Ekleyen : busra
Tarih : 2008.03.18 00:00:00
Evdeki huzur

Cinsel Eğitim: Ne Zaman ve Nasıl?



Cinsiyet Eğitimi Doğumdan İtibaren Başlar

Konferanslarımda, katıldığım radyo ve televizyon programlarında ana-babaların sıklıkla sorduğu soru şu: Çocuklarımıza ne zaman cinsiyet eğitimi vermeye başlamalıyız? Cevabım: Doğumdan itibaren. Bu cevap soru sahiplerini şaşırtıyor elbette. Evet, tekrar ediyorum, cinsiyet eğitimi doğumdan itibaren başlar.

Bir annenin yeni doğan bebeğin altını temizlerken hoşnutsuzluk göstermesi, yüzünü ekşitmesi daha ilk günden itibaren çocuğa cinsel bölgenin tiksindirici birşey olduğunu telkin etmektedir. Bebek, vücudunu tanımak için ayaklarına, başına, kulaklarına dokunduğu gibi; cinsel organına da dokunur. Bunun tuhaf hiçbir yanı yoktur. Eğer bebek cinsel organına dokunduğu sırada anne bebeğin eline vurur veya elini tutup zorla cinsel bölgeden uzaklaştırırsa, yine olumsuz kanaatler edinmesine sebep olacaktır.

Çok kere çocukların cinsel organlarıyla oynadığını gören anne ve babaların sert tepki gösterdiğini, "Çek elini oradan, ne kadar ayıp!" dediğini görmüşsünüzdür. Bu, çocuğun hak etmediği bir ayıplamadır. Anne baba, bu davranışı yasaklama yerine, sebepleri üzerinde durmalıdır. Çocuk neden elini cinsel organına götürür? Temizlik ihmalinden dolayı çocuğun cinsel organı mantar kapmış olabilir. Bu da kaşıntıya sebep olacağından, çocuk farkında olmadan elini cinsel organına götürür.

Yine çocuklar oyuna daldığı zaman tuvalet ihtiyaçlarını unuturlar. Çünkü oyun çocuğun en ciddi işidir. O ciddi işi bırakıp tuvalete gitmezler, ellerini cinsel organlarına bastırarak tuvalet ihtiyaçlarını ertelemeye çalışırlar.

Anneler, cinsiyet eğitiminde en büyük yanlışlığı çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışırken yaparlar. Çocuğun altını temizlemekten ve bez değiştirmekten kurtulmak için baskı uygularlar. Bu baskıya uymayan çocuğu ayıplayarak, tehdit ederek, korkutarak veya ceza vererek amaçlarına ulaşmaya çalışırlar. Başvurdukları bu araçlar fıtrata ve çocuk onuruna aykırı olduğu için işleri daha da zorlaşır.

Normal olarak bir çocuk, fiziksel ve sinirsel gelişimine paralel olarak, tuvalet kontrolünü gündüzleri 2-3 yaşlarında, geceleri 4-5 yaşlarında kazanabilir. Bundan önce yapılacak zorlamalar çocuğu güç durumda bırakır. "Yine mi altına kaçırdın, pis çocuk! Bir daha çişini haber vermez, altına kaçırırsan pipini yakarım!" gibi suçlayıcı, küçük düşürücü sözler çocuğun cinsel ve boşaltım organlarından nefret etmesine, aşağılık duygusuna kapılmasına, vücudundan utanmasına sebep olacaktır. Bu da, ilerleyen yaşlarda değişik cinsel sapmalara zemin hazırlayabilir.

Cinsiyet Eğitimi Sırasında Yapılan Yanlışlar


Sevginin açamayacağı kapı yoktur. Sevgi, eğitimin sihirli anahtarıdır. Allah, en vahşi hayvanlarda bile, bebek ana rahmine düştüğü andan itibaren hormonlar eliyle anneye sevgi ve şefkat depolar. Bebeğini sevmeyen bir anne düşünemiyorum. Ancak bazı anneler eğitim eksikliği, ailevî problemler ve geçim sıkıntısı yüzünden bebeklerine sevgilerini ifade edemezler. Bir çocuk sevildiğinden ve kendisine değer verildiğinden emin değil ise, emin oluncaya kadar koyduğunuz kuralları çiğnemeye ve sizinle çatışmaya devam edecektir.

Çocuğun cinsiyet eğitiminde anne babaların birbirlerine karşı davranışları da çok önemlidir. Evlenme yaşına geldiği halde bir türlü evlenmeye razı edilemeyen genç bir kızımızla yaptığımız görüşmede, kocası tarafından devamlı horlanan, küfür ve dayağa muhatap olan bir anne modelinin genç kızda evliliğe karşı olumsuz duygular kazandırdığını ortaya çıkarmıştık.

Çocuğunuzu Yatağınıza Almayın

Anne-babaların çocuğu yataklarına almaları ve bunu alışkanlık haline getirmeleri kesinlikle yanlış bir davranıştır. Anne baba ile aynı yatağı paylaşmaya alışan bebeklerde bağımlılık duygusu devam etmekte ve kişilik gelişimleri gecikmektedir. Olayın bir de cinsel mahremiyet boyutu var. Çocuk her zaman uykuda olmayabilir. Gözü kapalıdır, ama uyumuyordur. Uyumayan çocuk anne-babanın mahrem konuşmalarına ve ilişkilerine kulak misafiri olabilir. Yahut âniden uyanabilir. Her iki halde de cinsel mahremiyet zedelenmekte, çocuğun cinsel ilişki hakkında yanlış kanaatler edinmesine ve çocuğun ruh sağlığının bozulmasına sebep olunmaktadır.

Anne babalara bebeği yataklarına almamalarını ve dört yaşından sonra da odasını ayırmalarını tavsiye ediyoruz. Aynı odayı paylaşan çocuklarınız varsa, ön ergenliğe ulaşan (13-14 yaşına gelen) çocuğun odasını da ayırmalısınız. Kişilik gelişiminde mahremiyetin önemi büyüktür. Sizin odanız nasıl mahrem ise, gencin odası da mahremdir. Kapıyı vurmadan odasına girmemeli; çantasını, çekmecelerini, ceplerini, cüzdanını, hatıra defterini karıştırmamalısınız.

Çocuğun Sorularına Cevap Vermek Zor Değildir


Cinsiyet eğitiminin güçlüklerinden biri de anne-babaların çocukların sorularına nasıl cevap vereceklerini bilememeleri. Bunun da sebebi, olaya yetişkin gözüyle bakmaları. Çocuk uzun açıklamalardan ve detaylardan hoşlanmaz. Siz, bir soruyu bilimsel olarak detaylarıyla anlatmaya başladığınız an, çocuk sıkılıp başka şeyle meşgul olmaya başlayacak, belki sorusunu bile unutacaktır. Cevaplarınız çocuğun seviyesine göre, kısa ve anlaşılır olmalıdır.

Çocuğunuz cinselliğe ait bir soru sorduğunda telaşa kapılmanın, kızarıp bozarmanın veya konuyu değiştirip onu atlatmaya çalışmanın bir yararı yoktur. Böyle yaptığınız takdirde çocuk cinselliğe ait konularda size soru sormayacak, bu ihtiyacını başka kanallardan gidermeye çalışacaktır.

Çocuklar bazen oyun oynarken odanın kapısını kapatır, yaptıklarının görülmesini ve konuştuklarının duyulmasını istemezler. Kapıyı kapattıkları zaman, ihtimal, anne-baba oyunu oynamakta, veya gördükleri-duydukları şeyleri anlatmaktadırlar. Böyle bir durumla karşılaşırsanız, telaşa kapılıp odalarına girmeyin. Bu davranışınızla onlara güvenmediğinizi göstermiş olursunuz. Eğer çocuğunuza sağlıklı ve doğru bir eğitim veriyorsanız korkmanıza gerek yoktur.

Çocuğun cinselliğe ait sorularına cevap vermenin zor olmadığını söylemiştik. Burada esas olan, çocuğun sorularına cevap verirken takınacağınız tavırdır. Eğer cevap verirken yumuşak bir ses tonu kullanır, rahat hareket ederseniz, çocuk da kendisini rahat hissedecektir.

Bunu bir örnekle açıklığa kavuşturalım. Diyelim ki, çocuğum bana "Baba ben nereden geldim?" şeklinde bir soru sordu. Cevabım aşağı yukarı şöyle olurdu: "Bir çocuğun olabilmesi için anneye ve babaya ihtiyaç var. Annesiz babasız çocuk olmaz. Anne ve baba çocuk sahibi olmak istedikleri zaman birlikte dua ederler. ‘Allah’ım bize bir bebek ver!’ derler. Allah da onların duasını kabul ederse, annenin karnına minicik bir bebek koyar. Bebek burada büyümeye başlar ve annesinin sütünü emecek kadar büyüdüğü zaman kımıldayarak anneye haber verir. Baba anneyi hastaneye götürür. Orada doktorun ve ebenin yardımıyla anne bebeğini doğurur."

Eğer hastanenin, doktorun ve ebenin görevini merak ederse kısaca açıklarım. Yine, "Bebek nereden çıkar?" şeklinde bir soru sorarsa, Allah’ın anneleri buna göre yarattığını, doğum sırasında Allah’ın annelerin karnına bir genişlik verdiğini, bebeğin bu şekilde doğduğunu söylemekte bir mahzur yoktur. Anlattığımız şeyler basit ve doğru bilgiler olmalıdır.

Çocuklar erkeğe ve kadına ait cinsiyet farklılıklarını da merak ederler. Bir kız çocuğu, erkek kardeşinde olan şeyin kendisinde niye olmadığını sorabilir. Bunun bir eksiklik olduğunu veya Allah tarafından cezalandırıldığını düşünebilir. Böyle bir soru ile karşılaşırsak, anne ve baba rollerine gönderme yaparak açıklamayı kolaylaştırabiliriz. Eğer daha önce yukarıdaki soruyu cevaplamış isek işimiz daha da basitleşir. "Kardeşinde olan şey sende yok; çünkü Allah kız çocuklarını büyüyünce anne olabilmesi için erkek çocuklardan farklı şekilde yaratır" cevabı yeterlidir.

Bebeğine süt emziren bir kadını, meselâ kendi annesini gördüğünde soracağı muhtemel sorulara da, yine annelik rolünü açıklayarak cevap verebiliriz: "Annelerin göğüsleri babalarınkinden farklıdır. Allah bebeklerin beslenmesi için anneleri öyle yaratmıştır. Çünkü bebekler daha küçük oldukları için yemek yiyemezler, annelerinin sütünü emerek büyürler" şeklindeki bir cevap çocuk için pekâlâ ikna edici olacaktır.

Pedagog Ali Çankırlı, Zafer Dergisi

Bu yazı 1775 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2011.02.07 tarihinde dedi ki :
benim 2.5 yaşında bir oğlum var.oğlum genelde şımardığı zaman kadınsı hareketle yapıyor kıvırarak yürüyo herşeyi değişiyor illa topuklu ayakkabı gördüğü zaman giyinmek istiyorvss..bunun gibi davranışlar sergiliyor ne yapmalıyım..

Sitemizde sorunuza cevap olabilecek yazılara bakabilirsiniz. Sorunuzu soru cevap panosunda sorabilir, benzer sorulara verilen cevaplara göz atabilirsiniz. Çocuk bu yaşta herşeyi deneyebilir. Müdahale etmeyin, ederseniz bu davranışlarına yerleşmesine neden olabilirsiniz.
ESRA
busra 2010.11.25 tarihinde dedi ki :
merhaba büşra hanım, yazıda çocuğu yatağınıza almayın yazıyor ve 4 yaşından sonra da odasını ayırın diyor....4 yaş çok geç değil mi? bu konuda farklı uzmanların farklı önerileri oluyor ama benim araştırdığım kadarıyla genelde ilk 6 ay aynı odada yanı başınızda beşiğinizde dursun rahat emzirin deniliyor...6.aydan sonra da yavaş yavaş kendi odasına geçiş yapabileceği söyleniyor....tabi bu her ailenin maddi manevi durumuna göre değişir ama en geç 1.5 yaşında çocuğun kendi odasında yatabilmesi lazım yoksa sonrasında alıştırmak çok daha zor olacaktır diye psikologların önerileri oluyor.....
ben kızımı ilk 6 ay yatağımın kenarında kendi beşiğinde yatırdım sürekli emzirme durumundaydık çünkü...ama bir yandanda odası vardı hazırdı...sabahtan akşama kadarki uykularınıda hep kendi odasında uyudu yani odasına da alıştı öte yandan....6.aydan sonrada hemen yanımızdaki kendi odasında yatırdım ağlasa sesini duyuyordum zaten...hiç zor olmadı kendi odasını zaten tanıyordu hiç ağlama durumu olmadı... emzirirken yatakta emziriyordum sonra kendi yatağına koyuyordum....dolayısyla kızımın hiç yanımızda yatma isteği olmadı...böylesi çok sağlıklı diye düşünüyorum...şimdi 39 aylık kızım...kızımız benimle yatacak diye eşimle hiç düzenimizi değiştirmedik...kendi cinsel sağlığımız ve çocuğumuzun sağlığı için bu çok önemli...ben çevremde duyuyorum 6 yaşında çocuk hala annesiyle yatıyor baba diğer odada yatıyor....genelde çalışan anneler vicdan azabıyla bunu kabul ediyor ama çocuklarına iyilik yapmadıklarını düşünemiyorlar...herkese tavsiyem çocuğunu kendi odasını kendi eşyalarını bilmesi tanıması kendi mahremiyeti ve annesi babasının mahremiyeti olduğunu öğretmek gerekiyor....çocuğa düzeni öğretmek açısından da iyi oluyor...kızım odasını kendi toplar mesela...giysilerini dolaba koyar.. herşeyin yeri bellidir....zor olsada bazı alışkanlıkları küçükken kazandırmak büyüdüklerinde bizim için de kolaylık sağlar....

Bu konu hakkında yakında bir yazı gelecek.
filiz demir
busra 2010.11.24 tarihinde dedi ki :
5 yaşında bir kızım var.kızım dudaktan öpme ve öpüşme konusunda çok meraklı ve arkadaşlarıyla bunun denemelerini yapıyor. televizyondaki diziler arasında gösterilen öpme sanelerindekileri uyguluyor.ben bu konu hakında çocuguma nasıl bilgi vermem gerektiğini ve bundan nasıl vaz ğeçireceğimi bilmiyorum.

Ben de bilmiyorum. Konuyla ilgili yazı bulursam sitede paylaşacağım. İsterseniz sru cevap panosunda sorunuzu sorabilirsiniz.
sibel altundiş
busra 2010.11.09 tarihinde dedi ki :
sevgili büşra
dikkat ederseniz yalnızca bebek nerden çıkar sorusu allah ile anlatılmamış her sorunun cevabı allah ile yanıtlanmış allah da soyut bir kavram ve din eğitimi de ayrı bir konu bu bakımdan bence yine karışıklık yaratır çocuğun içdünyasında. yanlış anlaşılmak istemem ama basit bilimsel başka bir yolu olmalı ki araştırınca bulabiliyoruz. sonuçta siz de bir annesiniz uzman değilsiniz size uygun gelen açıklamaları sitenize koymanız çok normal. beğenen uygular beğenmeyen bu konuda başka yaklaşımları değerlendirir. bu yazıyı doğru bulmasamda diğer başlıklar son derece eğitici.
ezgi ceyda
busra 2009.07.29 tarihinde dedi ki :
bir soru sormak istiyorum
Merhaba nasılsınız sizin yazdıklarınızdan ve ve sitenizdeki yazılarınızdan çok şeyler tecrübe ediniyorum.
Her konuda bilgi vermeye çalışıyorsunuz çok teşekkür ederim.Benim bir sorum olacakdı.4 yaşında bir kızım var.Aslında fikir almaya çalışıtığım konu cinsellik üzerine. Ona anlayabileceği şekilde anlatmaya çalışıyorum.Ama benim sorum biraz daha farklı çok yakın görüştüğüm bir arkadaşım var.ailecek görüşüyoruz.Onunda bir oğlu var aynı yaştalar. Oyun oyunuyorlardı.Oturduğum yerden onların oynadıkları oda gözüküyor.bi ara fark ettim kapı kapalı havalar çok sıcak ben de neden odanın kapısı kapandı diye merak ettim gittiğimde cinsel organlarına bakar ken gördüm. nasıl bi tepki vermem gerektiğini bi an düşünemedim daha doğrusu ne diyeceğimi şaşırdım. ne yapıyorsunuz dedim hemen birbirlerini işaret ederek açıp bakalım dedik dediler . o an ne diyeceğimi şaşırdım ayıp öyle yapılmaz dedim ama çok fazla da bişey söyleyemedim.arkadaşım gayet sakin bi şekilde çocuk işte merak ediyorlar dedi ve gülümse di.eve geldikden sonra kızıma dedim anneciğim çok ayıp öyle yapılmaz eğer ayıp olmasaydı herkes çıplak dolaşırdı. ozaman kimse giyinmeye ihtiyaç duymazdı dedim arkadaşın olsa bile böyle bi şey yapılmaz dedim .
çok fazla tepkide vermek istemedim yanlış bi davranışda bulunmak da istemiyorum. siz böyle bi olay karşısında nasıl bir tavır sergilerdiniz. nasıl davramam gerektiği konusunda bana tavsiyelerde bulunursanız çok memnun olacağım.çok teşekkür ederim bana zaman ayırdığınız için. hayırlı günler dilerim.

BÜŞRA: böyle durumlarda çocuğa çok fazla tepki vermeden açıklama yapmak lazım ki öyle yapmışsınız.

ancak bu tür olaylarla değil de, gündelik hayatta çocuğun kendini koruması için refleks geliştirmesine yardımcı olacak şeyler öğretmek gerek. sitemizde çocuklar tacize karşı bedenini korumayı öğrenmeli yazısındaki tavsiyeleri uygularsanız, hem bu tür durumlarda çocuğunuz daha biliçli davranır hem de tacize karşı korunmuş olur.

yazıdaki bir çok şeyi uyguladıktan sonra oğlumda bu konudaki değişilkiği görünce çok şaşırmıştım. örn: çocuğun bedenin isadece kendine özel olduğunu anlaması için çiş kaka yaparken kardeşini yanına sokmamaya çalışıyorum. kendim de çocuğun yanında dikkatli davranıyorum vs. yazıyı okuyun neden bahs ettiğimiz anlayacaksınız. sevgiler..
inci
busra 2009.04.05 tarihinde dedi ki :
bence kimse kimsenin çocuğunu nasıl yetişyireceğine karışmamalı

BÜŞRA: bu da bir görüş :)
deniz
busra 2008.12.18 tarihinde dedi ki :
eylemena kardeşimi çok kınıyorum çocuklarını nasıl yetiştiriyor merak ediyorum kendi din görüşüne göre yetiştirsin ozaman neyin farkındaysa acaba
merve
busra 2008.08.21 tarihinde dedi ki :
bundan sonra sitenizi ASLA ziyaret etmeyeceğim.
eylemana
busra 2008.08.21 tarihinde dedi ki :
çocuğa vereceğim cevapların yüzde doksanının nedenlerini allaha bağlayacaksam benim işim kolay o zaman bir din alimi yetiştirebilirim yada her işini allah ile çözen bir insan yada anlamadığı bilmediği herşeyi allaha havale aden bir insan. lütfen ya birazdaha bilimsel olalım.

BÜŞRA'DAN CEVAP:

Eylem hanım,

Çocuğuna “Allah annenin karnına bir genişlik verir ve çocuk doğar” gibi açıklamalar yapmakta biraz bile Allah inancı olan bir ana babanın hiç bir sakınca görmeyeceğini düşünüyorum. Allah’a inanıyorsak, bunu çocuğa da anlatmanın ne mahzuru olabilir ki..

Eğer Allah’a inanmıyorsanız, böyle açıklamak zorunda da değilsiniz tabi başka bir açıklama bulabilirsiniz kendinize, saygı duyarım.. Ama sperm ile yumurta birleşti gibi bilimsel bir açıklamayı çocuk anlamayacaktır : ) cinsel ilişkinin detaylarından bahs etmek de çocuk için sakıncalıdır.

Vereceğimiz cevap, makul, doğru, basit ve anlaşılırsa sorun yoktur..

Bilim ve din konularına da biraz girelim:

Bilim ve din birbiriyle ilgisi olmayan iki zıt değildir..

Bilim kainatı var etmez, bilim sadece işleyen kainatın belli formüllere dayandığını keşf eder, yani düzenin varlığını ortaya koyar. Din ise kainatın gaye hedef ve anlamını izah eder.

Din ve bilimi birbiriyle yarıştırmak, birini diğerinin yerine koymak hata olur.

Ve hiçbir zaman, din bilimin çözemediklerini açıklama aracı değildir. Bilimin açıklayabildiklerinin dinle ilgisi yoktur gibi bir kabul de elbette ki yanlıştır. Bu konu üzerinde daha detaylı konuşulabilir, sitemizin konusu olmadığı için kesiyorum burada.

Çocuğa inandığımız gibi bazı şeyleri basitçe anlatmanın, din alimi yetiştirmekle ilgisi de olamaz tabi :)

“bundan sonra sitenizi ASLA ziyaret etmeyeceğim.” demişsiniz..

Benim için değişen bir şey olmaz, saygı duyarım. Ancak şöyle de bir düşüncem de var:

Modern ve medeni insan doğru kimde olursa olsun ona talip olan insandır.

Hayat görüşünü ve yaşam felsefesini doğru bulmadığım, aynı fikri taşımadığım insanların yazılarını ve faaliyetlerini merakla takip ediyorum.

Bir şeyi araştırmadan toptan kabullenmek nasıl bağnazlıksa, aynı şekilde ön yargıyla toptan reddetmek de aynı duruma düşürür bizi..

Hatalı bulduğumuz bir insanın elindeki doğruyu takdir edebiliyorsak gerçekten doğruları arıyoruz demektir. Sadece kendi tarafımızı doğru bulma eğilimindeysek ortaçağ insanından ne farkımız kalır?

Saygılarla…
eylemana
busra 2008.08.11 tarihinde dedi ki :
Leylekler vardı eskiden en azından o daha masumdu.
BÜŞRA'NIN NOTU: Ama yanlıştı...
cem
busra 2008.08.05 tarihinde dedi ki :
çok eğitici benimde iki çocuğum var hangi konularda nasıl davranacamı birazdaha bilinçlendim teşekürler.ÇORUM
edeviye ozubek
busra 2008.05.19 tarihinde dedi ki :
İlmi bir yazı.Faydalandım.Ön yargılarla ilgili doğru yorumlar var.Babalara ve annelere yararlı olabilir.Bana oluyor.Teşekkürler.
muzaffer
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Bayrak Yapalım, Çanakkale Şehitlerini Analım

Anne Ben Nereden Geldim?