Ekleyen : busra
Tarih : 2009.01.09 00:00:00
Notlarım

23.Cezayı Şiddetlendirmenin Tehlikeleri



'Her anababa ya da öğretmen çocuğa verdiği ilk hafif cezanın işi yaramadığını görünce bir sonrasını daha şiddetli vermek ister. İtaatsizlik ya da inatçılık gibi görülen kızgın tepki karşısında ceza daha da şiddetlendirilir. O da işe yaramazsa daha şiddetlisine başvurulacaktır. Artık tehlike büyümekte ve çocuk istismarı alanına yaklaşılmaktadır.'

Ana babalar öyle çok şiddetli ceza vermek niyetiyle işe başlamıyorlarmış yani, başta hafif cezalarla korkutmak için şiddet uyguluyorlarmış. Ama işe yaramayınca biraz daha biraz daha derken, şiddetin dozu öyle bir artıyormuş ki başta hiç hesaplanmayan noktalara geliyormuş iş. 'Hafif ceza verme', 'sadece korkutma' niyetleri ile işe başlamak da tavsiye edilmiyor o yüzden, bir önceki yazıda anlatıldığı gibi.

'Behind Closed Doors yazarlarının yaptığı araştırmaya göre her yıl 100 çocuktan 4'ü anababalarının kendilerine uyguladıkları ceza nedeniyle yaralanma tehlikesi içinde yaşıyor.'
'Daha da kötüsü cezalandırma düzenli ve sık bir biçimde yinelenmektedir.'

'ABD'de her iki dakikada bir, bir çocuk, annesi, babası ya da her ikisi tarafından dövülmektedir.'

Yukarıdaki veriler ABD'de 80'li yıllarda yapılan araştırmaların verileri. Günümüzde ise bu verileri daha da çoğaltmak ya da zenginleştirmek mümkün. Ne yazık ki....

'Tıp doktoru L.T ve A.M think Twice: The Medical Effect Of Physical Punishment (Durup Bir Kez Düşünün: Fiziksel Cezanın Sağlığa Etkisi) adlı insanı dehşete düşüren kitapçıklarında fiziksel cezanın neden olabileceği yaralanmaları belgeleriyle gösteriyorlar:

Başa alınan darbelerden: Kanama, beyin travması, beyinde hasar, kafatasında çatlak, kulak yırtılması, retinada kanama, beyin fonksiyonlarının yitirilmesi

Sarsılmadan: Omur kırıkları, beyinde hasar

Karın ve göğüs bölgesine alınan darbelerden: Akciğer lezyonu, solunum yetersizliği, kaburgalarda kırıklar, iç organlarda aşırı kanama, karaciğerde yırtılma, dalak patlaması, mide ya da kalın bağırsakta fıtık, on iki parmak bağırsağında kanama, pankreas iltihabı, mesanede kanama

Dayaklardan: Kırıklar, eklem çıkıkları, çürükler, kuyruk sokumunda ve kalça kemiğinde zedelenme ve kırık, siyatik sinirinde zedelenme, bacaklarda felç, üreme organlarında yaralanma'

'Anababaların bu derece şiddetli bir ceza uygulamadan önce çocuklara hafif cezalar verdiklerini düşünüyorum. Verdikleri hafif cezalara çocukların boyun eğdirmediğini gören anababalar, öfkeyle onları yaralayabilecek şiddetli cezalara yöneliyorlar.  Şiddet kullanmalarına şu sözlerle mazaret bulduklarını sanan ana babalar da var:

İplerin kimin elinde olduğunu ona göstereceğim
Yaptıkları yanına kâr mı kalacak?
Savaşı kazanmasına izin vermemeye kararlıyız'

Evet, anababaların bu konudaki kendilerine göre çok haklı bahaneleri vardır. Anababalar kaybetmez, çocuklar dik başlılık etmemeli, anababaya saygı göstermeli,  gibi inanışları vardır.

Anababaların bu inanışlarının ne kadar yanlış olduğunu kitapta okuduğum ve benim için çok önemli olan aşağıdaki çözümleme gösteriyor:

'Çocuk istismarı yapan ana babalar, çocuklarının bireyselliklerine ve duygularına empatik yaklaşmadan onların davranışlarıyla ilgili değişmez beklentileri olan sert disiplinli kişilerdir.

ONLARA GÖRE ANA BABA ÇOCUĞUN SAHİBİ, ONU İSTEDİĞİ KALIBA SOKMAKLA SORUMLU VE ONUN İYİLİĞİ İÇİN KENDİNCE DOĞRU KARARLAR VERMEYE HAKKI OLAN BİR KİŞİDİR.

Bu tür anababalar küçücük bebeğin davranışlarını bile kasıtlı olarak kendilerine itaatsizlik gibi algılarlar. O zaman kullandıkları sert disiplini haklı görürler. (Child Abuse: An Interactional Event, Çocuk İstismarı: Etkileşimsel Bir Olay)'

Dünyadaki her zulmün arkasında mutlaka bir düşünce arka planı vardır ya hani, zulmü yapanın dayandığı bir fikir bir inanış vardır. İşte aynı şey burada da var, çocuğa şiddet uygulayan ana baba da çocuğun SAHİBİ olduğunu düşünüyormuş. Böyle bir inanışı olan anne baba neler yapmaz ki?

Çocuk hakkında ben ne istersem o da onu istemeli,
Ben nasıl olmasını istiyorsam öyle olmalı,
Ben ne dersem onu yapmalı doğruluğunu kabul etmeli
Kabul etmezse gösteririm ben ona
Vs Vs

Öyleyse kafamızda çocuklarımızın sahibi olduğumuz gibi bir inanış varsa,

Ya da, adını sahibi olmak koyamasak bile aynı inanışın izlerini görüyorsak kafamızda ve davranışlarımızda,

İşin öyle olmadığını, çocuklarımızın sahibi olmadığımızı, onların bizden ayrı bir birey olduklarını, hayat yolcuğunda çocuklarımızın sadece ana babası olduğumuzu bir şekilde kabul etmemiz, inanışımızı değiştirmemiz gerekiyor.

Çocuklarımızın sahibi olmadığımız düşüncesi,

1.Çocuğa vurmak  istediğimizde vurmama sebebimiz olsun,
2.Cezayı şiddetlendirmek istediğimizde şiddetlendirmeme sebebimiz olsun inşallah.


Ben bu çocuğun sahibi değilim, onun bana boyun eğmesi gerekmiyor diyelim.. bu düşünceyle öfkemizi imha edelim. Sakinleşmeye çalışalım, sakinleşince de çocuğa boyun eğdirmeyi değil çocukla konuşmayı seçelim.  

Allah hepimizi bizim elimizle çocuklarımıza gelen yaralanmalardan ve ölümlerden korusun. Böyle vicdan azabıyla yaşamaktansa elimizi indirmek ve şiddetten uzaklaşmak için dua edelim. Saliha Erdim seminerlerinde annesinin tokadıyla ölen bir çocuktan bahs eder ve hiçbir anne babanın aynı şeyi yaşamaması için dua eder. Allah hepimizi böyle bir vicdan azabından korusun. AMİN.

Cezayı şiddetlendirmenin tehlikeleri sonraki yazılarda devam edecek.

* Alıntılar 'Çocukta Dış Disiplin Mi, İç Disiplin Mi?' isimli kitaptan yapılmıştır. Dr. Thomas Gordon, Sistem Yayıncılık

Bu yazı 1026 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2010.08.16 tarihinde dedi ki :
ben uma cocuguma sen diliyle cok hitap ediyorum ama nekadar yanlis oldugunu simdi daha iyi anladim ama ben diliyle nasil hitap edileceyini bilmiyorum nasil yapmam gerektiyini lutfen bana yazarmisiniz simdiden tesekkurler

BÜŞRA: sitede yazılar var bu konuda. ayrıca ödülsüz cezasız çocuk yetiştirme bölümünün 16. yazısı ben dili hakkında gelecek bekleyin.
nese
busra 2009.04.18 tarihinde dedi ki :
merhaba ben okul öncesi öğretmeniyim.yazılarınızla tevafuken karşılaştım tebrik ediyorum.özellikle geniş kaynaklardan faydalanmanız çok iyi olmuş acizane, Gazalinin ve diğer islam büyüklerinin de çocuk terbiyesiyle ilgili yüzyıllar öncesinden bugüne ışık tutan görüşlerinden faydalabileceğinizi taviye edebiliriz.kolaylıklar diliyorum
ebrar24
busra 2009.03.04 tarihinde dedi ki :
merhaba büşra hn.
2,5 yaşında bir oğlum var inanılmaz yaramaz hareketli ve söz dinlemeyen bir çocuk eminimki bu tutumlarında ebevynleri olarak bizimde hatalarımız var ama ne yapmam gerektiğini birtürlü bulamadım ceza vermek en iyi sonuç diye yazılar okurken buakşam tam tersini öğrendim sizden ve çok üzüldüm bugün bir alışveriş merkezine gittik ve ben o kalabalıkta herkesin bize garip bakışları altında oğlumu zaptetmeye çalıştım bu son dedim bidaha gitmiyeceğim gitmemekle sorun çözülmez mutlaka bir çözümü vardır ? aldığımız tüm oyuncakları yerden yere vuruyor hiç bir çocukla düzgün oyun oynamıyor aslında oyun oynamak istemiyor koşsun zıplasın zarar versin sadce bunları yapıyorkarşıma alıp konuşmak istiyorum beni dinlemiyor daha çok hırçınlaşıyor
çok uzun oldu ama inanın okadar üzgünümki neler yapmalıyım diye düşünmekten bende sorunları olan bir insan olup çıkıverdim ve durumum eminimki onuda etkiliyor evde sürekli işi bitmeyen bittiğinde ise dinlenmek isteyen bir anne oldum yemek konusundada problemliyiz yemek yediremiyorum ve buakşam yine bir yemek krizimizde yalvarana kadar yemek vermiyeceğim dedim 2,5 yaşında herşeyi çiğniyor yutabiliyor ama asla sebze yediremiyorum öğürüyor ve ileri gidersem kusuyor ne olur birşeyler söyleyin bende pil bitti çok yoruldum çocuğuma iyi bir anne olmak istiyorum nasıl bir yol çizmeliyim ne yapmalıyım?

BÜŞRA'DAN CEVAP: gülden hanım, yazdıklarınızı okuyunca çok üzüldüm. böyle sorunların bitmesi süreç istiyor. anne babanın nasıl davranmam doğru araştırmasına girmesi, bulması,uygulaması çabuk olmuyor. sitemizdeki bir çok yazıyı okumanızı tavsiye ederek bu sürecin sizin için kolaylaşmasını umuyorum. ben de madde madde aklıma gelen şeyleri yazıyorum. ayrıca daha önce anket yorumlarımız arasında bulunan bu yazıyı siteye ekliyorum.

1. Çocukla özel vakit geçirmenin bu konumda hem size hem çocuğunuza çok iyi geleceğini düşünüyorum. Özellikle de enerjisini boşaltabileceği faaliyetler seçerek vakit geçirebilirsiniz. Günde en az yarım saat dışarıda parkta bahçede vakit geçirmeyi hayatınızın bir parçası haline getirmelisiniz. Sabahları olursa daha güzel olur, 2. bir çocuğunuz da yoksa daha kolay olur.

2. Anne babanın çocuğun karşısında ne diktatör ne de fazla hoşgörülü zayıf kişilik olmadan, kararlılıklarını göstermeleri gerekir. Anne babanın kendinden emin tutumu çocuk için çok etkili bir mesajdır. Alışveriş merkezinde, çocuğunuzu bir kenara çekerek, sen böyle yapmaya devam ettiğin sürece burada güzel vakit geçirmemiz mümkün değil. Şimdi sana 2 dakika veriyorum ve sakinleşmeni bekliyorum. Sen sakinleştikten sonra devam edebiliriz diyebilirsiniz. Bu tür tepkiler basitmiş gibi görünür ama çocuğu etkiler. Çoğumuz bu tür durumlarda çocuğu eve gitmekle veya bir daha gelmemekle tehdit ederiz ama yanlıştır.

3. Yaşadığınız gerginlik çocuğun yemek yememe davranışını daha çok tetikleyebilir. Gerginlikten kurtulmak için zaruri olmayan ev işleriyle kendinizi yormamanızı tavsiye ederim. Çocukla ilgilenmek için enerji ve morale ihtiyaç vardır. Ev işlerine fazla takılan hanımlarınsa malesef gergin ve yorgun oldukları bir gerçektir.

4. Çocuğun kriz ve hırçınlığı durumlarında anne babanın doğru davranması, kendilerini duygularının etkisine bırakmamalarıyla mümkün olabilir. Çocuğun tavrı bizi çok üzer, yılgınlık, çaresizlik ve gerilim hissederiz. Ve bu duygular bizi agresif davranmaya iter. Bunu ben de defalarca tecrübe ettim herkes gibi :) Ama çözümün sakin olmakta olduğunu düşünüp sakin olmaya çalışmak gerekir. Sakin olmayı başarabilirsek, doğru davranmamız çok daha büyük olasılıktır.

5. Çocuğun sebze yemesi amacı aslında doğru olmayan bir amaçtır. Doğru olan sebzeyi sevdirme amacıdır. Genel olarak tüm yemekleri severek ve iştahla yemesi için, ortam hazırlama amacına yönelmek gerekir. Zorla yiyerek sevmesi mümkün değil. Kaldı ki, çocukların yaygın davranışıdır sebze yememek. Yakında 4 yaşında olacak oğlumun patatesten başka sebzeyle işi olmaz pek. Evde sürekli makarna vardır onun için. Ben de çok zor dönemler geçirdim yemekle ilgili; zorlayarak yedirmelerin verdiği zararı telafi etmenin çok zor olduğunu gördüm.

Bazı sebzeleri çiğ de yiyebirler, bu onlara yeter. Çocukların çoğu havucun ince kısmını çok sever ve yer, kimisi lahana karnıbahar brokoliyi çiğ yer. Pişmiş olarak patatesi yeseler yeter bence. Büyüklerin bile yemediği pırasayı, ıspanağı neden çocuklar yemek zorundaymış gibi düşünüyoruz. Bulgur ya da buğdayla karıştırıp çorba olarak deneyebilirsiniz, biraz da açocuklara hitap eden bir tad ortaya çıkıyor ama yemeseler de sorun yok bence. Meyve yesinler :)

6. Ceza konusunda sitemizde çok yazı var. Ceza vermek çoğu kez çözüm getiren bir yöntem değildir. Ancak çok çok istisnai durumlarda verilecekse bile, başkalarının olmadığı bir ortamda, çocuk sakince bir kaç kez uyarıldıktan sonra, çocuğun kişiliğine saldırmadan, olayı konuşarak, hatayı konuşarak 5 dk bir koltukta oturma gibi şiddet içermeyen cezalar belki verilebilir.

Umarın size yardımcı olacak birşeyler yazabilmişimdir. Size yardımcı olmasam da benim için çok iyi oldu bu cevapları vermek, ben de benzer şeyleri yaşayan biri olarak düşünme ve tartma imkanı buluyorum.
gülden
busra 2009.02.02 tarihinde dedi ki :
Büşra hn,15 aylık oğlum tv düğmesine basıp kapatıyor diye eşim ellerine vuruyor ama o yine devam ediyor. Buna üzülüyorum eşim ısrarla doğru yaptığını iddia ediyor.Lütfen yol gösterin ne yapmalıyız.Bir de anneye vurduğunda baba yine anneye vurma diye ellerine yüzüne vuruyor neler söylersiniz bu konuda ne yapmalıyız babanın tutumu nasıl?

BÜŞRA'DAN CEVAP: şerife hanım, cevaptaki gecikme içinözür dilerim öncelikle.

çocuğun tv düğmesini kapatmasına vereceğiniz tepki kadar, tv düğmesinin neden kapattığını anlamak da önemli. çocuklar genelde bunu anne babanın tv izlemesini istemedikleri için yaparlar. anne baba bir noktaya kilitlenmiş gibi tv izler, çocuk ise kendisiyle ilgilenilmesini ister, tv düğmesini kapatır. benim oğlum da bunu çok yapardı. dikkat edin, çocuğun o sırada kendisiyle ilgilenilmesini istediğini anlayabilirsiniz.

tv kapatıp çocukla ilgilenmek en iyisi, tv de izlediğimizin bize katacağı az şey vardır ya da yoktur ama çocukla ilgilenmenin hayatımıza katacağı çok şey vardır. mutlaka izlemek istediğiniz programlardan önce çocukla ilgilenmeye vakit geçirmeye dikkat edin ki, çocuğun ilgi açlığı biraz giderilsin. böylece sizi tv başında biraz daha rahat bırakabilir.

nasıl tepki verileceği konusunda ise, şakacıktan eline na na diyerek vurulabilir belki gülümseme eşliğinde ama ciddi olarak vurmayın. çocuğu o davranıştan uzaklaştırmak için dikkatini başka yöne çekin, siz eline vurmakla çocuğun dikkatini gene aynı davranışa çekmiş olursunuz.

hadi gel şu oyuncağa şu kitaba bakalım, aa bak burada ne varmış gibi ilgisini başka yere çekin. tv yi kapatma demek yerine, şu koltuğun yanına gelip oturur musun gibi cümlelerle başka şeyler yapmasını isteyin. zaten çocuklar -me -ma eklerini anlamıyorlar. kapatma dediğinizde -ma yı algılamadan söylenilen fiili zihinlerinde hayal ediyorlar ve kapatıyorlar.

anneye vurduğunda müdahele edecek olan daha çok sizsiniz. çocuğun elini tutun kesinlikle size vurmasına izin vermeyin. bakışlarınızdaki ciddilikle bunu yapmaman gerekiyor mesajı verin. çocukla aranızda kaliteli bir iletişim kurarsanız bu şekildeki bakışlarınız bile yeterli olacaktır. ama dayak kaliteli iletişimi öldürür, perdeyiyırtar çocuğu arsız yapar.

umarım faydası olur yazıdklarımın, kolay gelsin.
Şerife
busra 2009.01.28 tarihinde dedi ki :
Büşra Hanım oğlum 20 aylık.Ona bazen bağırıyorum bu işe yarıyor hemen yaptığı şeyden vazgeçiyor.fakat doğru gibi gelmiyor bana bu yaptığım.acaba çocuk içine siner mi.içine kapanık korkak bir çocuk olur mu.nasıl davranabilirim..

BÜŞRA'DAN CEVAP: Yaptığınız elbette doğru değil, çocuğunuz içine kapanık ve çekingen olabilir, tam tersi çok hırçın ve başa çıkılamayan bir çocuk da olabilir. İkisi de çok kötü..

Özellikle bu dönemde, yani 1-3 yaş arası çocuklara bağırmak çok yanlış. Yapmasını istediğiniz şeyleri söyleyin, yapmamasını istediğiniz şeyleri değil. Yani olumsuz -me - ma eki kullanmayın. siz AÇMA dediğinizde çocuğunuz -ma yı algılamaz, zihninde AÇMAK canlandığı için açabilir. AÇMA yerine KAPAT deyin, hadi canım KAPAT deyin. Oraya ÇIKMA yerine, HAdi canım oradan İN deyin. Oraya gitme yerine haydi burada GEL deyin. Böylece bağırmanıza gerek kalmaz.

Ayrıca mutlaka çocuk eğitimi kitapları okuyun. Bu huydan vazgeçmek için annelerin sürekli düşünmeye ve bağırmak yerine yeni yöntemler bulmaya ihtiyaçları vardır. Kitap tavsiye bölümündeki E.A.E Etkili Anababa Eğitimi Aile İletişim Dili kitabını okuyabilirsiniz.
emine
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Kutlama Ve Burukluk

1 Yaş Bebeklere Kahvaltı Patatesli Yumurta