Ekleyen : busra
Tarih : 2008.08.26 00:00:00
Notlarım

21. Ceza Vermek Uzmanlık Gerektirir



Çocuğa lafını dinletmek istiyorsan vereceksin sopayı, şöyle mi davransam böyle mi diye düşünmeyeceksin, eğitimle falan uğraşmayacaksın diye düşünen ana babalara hitap eden yeni bölümümüz: “Ceza’nın Tehlikeleri ve Yetersizlikleri”

İşin öyle olmadığını, sürekli ceza ve şiddet gören çocuğun çetrefilli kişilik bozuklukları, ahlak sorunları yaşadığını, cezaya karşı verdiği isyankar tepkilerle yetişkinlere hayatı zehir ettiğini göreceğiz.

Hiçbir ana baba çocuğuna zarar vermek istemez tabiî ki ama ödül yönteminin işe yaramadığını gören ana babalar (neden işe yaramadığı önceki yazılarda ayrıntılı işlendi) ceza yöntemine başvuruyorlarmış.

“Cezada psikologların görünüm geçerliliği adını verdikleri bir durum vardır; yani ceza görünüşte işe yarar gibidir. Sürper markette ana/babasının poposuna tığı bir tokadın ardından çocuğun istenmeyen davranıştan vazgeçtiğini herkes görmüştür. Sınıf işinde de öğretmenin cezalandırma tehdidiyle çocukların yaramazlığı, bir süre için bile olsa engellenebilir. Bu nedenle cezalandırmayla tehdit etme ya da cezalandırma, çocukların davranışlarını bir süre için değiştirir. Ancak cezanın işe yaraması ve etkisini kaybetmemesi için bazı özel koşulların var olması gerekir. Ancak anababaların ve öğretmenlerin bu koşulları yerine getirmeleri sanıldığı kadar kolay değildir”

Kitapta ceza vermek, ceza konusunda uzun incelemeler ve deneyler yapan uzman psikiyatrların işidir deniyor.. Onlar özel klinik ortamlarda bazı sorunlu gençlerin davranışlarının değişmesini ceza vererek sağlayabiliyorlarmış. Ana babalar ise ceza konusunda uzmanlık eğitimi almadıklarına göre, cezalarının etkili olabilme şansı yok. Çünkü ceza yöntemi aşağıdaki koşullara her zaman uyulduğu laboratuar benzeri bir ortam ve sürekli denetim gerektiriyormuş.

Koşullar şunlar:

1.Bir kez cezalandırılan davranış her zaman cezalandırılmalıdır.
2.Ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir.
3.Ceza başka çocukların yanında verilmemelidir. (Verilirse çocuk utanabilir ve cezayı veren karşı saldırgan davranabilir.)
4.Cezalandırılan davranış hiçbir zaman ödüllendirilmemelidir.
5.Çocuklar çok şiddetli cezalandırılmamalıdır. (Şiddetli cezaya çarptırılan çocuklar içe kapanır. Denemekten vaz geçer, okulu terk eder, evden kaçar, takımdan ayrılır, alkol ya da uyuşturucuya sığınır.)


Şimdi bakalım acaba ana babalar ve öğretmenler bu koşulları neden yerine getiremiyorlar?

1.Bir kez cezalandırılan davranış her zaman cezalandırılmalıdır.

Bir gün çok kızgın olduğumuzda cezalandırdığımız bir davranışı mutlu olduğumuz bir gün görmezden gelebiliriz veya fark etmeyebiliriz bile. Çünkü biz ana babalar birer insanız. Öğretmenler de öyle. Aynı davranışı her zaman cezalandırmayız, cezalandıramayız.

2.Ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir.

Bu durumda ana babalar ve öğretmenler çocuğun kötü davranışına ceza vermek için tetikte bekleyecektir. Çünkü davranışın hemen ardından verilmelidir. Bu durum yetişkinleri garip duruma düşüreceği gibi, mutlaka ceza vermeden geç kaldıkları ve düşünüp tereddüt ettikleri olacaktır.

Ayrıca daha önceki bir yazıda geçtiği gibi, cezayı istenmeyen davranışın hemen ardından verin kuralı ile eğitimcilerin ana babalara yaptıkları “sakın öfkeliyken ceza vermeyin” tavsiyesi çatışır. Hemen ceza vermem için öfkeliyken ceza vermem lazım ama beklersem de ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmeli ilkesine uyamam. Çelişki..

3.Ceza başka çocukların yanında verilmemelidir.

Bir öğretmen öğrenciyi mutlaka arkadaşlarının yanında cezalandırmak zorunda kalır, bu kurala uyamaz. Ana babalar da bir kere cezalandırılan davranış her zaman cezalandırılmalı kuralını ve hemen ardından verilmeli kuralını uygulayayım derken çocuğu arkadaşlarının yanında cezalandırmak zorunda kalacaktır.

4.Cezalandırılan davranış hiçbir zaman ödüllendirilmemelidir.

Kitapta bir davranışı anne cezalandırırken baba ödüllendirebilir konusunda bir örnek verilmiş. Bizim evden güncel bir örnek vereyim ben de size. Oğlum bebek kardeşinin üstüne plastik havuzu kapatıyor ve çocuğu korkutuyor, ağlatıyor. Ben kızıyorum, sinir oluyorum. Gıcıklık hastası olan ve kendisi de inanılmaz gıcık olan babamız ise, aferin oğlum öğreniyorsun gıcıklığın inceliklerini diye çocuğa iltifat yağdırıyor.

5. Çok sık ve şiddetli verilen ceza çocuğun içine kapanmasına neden olur. Çocuklar çok şiddetli cezalandırılmamalıdır.

Fareler ve başka hayvanlar üzerinde yapılan çeşitli deneylerde, ödül yöntemiyle karmaşık bir labirentte yollarını bulmaları öğretilmiş. Yollarını bulanlara ödül verilmiş.

Daha sonra meraklı bir psikolog, yol bulma sürelerini kısaltmak için labirentteki çıkmaz sokakların başına elektrik akımı yerleştirmiş. Elektrik akımını hissedince ileri gitmeyen fareler, ödüllendirmeye kıyasla daha çabuk yollarını bulur olmuşlar. Süreyi daha kısaltmak isteyen psikolog elektrik akımının şiddetini arttırmış ama sonuç hiç de beklediği gibi olmamış. Şiddetle cezalandırılan fareler denemekten vaz geçip labirentin çeşitli yerlerinde yan gelip yatmışlar.

“Çocuklar ve gençlerde durum farklı değildir. Çok sık ve şiddetli cezalandırılırlarsa, kaçış yolları ararlar. Yeteri kadar büyüdüklerinde evden kaçarlar.”

Bu son maddede geçen cezayı şiddetlendirme üzerinde, Ceza’yı Şiddetlendirmenin Tehlikeleri yazısında duracağız.

Gördüğünüz gibi ceza vermek çok çetrefilli, hem bizim hem çocuğun ruhunu yoran, yıpratıcı riskli bir yöntemmiş… Sonraki yazılarda daha da çok kanaatiniz gelecek.

Uzak duralım..

* Alıntılar 'Çocukta Dış Disiplin Mi, İç Disiplin Mi?' isimli kitaptan yapılmıştır. Dr. Thomas Gordon, Sistem Yayıncılık

Bu yazı 1829 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2010.05.21 tarihinde dedi ki :
merhaba büşra hanım yazı çok güzel ama benim hala kafamda netleştiremediğim şeyler var bu konuda gerçi çoğu ebeyveyn aynı durumdadır sanırım....benim kızım 34 aylık belli aralıklarla huysuzluk inatçılık durumları artıyor bazen azalıyor...arttığı dönemlerde çok aciz hissediyorum kendimi çünkü bu yaş çocuğuna birşey anlatmak çok zor zaten uzun cümleler kurmaktan uzak durun deniyor, altan alsan oolmuyor, kızsan olmuyor, bu yaşta zaten ne ceza verebilirsin en fazla bugünkü park saatimizi yapmayacağız diyebiliyorum onada aldırmıyor... bazen yaptığı çok kötü bişeyse odasında bikaç dakika durmasını söylüyorum, yada gereksiz mızmız ve ağlama varsa odanda ağlayabilirsin bitince yanıma gel konuşalım diyorum bazen işe yarıyor ama çok hırçın olduğu durumlarda hiçbişey yapamaz durumda oluyorum....ceza vermeyi bende uygun bulmuyorum ama çocukların yaptıklarının bir yaptırımı olduğunu da bilmeleri gerekir yoksa nasıl bir düzen kurabiliriz başıboşluk sözkonusu olmaz mı? çocuğa yaşına göre bişeyler yapmalı ama nasıl yapmalı, bişeylerden men etmek sevdiği bi şeye izin vermemek bunlar olabilir deniliyor, ama inanın neyi nasıl uygulayacağımı henüz tam bilmiyorum çünkü 2 yaş sendromu kaosundayız hala sanırım.....bu konuda kaynak varmı tavsiye ederseniz sevinirim kitap olarak....ben elizabeth pently nin çocuğunuzla işbirliği yapabilme kitabını okudum mesela çok güzel ama uygulamak önemli olan ve okuduğunda kafanda netlik oluşturması önemli değil mi? teşekkürler...

BÜŞRA: filiz hanım, çocuklar ikaz, uyarma, kaş çatma, bazen bağırma gibi tepkilerimizden zaten başlarının boş olmadığını anlıyorlar. ve cezanın kötü sonuçları, ceza vererek elde etmeye çalıştığımız sonuçlara kıyaslarsak tercih edilmeye değmez. ki zaten ceza verme yöntemini benimsemediğimiz halde bazen istemediğimiz halde cezalar verebiliyoruz.

Çocuğa şu yaşta şu ceza verilebilir diye şey zaten söylenemez, söyleyen aklıbaşında bir eğitimci duymadım. Söylense bile şu durumda şöyle olursa uygulayın dendiği halde, her ebeveyn bunu anlayacak mı anlamayacak mı, her aklına geldiğinde mi uygulayacak gibi çok karışık parametreler ortaya çıkıyor.

en iyisi yine ceza vermemeye çalışarak, ben iletisi ve etkin dinleme yöntemlerini kullanarak iletişime geçmeye çalışmak. bunlar da, kuralların olduğunu, başka insanların da ihtiyaç ve duygularının olduğunu, bazı davranışlarından rahatsız olunduğunu çocuğa anlatıyor.

Çok güvendiğim bir yazardan okuduğum kadarıyla, çocuğa 7 yaşına kadar ne şiddet içerikli ne de mahrum etme, yoksun bırakma şeklinde cezalar verilmemeli. 7 yaşından sonra gerektiğinde yoksun bırakma cezaları verilebilir şeklindeydi.

Ödülsüz cezasız çocuk yetiştirmek bölümünde Birsen Hanımın anlattığı "kabul etme" tutumunun ne bizi ne de çocuğu mağdur etmeyecek olduğunu ve özünü kavrayabilirsek, ve yöntemleri uygulayabilirsek, cezalara ve ödüllere ihtiyaç duymadan çocuk yetiştirebiliriz. Yeter ki yazıları okuyup uygulama gayreti gösterelim. Sevgilerimle.
filiz demir
busra 2009.04.04 tarihinde dedi ki :
babam bana şiddet uyguluyor ve ben 15 yaşındayım kendime güvenim kalmadı sbs sınavına gircem bnm hayattan beklentim kalmadı psikolojim bozluyo bu yaşa geldim hala şiddet.bana bii akıl verin lütfen

BÜŞRA:anne babanın bilinçlenmesi için onu eğitim kaynaklarına sevk etmelisin. hediye kitap alabilir ya da bu siteyi tavsiye edebilirsin.

ayrıca problemini anne babana sözü geçen aile büyükleriyle paylaşabilirsin. amca, hala, dede,anane, babanne gibi.. koaly gelsin. sınavda da başarılar..
seyda
busra 2008.09.13 tarihinde dedi ki :
merhablar
sitenize tesadüf sonucu ulaştım ve ellerinize sağlık,harika bir site hazırlamışsınız.bayıldım.ben de sizin gibi bebeğim ile ilgili araştırıp,okuyup,kendi mantığımla harmanlayıp bazı şeyleri öyle uyguluyorum.İlk eğitimini benden aldığı ve hiç unutmayacağı için en güzel ve en doğru şekilde eğitmeye çalışıyorum yavrumu.şimdi 31 aylık oldu.artık sitenizden de yararlanacağım.teşekkürler.

büşra 'Ada
www.adaarslan.blogspot.com
büşra
busra 2008.08.30 tarihinde dedi ki :
Sitenizi çok beğendim. Elinize sağlık.
Annelerin Günlüğü'ne ziyaretinize ve tecrübe paylaşımınıza teşekkürler.
Sevgiyle...
www.anneleringunlugu.com
busra 2008.08.28 tarihinde dedi ki :
büşra hanım sitenizi ilgiyle takip ediyorum.verdiğiniz emeklerden dolayı Allah razı olsun.fakat sizden bir ricam olacak ,bir radyo proğramında bir anneden çocuğuna balkondan sarkmaması gerektiğini anlatışını dinledim.anne eline bir yumurta alıyor ve elini yukarıya kaldırıp yumurtayı bırakıyor;bak yavrum eğer balkondan düşersen bu yumurta gibi olursun ve ben çok üzlürüm diyor.çocuk bir daha asla balkondan sarkmıyor.
sizden ricam çocuğunuzla ilgili sorunları nasıl çözüyorsunuz iki çocuk annesi olarak.mesela klavyeye basmamsı gerektiini,kızınıza çok ilgi gösterir gibi yaprak sıkıştırırken ne diyorsunuz v.b.bunula ilgili bilgi verip özel bir bölüm açmanızı talep ediyorum.teşekkür ederim

BÜŞRA'DAN CEVAP: bunun gibi tecrübelerimi "yapma yerine şunu yap", "eşekkür" ve "diyalog" bölümlerinde paylaşmaya çalışıyorum.

her annenin bu gibi şeyleri öğretmek için farklı yöntemleri olabilir. örneklendirme yaparak üzerinde durulabilir tabi ama mühim olan annenin çocuğa nasıl yaklaşacağını bilmesi, çocuğun dünyasını önemseyerek yaklaşması, çocuğun zihnine ve duygularına hitap edebilmesi.. iş annenin kafasında bitiyor yani biraz :)

bir de çocuğun klavyeye dokunmaması ile balkondan sarkmaması örneklerini çok ayrı tutmak lazım. biri çocuğun yararına hayatı ilgilendirirken diğeri annenin keyfiyle ilgili biraz sanırım. biz bilg da birşeyler yaparken çocuk klavyeye dokunuyorsa bizim oradan kalkmamızı istiyor, ilgi istiyor demektir. bilg kullanana annelerin çocukların bu tavırlarına dikkat etmeleri gerekir. bir şeyin başına oturuyorsunuz ve sürekli ona bakıp etrafla ilginizi kesiyorsunuz çocuk bundan rahatsız oluyor. bazı çocuklar ise çok daha fazla etkileniyor ve bunalıma giriyormuş. ben çok uzun bir süredir kızım ve oğlum uyanıkken bilg kullanmıyorum. geceleri biraz uykusuz kalıyorum bilg da işlerimi bitireceğim diye ama olsun.
çok acil bir şey varsa da oğlum şu kadar dakika işim var işim bitince kapatacağım lütfen bana izin verir misin, sen ellemezsen işimi daha çabuk bitirebilirim ve kaldırabilirim diyorum. ama o dakikanin 10 dakikayı geçmemesi gerekiyor. gerçi oğlum 10 dk nın ne olduğunu bilmiyor ama onun bekleme süresi 10 dk olduğunu ben biliyorum ve ona göre davranıyorum.

kıskançlık ve kardeşe zarar verme konusu ile ilgili ise henüz işe yarar bir yaklaşım oluşturamadım.

sorularınızın asıl cevaplarını ise sanırım EAE (Etkili Ana Baba Eğitimi, Aile İletişim Dili) kitabına geçtiğimizde alacaksınız. Benim şu an işlediğim Çocukta Dış Disp Mi İç Disp kitabı, çocuğa nasıl yaklaşalım ne diyelim sorusuna cevap vermekten çok, çocuğa dış etkenlerle, (şiddetle, ödülle, cezayla) yaklaşırsanız çocuk kendi kendini denetlemeyi öğrenemez ana fikri işleniyor. Çocuğa iç denetimini geliştirecek şekilde yaklaşmak gerekir noktasında ikna olduktan sonra, yani bu kitabı bitirdikten sonra çocuğa nasıl yaklaşmalıyım, ne demeliyim sorunlarının cevabını EAE kitabında arayacağız nasipse. İsterseni kitabı alıp okuyabilirsiniz.
abfa
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Çocukta Dış Disp. mi İç Disiplin mi Kitabından II

120 Filmi Zafer Haftasında Tekrar Sinemalarda