Ekleyen : busra
Tarih : 2008.11.26 00:00:00
Merak ettikleriniz

Çocukların Cinsel Tacize Uğramaması İçin Tedbirler



Son günlerde gündemi dolduran bir mesele var, çocuk istismarı ve özellikle de cinsel istismar. Adını zikretmek bile istemediğim adam H.Ü.'in olayından sonra birkaç gazete yazarının da konuyu devam ettirmesiyle gelişen kamuoyu hareketliliği, bugünlerde de annelik ve çocuklarla ilgili sitelerde başlayan bir kampanya var.

Çocuk İstismarına Hayır! Kampanyası.. Kampanya bu konuda kanuni ve hukuki olarak gereken işlemlerin yapılmasını ve sorumlulukların yerine getirilmesini talep ediyor.

Bu kampanyaya destek vermekle birlikte, herkesin en büyük HAYIR'ı kendi hayatında, kendi tedbirlerini alarak, çocuklarında bazı bilinçleri oluşturmasıyla gerçekleşir diye düşünüyorum. Sanılıyor ki istismarı sadece H.Ü. gibiler ve sapıklar yapıyor. Öz ağabeyi tarafından, kuzeni, yeğeni, dayısı, amcası tarafından bekareti bozulan, bekareti bozulmasa bile istismara uğrayan çocuklar o kadar fazla ki. Ve kız çocukları kadar erkek çocuklar da aynı tehlike altındalar.

Taciz konusunda gerçekten HAYIR demek, kampanyaya katılıyorum demenin yanında bir şeyler yapmakla mümkün.

Bu bir şeyler ne olabilir derseniz o kadar çok şey var ki.. En başta aklıma gelen bazıları:

1- İstismarın merkezinde bulunan çocuğu bilinçlendirmek. Ama bu bilinçlendirmeyi de kafamıza göre değil, okuyarak, bilerek, yardım alarak yapmak. "Bak çocuğum birisi senin oranı buranı ellerse şöyle yap" gibi cümleler çocuğu daha da çok korkutacak bir üslupta söylenince, çocuğun tacizden korkmasına ve tam tersi korktuğu için tacize karşı gelemeyecek hale gelmesine sebep olabilir.

2- Çocuğu bilinçlendirmek için öncelikle sitemizde Çocuklar Tacize Karşı Bedenini Korumayı Öğrenmeli yazını okuyabilirsiniz. Bu yazının alındığı, Sistem Yayıncılık'tan çıkan Adem Güneş imzalı Anababaların Korkulu Rüyası Çocuklara Yönelik Taciz isimli kitabı mutlaka okuyun. Kitapta geçen çocukta yerleşmesi gereken bilinçlere birkaç örnek:

'Bedenim bana özeldir' bilinci
'İzin verirsem dokunabilirsin' bilinci
'Dokunulması yasak olan yerlerim' refleksi
'Fiziksel baskıya direnme' refleksi
'Vücudum görünmemeli' hissi
'Banyoda çıplak olunmaması' bilinci
'Tuvalette benden başkası olmamalı
'Soyunma ve giyinmede yalnızlık' ilkesi
'İzin verirsem kabul edilirsin' ilkesi


3- Bir sonraki adımsa "taciz" gerçeğini her zaman aklının bir köşesinde bulunduran bir yetişkin olarak evde ve çocuklarımızın yaşadığı ortamlarda uyanık olarak gerekli tedbirleri almaktır. Ağabeyi ve akrabaları tarafından tacize uğrayan çocukların olayları midemizi bulandırmakla kalmamalı, tedbir konusunu sıkı tutmamızı sağlamalı.

4- Alınabilecek tedbirlerin ilki, çocuklarımızı cinsel uyaranlardan korumak. Tacizin en büyük sebeplerinden biri medyadaki cinsel uyaranların fazla oluşu. Uyaranların fazlalığı yüzünden ergenlik yaşının gitgide düştüğü de bir gerçek. Aşağıda gelecek maddelerde aile içi cinselliği önlemek için alınacak tedbirler gelecek. Cinsel uyaranlardan koruma, özellikle kardeşler- yeğenler- kuzenler arası taciz olaylarını azaltma konusunda önemli bir adımdır.

Cinsel uyaranlardan korumak için alınabilecek tedbirler:

- Eve pornografik veya pornografik içeriğe yakın yayın sokmamak, arka sayfaları çocuklardan ve ergenlerden uzak tutmak.
- Çocuklarla izlenecek filmler ve diziler konusunda seçici olmak. İzlenecek filmler konusunda önceden bilgi sahibi olmak. Çocuğunuza zarar vereceğini düşündüğünüz içerikteki dizileri sizin de izlememeniz çocuk için örnektir.

- Hiçbir eleme yapmadan her filmi çocukla izleyip, çocuğun bakmasını istemediğiniz yerlere "çocuğum sen şimdi bakma" diyerek çocuğun daha çok dikkat çekersiniz, unutmayın.

- Çok fazla dizi tutkunuysanız ya da illa ki izleyecekseniz bile çocuğunuzun olmadığı zaman izlemenin yollarını bulun. Bir çok dizinin tekrarı var, uygunsa tekrar yayını izleyebilirsiniz. Ya da internetten indirip, çocuğunuz yokken ya da uyuyunca filan izleyin. Onlarca dizi sitesi var, dizileri arşivleyen video sitesi var. Google video gibi.

- Çocuğunuzun internet kullanırken karşılaşabileceği porno içerikli yayınları engellemek için gerekli programları bilgisayara kurmak. Kurmayı bilmiyorsak bile, ben anlamıyorum kardeşim sen bulur musun kurar mısın şu programı deyip, mutlaka bir bilene kurdurmak.

Rtük'ün çıkarttığı Gözcü programı için bilgisayarda en az XP işletim sisteminin kurulu olması gerekiyor. Aşağıdaki linki tıkladığınızda sayfanın altında programın linkini göreceksiniz.

http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/IcerikGoster.aspx?icerik_id=7d886e32-58ba-4e95-af95-5ac4efc38b9c

- Çocukları sanal alemdeki tacizcilerden korumak için, bilgisayarı evin merkez bir noktasına koymak. Ya da en azından monitörü kapıdan girince hemen görünecek bir şekilde yerleştirmek.

5. Evin içindeki mahremiyetle ilgili alınacak tedbirler:

- Her iki cinsten biri 7 yaşında olunca kız ve erkek çocukların odasını ayırmak.
- Çocuklar ve anne babanın yatak odası arasında bir mahremiyet sınırı koymak. Çocuk anne babanın yatak odasının evin diğer odaları gibi rahatlıkla girilebilecek bir yer olmadığını bilmeli. Ama bu işi abartıp, yatak odasını çocuğun çok ilgisini çekecek bir yer haline getirmemek gerekir.
- Anne ya da baba 7 yaşından büyük erkek veya kız çocukla gece birlikte yatmamalı.
- Misafir ya da yer olmadığı durumlarda bile, 7 yaşından büyük aynı veya farklı cins çocuklar birlikte yatmamalı.

6. İng tabiri "ensest" olan, aile içi cinselliği önlemek için alınacak tedbirler:

- Ergenliğe girmiş erkek çocukların ya da daha büyük yetişkin özellikle bekar erkeklerin bulunduğu evlerde geceleri kontrollü olmak. Bu durumda sadece kız çocuklar değil küçük erkek çocuklar da tehlike altındadır.
- Aynı şekildeki evlerde kız çocuklarını erkeğin çok dikkatini çekecek şekilde giydirmemek. Çocuk koşup oynarken mahrem yerlerinin görünmemesi için kendini koruyamayacak yaşta ise gerekli tedbirleri almak. Örneğin eteğinin altına tayt giydirmek.
- Kardeşleri evde uzun süre özellikle geceleri yalnız bırakmamak. (Ailecek tanıştığımız bir kadın doğum doktoruna, bir annenin getirdiği kızın ağabeyinden hamile olduğu ortaya çıkmıştı)
- Bazı tacizler birkaç kademede gerçekleşebilir, tacizci çocuğa birkaç kademeden sonra yaklaşır. Bunu erken anlayabilmek küçük çocukların ve bazen de büyüklerin işaret olabilecek hareketlerini iyi gözlemlemek.

Ensest yani aile içi ve özellikle kardeşler arası cinsellik konusu yetişkinlerin pek ihtimal vermediği bir konu çünkü olup bitenden habersizler. Ama çocuklarımızı bekleyen en büyük tehlikelerden biri bu. Modern yaşamda evlilik yaşı çok yükseldiği ve evlenmek için bin bir türlü zorluğu aşmak gerektiği için, gençler cinsel ihtiyaçlarını maalesef böyle çirkin şekilde karşılayabiliyorlar.

Aile içi cinselliği önlemek niyetiyle çocuklarımıza şüpheyle bakmaktan ya da aşırı ve itici bir kuralcılık ve kontrolcülükten de kaçınmalı. Yukarıdaki tedbirleri alıp sevgi ve şefkatle yaklaşılmalı. Cinsel tacizin sebebi, sadece cinsel duygular değil, aynı zamanda fertlerin içlerindeki kişilik ve sevgi boşluğudur.

7. Çevreyle ilgili alınacak tedbirler:

- Maalesef insanlar küçücük bebeklere bile tacizde bulunabiliyorlar. Komşuya vs. ye bebeğimizi emanet ederken, o evdeki diğer insanların varlığını da düşünmek ve gerekiyorsa vazgeçmek.
- Çocuğun okul ve kreş seçiminde eğitim kalitesini önemsediğimiz kadar ortamın genel ahlak durumunu da önemsemeyerek seçim yapmak.
- Çocukları arkadaşlarına yatıya göndermeden önce gideceği ev ve aile fertleri ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmak..
- Çocukların yanında ölçüp tartmadan cinsel mevzuları konuşmayı hobi haline getirmiş, izlediği takip ettiği yayınları anlatan komşu, arkadaş vs den uzak durmak.

Ben aklıma gelen tedbirleri yazdım. Sizler de aklınıza gelen başka tedbirleri ekleyin kafanıza. Cinsel istismara önce kendi hayatımızda HAYIR demeliyiz.

Bu yazı 1721 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2009.04.29 tarihinde dedi ki :
benimde kızım var 11 yaşında okulda erkek arkadaşı olduğunu öğrendim ne yapmam gerekiyor cevap yazın lütfen

BÜŞRA: bu konuda size söyleyebileceğim bir bilgim yok. internet ortamında uzman birisine sorabilirsiniz.
gul
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Binbir Rezilliğin Yaşandığı Diziler

Hiçbir şey söyleyememiştim. Bir yanıtım yoktu o an. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu kestirememiştim. Kurban kesmek yanlış değildi. Belki de yanlış olan çocukları hazırlıksız bir biçimde bu âna şahit etmekti. Daha önceden, hayvanın kesilişini çocuklara gösterip gösterme konusunu hiç düşünmemiştim. Onları buna hazırlamamıştım. Babalığın ve anneliğin okulu yoktur. El yordamıyla, yanlışlardan sonuçlar çıkararak öğreniriz ebeveynliği. Veya öğrenemeyiz.

Ağlayan bir çocuğa önce sarılmak gerekir. Sarılarak ona güvenli bir sıcaklığın içinde olduğunu hissettirmek. Her şeye rağmen dünya böyle bir yer çünkü. Sonra da konuşmak.

O an tek yapabildiğim sarılarak onları teskin etmekti. Akıllarını teskin edecek yanıtım yoktu. Ama bir yanıt bulmalıydım. Gerçekten bir hayvanı kesmek acımasızlık mıydı? Hayvan acaba bizim zannettiğimiz gibi çok mu acı çekiyor muydu? Kütüphanemdeki kalın ciltli çocuk psikiyatrisi kitabını açtım. Şu an bu halime tebessüm ediyorum. Böyle bir sorunun yanıtını psikiyatride aramak çok safça bir davranıştı. Hayatla ilgilenen psikiyatri kitapları yok denecek kadar azdı. Ben yine her zamanki kaynaklarıma müracaat etmeliydim.

Birkaç hafta zihnim Zeynep'le Serra'nın üzüntüleri etrafında döndü durdu. Gitgide bir sonuca varmaya başlamıştım. Empati yoksunluğu bir insanı ne kadar katılaştırırsa aşırı empati de o kadar duyarlı hale getirerek kırılganlığını artırır. İnsanlar -özellikle yetişkinler- ölen hayvanın yerine imgelem dünyalarında kendilerini koyuyor ve bundan yola çıkarak; kesilen hayvan değil de kendileriymişçesine hayvanın çok acı çektiğini zannediyorlardı. İşte bu aşırı empati idi. İnsanın aklı ile geçmiş ve gelecek bilgisi, onun acı çekme potansiyelini binlerce kat arttıran önemli bir faktördür. Akılda tutulması gereken nokta; kesilenin insan değil, bilinci ve algılamaları çok dar ve kısıtlı bir hayvan olduğudur.

Bunu beş yaşındaki Zeynep ve Serra'ya nasıl anlatmalıydım? Neyse ki her zamanki gibi bir melek kalbime ihtiyacım olan fikri fısıldadı. Bir gün otururken bir bıçak getirdim mutfaktan. Serra'ya " Üzerindeki hırkayı çıkarabilir misin, size bir şey anlatmak istiyorum" dedim. İkiz çocuk sahibi olmanın sonuçlarından biri hemen tezahür etti. Zeynep itiraz etti. "Neden ondan istiyorsun, ben de hırkamı çıkarmak istiyorum." "Peki" dedim. "İkiniz de hırkalarınızı çıkarır mısınız?" Çıkardılar. Ben de elimdeki bıçağı hırkanın üzerine tuttum ve dedim ki: "Şimdi ben bu hırkayı keseceğim. Sizce hırkanın canı acır mı?" İkisi de güldüler. Çok komikmişim, hiç hırkanın canı acır mıymış, onun ruhu yokmuş ki.

Açıklamam şöyle devam etti: "Bıçakla kestiğimizde hırkanın canı acımıyor değil mi? Halil Dedenizin bahçesinde kestiğimiz keçi vardı ya, işte onu kesen amca tam bıçağı keçinin boynuna değdirdiği anda Yaratıcımız keçinin ruhunu alıyor ve cennete koyuyor. Yani keçinin canı bizim zannettiğimiz kadar çok acımıyor. Yanlış anlamayın, hırka gibi hiç acımıyor demiyorum ama sizin zannettiğiniz kadar da acımıyor."

Gelecek itiraz belliydi. Onların itirazına pabuç bırakmadan devam etmiştim. "Şunu sorabilirsiniz: Keçi kesilirken neden çırpınıyor" Çırpınması illa da canının çok acıdığı anlamına gelmez. Bazen bizim araba da sallanıyor, çünkü çalışmasında sorun oluyor. Ya da bazen ben aniden fren yapınca sallanıyor ya, bu arabanının canının acıdığı anlamına gelmiyor değil mi? Siz hiç duydunuz mu bizim arabanın 'aaaa canımı acıtıyorsun ama, böyle fren yapma' dediğini. Keçinin boynunda beyninden çıkan sinirler var. Bıçakla bu sinirler kesilince beyindeki bir mekanizma harekete geçiyor ve hayvan çırpınıyor. Keçinin çırpınması canının çok çok acıdığı anlamına gelmiyor. Bu doğal bir tepki."

Açıklamam kızlarımı tatmin etmişti. Üstelik bundan onlar kadar ben de yararlanmıştım. Artık her kurban kesişimizde bu açıklama gelir aklıma. Bir meleğin hayvanın ruhunu teslim aldığı gelir gözümün önüne. Hayvanın ruhunun o bedenden kurtulduğunu, kesilenin aslında hayvanın kendisinin değil beden elbisesinin olduğunu aklımdan çıkarmam. Hayvanın debelenmesinin de omuriliğinin kesilmesine bağlı olduğunu unutmam. Böyle olmasını O" width="100"/>
Babacığım Bir Daha Hayvan Kesmeyelim