgimi çekti.

sitede ödülsüz cezasız çocuk yetiştirmek kategorisindeki yazıları ve daha bir çok yazıyı okursanız, "çocuğa güzel güzel anlatırsan anlar ve dinler" mantığının yanlış bir mantık olduğunun ne çok üzerinde durulduğunu görebilirsiniz. çocuklar ve tabi büyükler neyi yapmaları/ yapmamaları gerektiği güzel güzel anlatıldığında değil, duyguları anlaşıldığında makul olurlar. duygularının anlaşıldığını hissedince bizimle iletişime geçerler. size Birsen Özkan yazılarını okumanızı önerebilirim.

ayrıca İst'da yaşıyorsanız 23 Mart'ta bir anne grubu iletişim eğitimimiz başlıyor, Birsen Özkan tarafında verilen.

buraya tıklayıp bilgi alabilirsiniz
büşra k.
busra 2011.03.19 tarihinde dedi ki :
selamlar. bu konuda kendimi bildim bileli çocıuklarıma herşeyi anlatarak, nasıl olması gerektiğini söyleyerek ve kendimde söylediklerimi yaparak çocuklarımı byütümeye çalışıyorum.byük oğlum 11,kızım 9,en küçük oğlumda 2 yaşında.büyük oğlumla herşeyi konuşarak halletmeye çalışırm,herşeyin sebebini açıklamasını yaparım,kafasında soru işareti kalmasın diye, bir soru sorduğunda asla geçiştirmemişimdir...anlamadığım şey bu kadar iyimser ve sabırlı olurken çocuğıun inatla annenin babnın güzellikle ikaz ettği şeyi tekrar tekraa yapması.. .düşünüyorum ne hayır dedğime sonradan evet, yada ne evet dedğime sonrada hayır diyerek tutarsızlık gösrememişidir, uyardığım konularda hep ciddi ve kararlı olduğumu gösterdiysemde, bir türlü hayır dediğim konu orada bitmiyoır, oğlum gelip gidip birşey için izin istiyor. mesela tv. syretmek için mesela yemek için asla ısrar etmekten vazgeçmiyor. beni yıldırıyor, beni pes ettirmeye programlanmış sanki. birşeye kolay kolay bağırmam, önce güzellikle söylerim. ama bakıyorum ki bağırmayınca '' nasıl olsa annem bişey demez'' mantığı var... oğluma diyorum ki ''oğlum bağırmamı,dövmemi istermisin ,'' öyle bir anne güzel olur mu sence '' cevap ''hayır'' arkadaş gibi yaklaşmaya çalışrken çocuklarımıza, her duygularını önemserken, onlar başımıza çıkıyorlar..eskilerin çocuk eğitimine bakıyorum.Babalrıyla olan iletişimleri ''0'' uzaktan ama şimdikilere bakınca bablr özen gösterdikçe biyerde bişeyler kopuyor..bilemiyorum ben bu işi beceremiyorum...olmuyor... bu kadar sosyal ekonomik sıkıntıların içinde sağlıklı birey olamıyoruz ki çocuklarımızı sağlıklı yetiştirelim..bu konuda ciddi bir şekilde yardıma ihtiyacım var biliyorum ama hiç biryere gidemiyorum...
betül yalçıner
busra 2008.04.13 tarihinde dedi ki :
benim 14 ve 9 yaşında iki oglum var. kitap okuma alışkanlıkları yok.herşeyi denedim. başaramadım. ne yapmam gerekiyor. yardımcı olun
Sultan
busra 2008.03.06 tarihinde dedi ki :
funda hanım, öncelikle çok üzüldüm.
benim çocuklarım küçük olduğu için ergen psikolojisiyle ilgili bilgim ve tecrübem yok malesef. bildiğim kadarıyla bir kaç tavsiyede bulunabilirim belki ama benimki sadece fikirdir, bilirkişi görüşü değildir, bilmelisiniz ki ben bu işin uzmanı değilim.psikoloğa gittiyseniz size bir yol göstermiştir sanırım, uyguladınız sonuç alamadınız mı?

tavsiyelerim şunlar:

1. ergenin en önemli ihtiyacı kabul görmektir. çocuğunuzu bütün aşırılıklarına ve hoşlanmadığınız davranışlarına rağmen, olduğu gibi kabul edin. çocuğunuzu kabullenmezseniz o kabul göreceği başka yerler bulacak ve sizden daha çok uzaklaşacaktır. onu ne yaparsa yapsın çok sevdiğinizi ve her haliyle kabul ettiğinizi kendisine de söyleyin. "sen benim evladımsın ve ne kadar kötü şeyler yaşarsak yaşayalım ben seni çok seviyorum, seni olduğun gibi kabul edeceğim"deyin.

2. bu kabulünüz lafta kalmasın. çocuğunuzu eleştirmeyin, yargılamayın, olumsuz iletiler göndermeyin, hesap sorar tarzda konuşmayı bırakın. "ne kadar dağınıksın, hiç söz dinlemiyorsun, sen kendini ne sanıyorsun, ne biçim kıyafet bu, gene mi bunlarla uğraşıyorsun ders çalışsana" gibi cümleler kullanırsanız, onu olduğu gibi kabul etmiş olmazsınız.

3. gerçekten zararlı olan davranışlarından rahatsız olduğunuzu ifade etmek için sen iletisi değil ben iletisi kullanın. "o arkadaşlarınla görüştükçe onlara benziyorsun, onlar gibi oluyorsun" demek yerine "o arkadaşlarınla görüşmen beni üzüyor, senin için endişeleniyorum" gibi cümleler kullanın. onun hoşlanmadığınız davranışlarını değil, o davranışların size hissettirdiği şeyi ben diliyle söyleyin.

4. çocuğunuzun karşısında sinirlenmeyin, bağırmayın sakin, kararlı ve makul olun. onu yargılamayın, yargıladığınız şeyi daha çok yapar.

5. çocuğunuza sırf kendi istediğiniz bir şeyi yaptırmak için iyi davranmaktan, güzellikle yaklaşmaktan kaçının. çocuk kendi lafınızı dinletmek için ona iyi davrandığınızı anlar, samimiyetinize inanmaz, güveni kırılır. "hadi kızım bak senden şunu istiyorum, hadi benim canım yavrum" gibi kendi emeliniz için canım cicim cümleleri kullanmayın.

6. eşinizle beraber hareket edin. mesela kızınızı kabul ettiğiniz konuşmasını beraber yapın. anne babaların kafasında "ben anababayım, evladım benim lafımı nasıl dinlemez" gibi bir kabul vardır. bundan kurtulmaya çalışmak lazım. çocuklarımıza bizim lafımızı dinlemeleri gerektiğini hatırlattıkça dinlemezler. bağırdıkça kızdıkça tersini yaparlar.
eşinizle bu konuda hemfikir olun. kabul etme, bağırmama, kızmama, çocuğumuza bizim lafımızı dinlemesi gereken bir yaratık gözüyle bakmama konusunda yani.

biz çocuklarımızın sahibi değiliz, öyle olsaydık onlara her istediğimizi yaptırabilirdik. onlar kendi özel kişilikleri ve özgür olma istekleriyle dolu birer insanlar. bizim istediğimiz gibi olmak istemezler, olmazlar.
çocuklarımızın sahibi olmadığımızı anlasak çok şeyi aşacağız aslında.

Umarım faydası olur funda hanım. Allah yardımcınız olsun.

ayrıca sitemizdeki gençler için kategorisinde, anne babama mektup ben gencim yazısını okumanızı öneririm.
büşra karaca
busra 2008.03.06 tarihinde dedi ki :
merhaba tülay hanım sitenizi şimdi bulabilmem benim için çok acı kayıp ....14yasında kızım hayatı inanın zehir etti eşimle aram onun yüzünde şuana kadar olmadıgı kadar bozuk evimizde huzur kalmadı üç aylık bir bebeğimiz var bu durumdan oda etkilenir diye endişeleniyorum acıkcası bu üzüntüyü ikinci kez oğlumdada yasamaktan korkuyorum ..her yolu denedim inanın iyilikle konuşarak altan alarak ,kavgayla hatta dayakla ona birtürlü ulaşamadım piskologa dahi gittik hırçın şiddet eğlimli ,sorumsuz , başarılı olduğu halde arkadaşlarına uyup bunuda yitiren bir kız haline dönüştü .babayla hiçbir sekilde diyaloğuda cekincesi de yok ben ne yapıcam allah aşkına bir yol gösterin
.............
bana hitap etmişsiniz sanırım, ismim büşra.
funda
busra 2007.09.07 tarihinde dedi ki :
merhaba benim 15 ve 12 yaşında ikitane oğlum var.aşırı derecede kavga ediyolar .ne yaptımsa nasıl davrandımsa bunu önleyemedim .çok zor durumdayım ne olur bana yardımcı olun.delireceeeeeeeeeeeeem
leyla
busra 2007.03.24 tarihinde dedi ki :
tülay hanım,köşe yazıları kategorisindeki çocuğun yalan söylemesiyle ilgili yazıya bakabilirsiniz.yazdıklarınızdan çocuklarınızın azar işitme korkusu veya kötü çocuk olarak bilinme kaygısı taşıdıkları izlenimi uyandı bende.korkmalarına engel olmak için yaramazlıklarına tepkilerinizi sen değil ben diliyle vermeyi deneyebilirsiniz."siz naptınız böyle,şöylesiniz böylesiniz" yerine "bunu kırmanız beni çok üzdü,benim için değerliydi" gibi,onların şahsına değil sizin duygularınızı anlamalarna yardımcı olacak iletiler gönderebilirsiniz.bu korkmalarına değil düşünmelerine sebep olur.
elbette yaramazlıklara her anne üzülür,ama çocuğun verdiği zararları kendi alemimizde çok büyütmemeyi öğrenmemiz lazım.onları uyarmakla birlikte içimizden çocuktur yapar deyip,gamsız olmaya çalışmak lazım.çocuklar büyüyene kadar bir süre evimizin,planlarımızın,düzenimizin dağılmasına alışmak lazım.yoksa çok yıpranırız.
bunu yapabilirsek,çocuklara koyduğumuz sınırlar da biraz genişlemiş olur.böylece onlar da neye dokunsalar yasak bölgeye giriyoruz hissine kapılmazlar.kaygılanmazlar.umarım işinize yarar.sevgilerle..
büşra
busra 2007.03.22 tarihinde dedi ki :
merhaba ben 3 yaşında ikizleri olan bir anneyim.yazınızı okudum ve çok faydalı buldum.bazen kızlarım yaptıkları yaramazlığı neden yaptığını sorduğumda hayır yapmadım yada oyuncak ayı yaptı şeklinde yalanla cevap veriyorlar.Korkmalarını gerektirecek bişey yok ama kızmayım diye yalan söylüyorlar .Çok sinirlensemde aşırı tepki göstermemeye çalışıyorum bazen görmezlikten geliyorum.sizce nasıl davranmalıyım
tülay eryetkin
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

1. Disiplini Tarif Etmek

3. Dış Disiplin Mi, Kendi Kendine Disiplin Mi?