Ekleyen : busra
Tarih : 2008.06.04 00:00:00
Bizden haberler

2 Çocukla Zor Günler, 18. ye Hamilelik Haberi



Bugünlerde bizim evde oğlumun çiş telaşıyla daha da zorlaşan anlar yaşıyoruz. Siteyi güncelleyememekten korkuyorum bu telaşların içinde. Siteye yeni bir şeyler hazırlayamasam bile kendimi halimi anlatırım ben de dedim ve yazmaya başladım. Aynı anasayfayla karşılaşmaktansa halimi anlatan değişik bir ana sayfayla karşılaşsın ziyaretçilerim ve takipçilerim dedim.

Oğlumun tuvalet eğitimini geçen yaz taşınma yüzünden ve sonra kardeş doğduğu için kıskançlık yüzünden ertelemiştik. Zaten teşebbüs ettiğimizde de çok tepki göstermişti. Ancak son zamanlarda hazır olduğuna dair verdiği mesajlar üzerine tuvalet eğitimine başladık ve bezi çıkardık. Annem gittikten sonra başladık özellikle, oğlum annemin ve benim ayrı tuvalet muamelesinden etkilenmesin diye. Ve annemle alışıp annem gidince benimle devam ederse durum daha karışık bir hal almasın diye.

Tabi halıları topladık. Sadece salon halı fleks olduğu için salonu bizim oğlan çişini söyleyene kadar kullanmamaya çalışıyoruz.

İşte zorluklardan ve zor anlardan bazıları:

- 15 gündür emekleyen 8 aylık kızım halı olmayan yerlerde emeklemeye çalışıyor. Kaldırıp başka yere oturtuyorum altına bir şey serip ama bıraktığım an vahşi bir hayvandan kaçar gibi bir hızla yeniden emeklemeye başlıyor. Üşümesin diye kucakta tutmaya çalışıyorum araba koltuğuna koyuyorum ama tam etrafı keşf etme dönemim gelmiş beni haps ediyorsunuz der gibi isyanla ağlıyor.

- Dahası kızım sıralamaya çalışıyor yani ayağa kalkmaya uğraşıyor herhangi yüksek bir yere tutunup, düşerse kafası halısız sert yere gelecek mutlaka. Düşmesin ayağa kalkmasın diye ayrı bir uğraş?

- Böyle olunca oğlumun çişinin geldiği bir an kızı yalnız bırakırsam derinden bir viyaklama sesiyle irkilip ?Ay zührenur?a noldu? imgesiyle panik oluyorum.

- Ya da kızımla ilgilenirken oğlumun çişi gelirse ve anında koşamazsan oğlum çişini bırakıveriyor. Bu sabah kaka yapan kızımın poposunu çeşmede yıkarken oğlum çiş diye geldi, o an fırlamam gerekiyordu ama tam yıkamazsam pis sular damlayacak, kızımı yere buraksam yerde halı yok yatağa veya beşiğe koysam inanılmaz hareketli olduğu için anında yere düşüyor. 5 saniye sonra kucağımda kızımla oğlumun yanında geldim ki bizim oğlan koyuvermiş çişini korumaya çalıştığımız salon halı fleksinin üzerine.

- Tek dert çiş ve kakayla ilgili değil elbette. Kızımı uyutmaya çalışırken oğlum odadan çıkmıyor ve sürekli bir şeyler yapıyor. E tabi bizim cimcime ağabeyini izlemekten uyumuyor. Oğlum çık dışarı hadi bebek uyusun, bak bebek uyusun şöyle olur uyumazsa şöyle olur diye brifing veriyorum ama yok. Kapının dışına çıkarıp kapıyı kilitlesem vicdan mı dayanır, zaten ağlıyor durum iyice sarpa sarıyor.

- Aynı durum biraz farklılıklarla oğlumu uyuturken de geçerli. Oğlumu odasında öğlen uykusuna dalsın diye uğraşırken yan odadaki bebek oyuncakları pat pat bir yerelere vurunca, ağlayınca oğlum ?bebek oynuyo, bebek attı, bebek ağlad? gibi bebeğin ne yaptığını dinlemek ve rapor etmekten uykuya dalamıyor. Şu bebek 5 dk sessiz olsa da uyusa oğlum diyorum. Ve etrafta tıkırtı yapan ikinci bir yumurcak yokken çocuk uyutmak ne kadar da ballı bir şeymiş diyorum.

- Geceleri ayrı bir tiyatro. Oğlum süt için uyanınca bizim odaya koşuyor biraz mızıldanarak ve ağlayarak panikle dolu bir halde. Tabi bezi çıkınca çişini de söylemeye çalışıyor. Ama onun sesinden bebek de uyanıyor ve uzun süre ağlayınca katıla katıla ağlar ya bebekler daha başta o şekilde ağlamaya çalışarak. Oğlumu kucağıma almışken bebeği alayım önce de ağlaması kesilsin diye oğlumu bırakır bırakmaz bizim oğlan bebekten beter kendini yerlere atarak ağlamaya başlıyor. Babası alıyor babaya gitmiyor, ben bebeği aldım ya kıskançlık bu işte, illa bana gelecek. Bebeği bırakıp oğlumu kucağıma alıyorum ama bebek üç kat vahim bir ses tonuyla ağlıyor, yok olmadı ben yine bebeği alıyım derken loş ışıklı odada duyduğumuz bir şırıltı sesiyle oğlumun çişini salıverdiğini anlıyoruz.

Hay Allah bir de yer silme işi çıktı şimdi, bebek de hala ağlıyor, oğlum da işedi diye mahcup oluyor bir de onu teselli etme işi çıktı diye düşünüyorum?.

Gerisini anlatmıyım, bir iki saat içinde uykuya dalıyoruz.

- Hadi bu kadar istisnai anlar olmasın, daha normal bir ana bakalım. Mutfaktayız yemek yapıyorum Zührenur araba koltuğunda eline tahta kepçe gibi bir şey vermişim oynuyor. Bizim oğlan geliyor Zührenur?la oynamaya çalışıyor, gıdı gıdı yapıyor. Oğlum bebeği güzel sev dememe kalmadan, gıdı gıdılar patpatlara dönüşüyor, araba koltuğunu zelzelevari sallıyor ve bebek viyaklamayı basıyor. Bebeği kucağıma alıp bir şekilde sakinleştirip yerine bırakıyorum. Ama aynı durum ben bir yemeği yapana kadar 5-6 kere vuku bulunca ağabeyini görünce gene beni ağlatacak diye düşünen Zührenur, ağabeyini görür görmez çaresiz ve yardım isteyen bir ses tonuyla ağlamaya başlıyor.

Bunlar ilk aklıma gelen manzaralarımızdan bazıları. Şu çişli günleri bir atlatsak da biraz normale dönsek diye bakıyorum. Tuvalet eğitimi hikayemizi de ayrıca yazacağım.

Bu yazıyı şikayet ya da ay ne zormuş sadedinde yazmadım biliniz ki. Durumumu anlatmak ve siteyi neden güncelleyemediğime dair özür sadedinde yazdım. Çocukların hayatı zorlaştırdıkları ve bu yüzden az çocuk sahibi olmak gerektiği gibi anafikirlere ya da baba fikirlerine sinir olurum ayrıca. Evet çocuklarla zor günler yaşandığı doğrudur ama onlara ömür törpüsü gözüyle ya da sadece dert gözüyle bakmak gibi bir zalimliğe de düşmemek gerekir. Çocuklarımızın yaşattığı güzel duyguları bize başka hangi varlıklar yaşatmıştır ki düşünsenize. Çocuklarımızın yaşattığı kadar zorlu anları başka şeylerin yaşatmaması da normaldir.

Kendimizi bırakmazsak, şükür edebilirsek, biraz ortamdan sıyrılıp dışarıdan biz gözmüş gibi bakarsak güzel yanların daha fazla olduğunu çok kolay fark edebiliriz. Bugünlerde 4 çocuklu halimi düşünüp bu günkü halime çok şükr ediyorum mesela. 1 çocuklu halimin şu anki halime göre ne kadar şükr edilecek kolaylıklarla dolu olduğunu düşünüyorum. Demek ki şu halim de 4 çocuklu halime göre çok kıyak bir hal diyorum. 4 çocuklu halimi hayal ediyorum, birisi ödev diyor birisi çiş ve mamadan daha soyut ve karmaşık bir kalp sızısı probleminden dolayı ağlıyor mesela diye düşünüyorum, vay be şu anki halim iyiymiş diyorum, şükür ediyorum. Şükür polyannacılık değil, sanılanın aksine insanı reel dünyaya geri götürüyor. İnsanı mutlu ediyor ayrıca.

Evet mutluyum.

Bir de, insan nedendir bilinmez en güzel sonuçları en zor günlerinde alıyor sanırım. Bu günlerde daha çok şey yapmalıyım, şunları şunları da yapmalıyım diyorum hep. Bir şeyler yapma isteğim arttı. Siteyle ilgili bir sürü yenilik düşünüyorum. Ayrıca henüz başlangıç aşamasında olan çok farklı bir proje için kafamda fikirler teoriler cirit atıyor. Geceleri uykusuz kalmak onlarla uğraşmak istiyorum hatta?

Burada bitsin. Çocuklar uyurken koyayım yazıyı siteye?

Sahi, hani 17 çocuklu bir aile vardı ya, sitede tanıtmıştım. İşte 17 çocuğun annesi şimdi 18. ye hamileymiş biliyor musunuz? Benim 2 çocuk hikayeleri ne kadar da basit kaldı şimdi değil mi? Şu videoyu izleyin bakın, açılan sayfada resmin üstüne tıklayın videonun başında reklam gelebilir biraz bekleyin:

http://www.msnbc.msn.com/id/24537885/

Haber yapmışlar bu aileyi. Spiker kadın diyor ki videonun başında:

You think you were tired ?

?Yorgun olduğunuzu mu düşünüyorsunuz??

Anneye de bir bakın hiç 17 çocuk annesi gibi duruyor mu?

Bu yazı 1166 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2009.01.08 tarihinde dedi ki :
28 aylık kızım bu aralar çok kıskanç ve hırçın geceleri sebebsiz uyanarak ağlamalar.bana bu aralar çok düşkün olmalar. vurmalar kırmalar çok çok hırçın ne yapabilim çok bunalıyorum. şimdiden teşekürler.

BÜŞRA'DAN CEVAP: 2,5 Yaş Çocuğum Çok İnatlaşıyor, Zarar Veriyor? yazısına bakınız.
ayşe şahin
busra 2008.06.20 tarihinde dedi ki :
Fatmanur hanım,

Bu tür konularda sonuç almayı ve sorunların azalmasını çok istiyor insan ama biz anne babaların bilmesi gereken en önemli şeylerden biri şu ki böyle sorunların bitmesi süreç istiyor. Öncelikle uzun bir süreç ve gayretlerimiz sonrasında olumlu sonuçlar elde edebileceğimizi bilmek gerekiyor sanırım.

Kıskançlığa çözüm için Yapılabilecekler yazısında kıskançlığın kötü bir duygu olmadığını anlamak diye bir başlık vardı. Bizlerin değerlendirmesi gereken bir nokta da insana verilen bu tür özelliklerin insanın duygusal gelişimi için çok hikmetler barındırdığıdır. Kıskançlık çocuğun bazı şeyleri anlamasına sebep olacak bir duygu, tabi biz yanlış yönlendirmeler yapmazsak. Kendisinin tek ve yekta olmadığını, anne babanın sevgi verdiği kendisi gibi başka bir varlığın da bulunabileceğini, bunun kendisinin sevilmesini engellemediğini, hoşuna gitmese ve rahatsız olsa da bazı oyuncakları vs.yi paylaşması gerektiğini, kendisine gösterilen ilgiye ortak çıkan bir varlığa zaman içinde sevgi ve şefkat duymayı öğrenir mesela. Böylece geçim denilen zor işi öğrenerek kaliteli bir sosyal özellik de kazanır. Bunlar kıskançlığın getirdiği ilk aklıma gelen faydalar, çok faydası vardır. Yeter ki biz büyük yanlışlar yapıp işi tersine çevirmeyelim.

İkinci çocuğum olduğunda en çok sorulan soru şuydu: Napıyor kıskanıyor mu? Çok zor değil mi? Bu soruda keşke kıskanmasa, keşke her şey düz gitse, böyle bir sorun olmasa kaygısı vardır. Ama aslında bu gerçekçi olmayan bir kaygı. Yukarıda da değinmeye çalıştığım gibi kafamızdan bu kıskançlık ne zor ne kötü fikrini atmamız gerekiyor. Bu fikri atmak biraz da kıskançlığın getirilerini düşünmek ve hedeflemeye çalışmakla olacak herhalde.

Bir, küçük geldi diye büyüğe olan sevgimizin asla azalmadığını olabildiğince göstermek ve iki; büyüğün küçüğü sevmesini sağlayarak bu hedeflere ulaşabiliriz kanaatimce. Bebeği emzirmek için kucağıma aldığımda veya altını alırken, annem şimdi bebekle ilgileniyor ya ben ne olacağım kaygısı taşıdığını anladığım oğluma özellikle ben bebekle ilgilendiğim sıralarda seni çok seviyorum oğlum biliyor musun, gel seni bir öpeyim, gel sen de anneyi öp gibi şeyler söylemeye başladığımdan beri bu kaygılı bakışları oldukça azaldı. Bu bizim yöntemimiz, başka çocuklara başka şekilde de gösterilebilir. Her anne baba bebek geldi diye büyüğe olan sevginin azalmadığını bir şekilde göstermeye çalışmalı.

Kardeşler arasındaki ilişkiyi geliştirmek için de elinden geleni yapmalı. Oyun kurmak ve oynatmak bu geliştirme işinde annenin kullanabileceği faydalı bir yöntem. Bebekle oyun oynamaya başladığından beri oğlumun saldırganlığı da azalmaya başladı.

Bir çok kaynakta kıskançlık sorunu için büyük çocuğun babayla birebir vakit geçirmesinin iyi bir ilaç olduğunu okudum. Babanın meşgulse kıskançlık sorunu artıyormuş.

Asıl sorunuzun cevabına gelecek olursak,

Vurma yasağı koymalı ve büyük çocuğa, yaptığına razı gelmediğimizi bir şekilde iletmeliyiz.

Duygusal davranmaktan ve aşırı öfkeden kaçınmalıyız.

Olaydan sonra dikkatimizi saldırgan büyük çocuğa değil kurban olan küçüğe yönlendirmeliyiz. Büyük çocuğa daha çok yönelip kızarsak, bu yolla ilgi çekmeyi ona öğretmiş oluruz. Ancak büyüğe kendisini sevdiğimize dair mesajı daima vermeliyiz.

Büyüğe etiketlememeli, hep zarar veriyorsun, ne kadar kötüsün, acımasızsın gibi tabirler çocuğa bu rolü kabullendirebilir.

Kavgadan sonra küçüğü bir yerde bırakıp büyüğü kardeşinden uzak kalsın diye yanımıza alıp ödüllendirmemeliyiz.

Geceleri büyüğü yatırırken kendisini çok sevdiğimizi söylemeli ve bu yönde mesajlar vermeliyiz. (Bu da bizim için çok faydalı oldu. Hem rahatlıyor çocuk hem de sanırım gece vakti bilinç altına yerleşiyor.)

Çocuğa zorla özür diletmek rol yaptırmak yerine duygularını anlatmasına teşvik etmeli.

Sürekli zarar verme varsa onları meşgul edip dikkatlerini yönlendirmeli, mümkünse ayrı ayrı odalarda tutmalı.

Kavga sebebi olan şeylerden kurtulmalı. İlk çocuğu ikincinin istilasından korumalı. Ona ayrı bir oyun yeri hazırlamalı. (Bugünlerde hı ha hı ha diye heyecanlı sesler çıkararak emekleyen kızım ağabeyini oyununa dalıp her şeyi çekiştiriyor. Bu istila ne demek çok iyi biliyorum.)

Çocukları birbiriyle kıyaslamamalıyız. Farkında olmadan söylediğimiz bazı şeyler de kıskançlık sebebidir.

Oynama ve işbirliği çabalarını takdir etmeli.
Bu maddelerin bazılarını kendi tecrübelerimden bazılarını da İkinci Çocuk kitabından yararlnarak yazdım. Orada güzel bir tavsiye de yapılmış:

Chaim Ginott Between Parent And Child adlı kitabında yararlı bir tavsiyede bulunmaktadır. (fakat bunu uygulamak için büyük bir sabır ve gülmece anlayışı gerekmektedir.) Çocuklara olmasını istediğiniz çocuklarmış gibi davranın. Saldırgana bağırmak yerine, ona insanları ikna etmekte ve konuşmakta başarılı olduğunu, isterse kibar davranabileceğini söyleyin.

Son günlerde bebeğin takiplerinden ve oyununu bozmasından sıkılan oğluma oğlum bebek yanına gelirken beni çağır, ben onu alırım seni rahatsız etmesin diyorum sürekli. Bu kısmı okuyunca aklıma geldi. Bebek büyüğün ne dediğini anlayan dek, büyük rahatsızlıklarını bize iletebilmesi ve çözüm bulacağımızı bilmeli.
Aklıma gelen her şeyi yazdım, umarım faydalı olur. Size de kolay gelsin Fatmanur Hanım.
büşra karaca
busra 2008.06.20 tarihinde dedi ki :
büşra hanım merhaba siteniz gerçekten güzel ve paylaşımlarınız dikkate değer.ben hamile bir bayanın ve bankada çalışıyorum .Allahnasip ederse ilk çocuğum.şuan gelecekle ilgili endişelerim var. acaba ileride çalışırsam çocuğuma haksızlık etmiş olurmuyum.gerçi bebğime annem bakıcak ama şu an bu düşünceler bana sıkıntı veriyor.bu konuda bana tavsiyleriniz nelerdir.site için tekrar tebrik ediyor baiaşrılarınızın devamını diliyorum

büşradan cevap:sitede annelerin calismasi ile ilgili bir yazim var onu okuyabilirsiniz.

calisan anne arkadaslarim da var, calisan anneler de annedir sonucta. ancak benim fikirlerim annelerin calismamasi yonunde.
nura
busra 2008.06.12 tarihinde dedi ki :
ben kardes kiskancligi konusunda birsey sormak istiyorum. 3 yasini mayista bitirmis olan kizim 10 aylik olan ogluma dogdugundan beri zarar verme egiliminde. psikolojik tedbirlere riayet etmeye calistik hep aslinda iste bebegi onun yaninda cok sevmeme, buyukle ozel vakit gecirme vesaire.. ama bu zarar verme egilimi kizimin engel olamadigi bir duygu sanki. beni uzen bu durumun gun boyunca surekli devam ediyor olmasi. onlari yalniz biraktigim hemen her an bir aglama sesiyle sonuclaniyor. artik ne tepki verecegimi sasirmis durumdayim. cunku sonucta hicbirsey degismiyor.bazen hicbir sey olmamis gibi davraniyorum bazen dayanamiyorum ceza veriyorum. sizin arastirmalariniza gore en uygun tepki nedir? tesekkurler..
büşranın notu: fnur hanım, sorunuzu vaktim olduğunda yanıtlayacağım. ilginiz için teşekkürler.
fnur
busra 2008.06.11 tarihinde dedi ki :
Selam...gerçekten hoş bir siteniz var,samimiyetinizle paylaşımlar sunmanız beni çok etkiledi,teşekkür edip;başarılarınızın devamını diliyorum.
Bütün annelerin de Allah yardımcısı olsun
edebetalip
busra 2008.06.06 tarihinde dedi ki :
müthişsiniz o kadar rahatladım ki 6yaşve 20 aylık 2 oğlum var küçüğü çişe alıştırmak istiyorum o da istiyo ama korkuyorum beceremicem gibi geliyo ve sizin yazınızı okuyunca şükrettim benim böyle ağır sorunlarım olmadı şuan sorun saydıklarım içinde utandım allah razı olsun çok şükür
limon
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Yalan Yakalamak

Çocuğuma Nasıl Tuvalet Eğitimi Vermeliyim?