Ekleyen : busra
Tarih : 2007.12.02 00:00:00
Notlarım

11. Ceza Vermeden Önce Çok Düşünün



Cezanın etkili olması için gereken şartlar:

"1.Denetlenen, cezayı yoksun bırakıcı, tehlikeli ve acı verici olarak algılamalıdır. (Gereksinimlerine taban tabana zıt olmalı)

2. İstenmeyen davranışın yok edilmesi için ceza yeteri kadar caydırıcı olmalıdır.

3. Denetlenen cezadan kaçamamalı ya da gereksinimini karşılayabilmek için denetleyene bağımlı bir ilişki içinde olmalıdır.

4. Ceza, kabul edilmeyen davranışın hemen ardından gelmelidir."

Evet “Çocukta İç Disiplin mi Dış Disiplin Mi?” adlı kitabımızda cezanın etkili olması için gereken şartlar böyle sıralanmış.

Ceza vermede amaç istenmeyen davranışın sona ermesidir. “Yaramazlığı kesmezsen, dayak geliyor, otur yerine” örneğindeki gibi istenmeyen davranışın öncesinde ceza kullanılır.

Ya da “bugün dışarıda yaptığın yaramazlığa karşılık akşama kadar odandan çıkamayacaksın” örneğinde olduğu gibi istenmeyen davranışın sonrasında ceza verilebilir.

Yukarıdaki örnek cümlelere bakınca, ceza verme yöntemi çok çabuk ve etkili sonuç veren bir yöntem gibi görünüyor. Ancak bu iş o kadar kolay değil ve ceza vermek güvenilir olmayan çok tehlikeli bir yöntem. Neden mi?

1. Bir kere ceza verirken yukarıdaki 4 şarta uymayan durumlar içinde olabilirsiniz. Mesela cezanızın şiddeti çocuğa çok hafif gelebilir, istenmeyen davranışı tekrar yapmasına engel olmak yerine artmasına neden olabilir. Ya da cezanızın şiddeti çocuğa ağır gelir, istenmeyen davranış sonlansa bile başka kötü sonuçlar ve sorunlar başlar.

2. Sonra, cezalar, çocuğa hem fiziksel hem de psikolojik zarar verir, ayrıca yetişkin çocuk ilişkisini de zedeler.

3. Cezayla denetlemekte , güçlü- güçsüz, kuvvetli-zayıf ilişkisi vardır. Ödülle denetleme kulağa hoş gelse de onda da aynı şekilde kuvvetli zayıf ilişkisi vardır. Birbirine denk olmayan güce dayalı böyle ilişkiler kısa süreli, değersiz ve zayıftır. Çocuğu sadece güçle kontrol etmek, ilişkiyi baştan çürük temeller üzerine oturtmak demektir. Güçle kontrol, esir- sahip, diktatör- vatandaş ilişkisine benzer.

4. Güçlüyseniz bile er geç, gücünüzü kaybedersiniz. Her güçlü günün birinde zayıfı denetleyemez hale gelir. Ebeveynlerin, eskiden uslu bir çocuktu şimdiyse hiç dinlemiyor diye yakınmaları güçlerini kaybetmelerindendir. Çocuk usluyken birden asi oluvermemiştir. Ergenlikle beraber gücü ele geçirmeye başlamıştır.

Ceza ve ödülle denetlemek, cezaların ve ödüllerin tükendiği gün tükenmek demektir. Çocuklar bir gün ödüllerini kendileri elde edebilecek hale mutlaka gelirler. Cezayla başa çıkabilecek hale de. O zamana dek çocuğu başka bir şey ile kontrol etmemişseniz, şimdi kontrolü çocuğa verdiniz demektir. Çünkü artık güç dengesi çocuğun lehine işleyecektir.

5. Ceza ve ödülle denetlemenin bir sonucu da, güç kullanmanın sonuçlarıyla baş etmek zorunda kalmaktır. Bu durum gücü kaybetmeyi kolaylaştırır.

"Gençlerin ana babalarının kendilerini değiştirmelerine, kendi düşüncelerine göre biçimlendirmelerine ve kendilerince doğru saydıkları biçimde davranmaları için baskı yapmalarına karşı geldiklerini görürüz. Bunlar olup biterken ana babalar çocukları üzerindeki denetimi neden yitirdiklerini bilemez, şaşırıp kalırlar."

Çocuklar ve gençler, güçle kontrol edilmeye karşı mutlaka sizi hayli uğraştıran tepkiler verirler. Bir de o tepkilerle uğraşırsınız.

6. Ceza verme yönteminde önemli bir çelişki vardır. Uzmanlar sakın öfkeliyken ceza vermeyin diye uyarıda bulunurlar. Ceza vermeden önce kızgınlığınızın geçmesini bekleyin derler. Oysaki cezanın etkili olması için istenmeyen davranışın hemen ardından verilmesi şartına terstir bu. Beklerseniz ceza etkili olmaz, hemen ceza verirseniz öfkeniz yüzünden işin tadını kaçırabilirsiniz.

Evet bu maddeler, güçle yani ödül ve cezayla denetlemenin birkaç olumsuz yanı. Dahası da var ama şimdilik bunlar aklımızda kalsın.

Bu maddelerden anlaşılacağı üzere, çocuğa güç kullanarak söz dinletmek pek karlı ve akıllıca bir iş değil. Güç kullanarak yani dış etkiyle çocuğu yönetmek, hem çocuğa hem yetişkine çok zarar veriyor. Üstelik çocuğu sürekli ödül ve ceza gibi dış etkenlerle kontrol etmek, çocuğun iç etkenlerle kendini kontrol etme becerisini öldürüyor.

Ceza ve ödül vermenin çocukları terbiye etmede hiç yeri yok değildir,  bir yeri vardır muhakkak. Ancak bu sanılanın aksine çok küçük bir pay olmalı. Bizim son dönem toplumumuzda, çocuk ve gençlere o kadar yoğun dış denetim uygulanıyor ki, iç denetimleri eksik kalıyor. Oysa çocuk ve gençlerin terbiyesinde esas olan, iç denetimlerini geliştirmek olmalı. Dış denetim, ancak çok zaruri durumlarda, başka çare kalmadığında dikkatle uygulanmalı.

Çabamız, çocuklarımızı dışarıdan ödül ve cezalarla kontrol etmek yerine, kendi ödüllerini içlerinde kendilerinin bulmasını sağlamak olmalı… ve cezalarını da vicdanlarında hissedecekleri pişmanlık gibi duygularla kendilerinin bulmasını sağlamak olmalı… İnşallah.

* Alıntılar 'Çocukta İç Disiplin Mi, Dış Disiplin Mi?' isimli kitaptan yapılmıştır. Dr. Thomas Gordon, Sistem Yayıncılık

Bu yazı 726 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2009.04.03 tarihinde dedi ki :
Merhaba,Ben yorumdan ziyade soru sormak istiyorum.1 ay önce yuvadan 4 yaşında erkek çocuk evlat edindik.Tabi her anne baba gibi bizde oğlumuzu yanlış eğitmemek için size danışmak istedik.Bizde çok sabırlı ve anlatarak yola devam etmek taraftarı olan ebeveynleriz,ama bazen dinlemiyor ve etrafına zarar verebiliyor.Mesela dün ana okulunda öğretmenine saldırmış ve evdede bizim kediler ve köpeğimiz var,Özellikle iki gözü olmayan kedimize her fırsatta vuruyor,tabi kedimizde görmediği için korkuyor ve saklanıyor,oysa biz hayvan sevgisiylede yetişmesini istiyoruz.Biz sürekli anlatıyoruz,kendisinide çok sevdiğimizi ve hayvanlarında kendisi kadar tatlı olduğunu ve onlarıda sevmesini söylüyoruz.
Bu akşam küçük ceza verdik,oda banyodan sonra kremlenmeyi çok seviyor,bizde kediye vurduğu için kremlenmeyi hak etmediğini anlattık,ve cezalı olduğunu söyledik.Sitenizde cezalandırmanında doğru olmadığını okudum,bizim durumumuz çok özel olduğu için lütfen,bu konuda bizi bilgilendirirmisiniz.Tavsiya edebileceğiniz kitap EAN dışındada varsa önermenizi önemle rica ederim.
Çok teşekkürler
Nil Aktaş

BÜŞRA: Nil hanım, çocuğun bu davranışlarının sebebi sevildiğinden emin olmaya çalışması olabilir. Sizin yanınıza gelmeden önce neler yaşadığınızı bilemiyoruz.

Verdiğiniz ceza çocuğu çok zaruri bir ihtiyacından men etme şeklinde olmadığı için zararı olduğunu düşünmüyorum. Ve çocuğa yaptığının doğru olmadığını yeterince anlattıktan sonra bunu yaptığınız anlaşılıyor.

Sevilme ihtiyacından dolayı kediyi kendine rakip olarak görüyor da olabilir. Kediyi çocuğun yanında aşırı sevmezseniz daha iyi olur.

Çocuğa sevginizi göstermeye gayret etmelisiniz. Bunun en güzel yolu, samimi sevgi duygularınızı çocuğa ben diliyle ifade etmenizdir. Sitemizde ben diliyle ilgili yazı var. Arasıra sürprizler yapmak, birlikte vakit geçirmek de sevginin gösterimi için etkilidir.

Durumunuza temas eden bir kitap bilmiyorum. Bulursam siteye koyarım. Kolay gelsin. Sevgiler..
Nil Aktaş
busra 2008.11.26 tarihinde dedi ki :
ben oğluma hiç söz dinlettiremiyorum .ceza verme yönteminide uygulatamıyorum yumuşak dille konuşarak anlatabiliyorum sadece beni kızdırdığı yönler misafir geldiğinde benimle birlikte mutfağa geliyor misafirin yanında benimle uğraşıyor bana göre ilgi çekiyor .fakat oyuncaklarınla oyna odanda hadi bebeğim diyorum . güzel krelimeler telafuz ediyorum birde benimle uyuyor bensiz yatmıyor ne yapa cağımı bilmiyorum odasında yatmasını istiyorum ışıklandırıyoruz odasın tavanına yıldızlar koyduk loş ışıklı hiç sevmiyor odasını ne yapıcam zor dıurumdayım babası alıştırdı üşümesin üstünü açıyordiye alıştı uyuyunca götürüyorum uyanıyor beş yaşında zaten erkek

BÜŞRA'DAN CEVAP: çocuğa söz dinletmede ceza yöntemi işe yaramaz. çocuğum söz dinlemiyor yazısını okuyabilirsiniz.

uyku sornu için de, oğlunuzun odasında beraber uyuyun, o uyuyunca üstünü örtüp kendi odanıza gidin. sizin yanınıza gelirse bıkmadan şefkat göstererek her defasında onun odasına gidin beraber yatın, o uyuyunca kendi odanıza gelin.

çocuk uyandığında kendini odasında bulsun. bu şekilde zaman içinde alışır. kolay gelsin.
fatma etiğ taş
busra 2008.10.30 tarihinde dedi ki :
benim 3 yaşında bir tanecik oğlum var,kendisiyle aramız çok iyi Allah'a şükür ama bu aralar bir sorunumuz var.üst katta bulunan komşumuzunda 4 yaşında bir oğlu var.yakın olduğumuz için sürekli oynama bahanesiyle bize geliyor ama her gelişinde oğluma mutlaka zarar veriyor,dövmeden vurmadan duramıyor.çocuğum her seferinde ağlayıp beni dövdü diye yanıma geliyor.Kendine güvenini kaybedecek diye korkuyorum.sen de onu döv deyip dövüşe alıştırmak istemiyorum demiyorum da.ne yapacağımı bilmiyorum.bi fikir verirseniz çok sevinirim.Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun..

BÜŞRA'NIN CEVABI: Sen de onu döv tabiki demeyin. Ama çocuğun hem sizin evinize gelip hem de çocuğunuzu dövmesine izin vermeyin.

Ben olsam, evimize sıklıkla gelmesini engellemeye çalışırdım öncelikle. Bizim şimdi işimiz var, başka bir gün oynarsınız diyerek çocuğu evine geri gönderirdim sanırım. Her zaman bir işiniz olur mutlaka, yalan söylemiş olmazsınız, komşu çocuğuna ayrıntılı açıklama yapmak zorunda da değilsiniz.

Çocuk evinize ara sıra gelirse çocuğunuzu dövme ihtimali azalabilir. Sürekli görüşünce ise daha sorumsuz bir tavır takınabilir.

Sürekli gelmesini engelledikten sonra, geldiği zaman da çocukla konuşabilirsiniz. Yaptığınız konuşmaya önem verdiğinizi göstererek, çocuğun hizasına çömelip göz teması kurarak samimi olduğunuzu hissettirmeye çalışın. Şöyle diyebilirsiniz:

Birlikte oynamanızı istiyorum ama birbirinizin canını yakmanızı, bir yerlerinize vurup acıtmanızı istemiyorum. Oğlumun bir yeri acıyınca ben üzülüyorum. benim üzüldüğümü anlayabiliyorsun değil mi, ben onun annesiyim deyin çocuğu karşınıza alıp. Eğer birbirinizin canını acıtırsanız üzülürüm ve ÜZÜLDÜĞÜM İÇİN BİR DAHA İKİNİZİN BİRLİKTE OYNAMANIZI İSTEMEM demeyi deneyin. Ve oğlumun canı acıyınca o da seninle oynamak istemez diyebilirsiniz. Ve o sırada oğlunuzdan da bunu doğrulayan bir cümle alırsınız, öyle değil mi gibi bir soru sorarak.

Yani kısaca o çocuğa duygularınızı anlatabilrisiniz, o çocuğu kesinlikle suçlamadan ve yargılamadan. Ben iletisi göndererek hislerinizi iletebilirsiniz. Ben üzülüyorum, gibi. Sen daha önce dövmüştün yine döversen demek yerine birbirinizin canını acıtırsanız gibi cümleler kullanın. Çocuğu yargılamayın, suçlamayın.Bu noktaya dikkat ediniz.

O çocuk bu söylediklerinizi önemseyecektir ama neticede çocuktur ve söylediklerinizi unuttuğunda söylediklerinizin etkisi de geçecektir. Oynarlarken kontrollü olun ve başta dediğim gibi çocuğun size gelme sıklığını azaltmaya çalışın.

Anneyle de görüşebilirsiniz bu konuyu uygun görürseniz, ama anne sadece çocuğa kızacaktır olsa olsa. bunun da yararı olmaz. kolay gelsin.
kevser
busra 2007.12.08 tarihinde dedi ki :
evet katılıyorum yazılanlara. Oğlumuz Zülfikara her bağırdığımda günün birinde benden güçlü olacağı aklıma gelir. Bu da beni endişelendirirdi. Endişem oğlumun ileride bana zarar verebilecek güce erişmesi değil, O'nun doğruya kendisi karar vermesi kabiliyetinin gelişmemesinden. Evet eşim güzel ifade etmiş ama insan sinirlenince de eli rahat durmuyor hani....
tahir
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

10. Ödüller Nasıl Verilmeli?

12.Ödül Yöntemine Güvenebilir Miyiz?