Ekleyen : busra
Tarih : 2009.11.03 00:00:00
Notlarım

34. Ebeveynin Sözcüsü: Önleyici Ben İletisi



Biz yetişkinler çocukların bazı şeyleri kendiliğinden bilmelerini bekleriz. Ya da bazı sorumluluklarını kendiliğinden yapmalarını bekleriz. Yanlış olan bu beklentimize karşılık bulamayınca da üzülmek, sinirlenmek, hayal kırıklığına uğramak gibi duygular yaşamamız kaçınılmaz olur tabi. (Hatta bazen eşlerimizin bile bazı beklentilerimizi kendiliğinden bilmesini isteriz, bilmemesini anormal karşılarız.)

Yok yere gerilmek ve hayal kırıklığı yaşamak yerine, önleyici ben iletileri göndermek, ihtiyaçlarımızı ifade etmek ya da yolunda gitmesini istediğimiz durumları önceden planlamak için kullanılacak etkili bir yöntemmiş.

"Anababaların ve öğretmenlerin gelecek bir zamanda yerine getirilmesi için çocukların desteğine, işbirliğine, ve yapacakları bir eyleme dayalı gereksinimlerini dile getirmeleri için kullandıkları iletiye Önleyici-ben İletisi diyoruz."

"Gereksinimlerimizi onlara bildirmemiz, yapmayı düşündüğümüz şeylerle yakından ilgilenmelerine yardımcı olur."

Önleyici-ben iletilerine örnekler:


"Okuldan çıktıktan sonra eve gelmeyeceksen bana haber vermeni istiyorum, o zaman seni merak etmem."

"Haftasonu tatili için evden ayrılmadan neler yapmamız gerektiğini şimdiden planlamanızı istiyorum, o zaman hepsini yapmak için zamanımız olur."

"Önümüzdeki hafta müzeye gideceğiz, çıkacak sorunları önlemek için kurallarımızı koymamızı istiyorum."

"Büyükanneniz geliyor, bizde bir hafta kalacak. Yanımızda kaldığı süre içinde onu rahat ettirmek için neler yapmamız gerektiğini düşünmemizi istiyorum. Tekerlekli sandalyesiyle rahatça dolaşabilmesi için yapabileceğimiz değişiklikleri kararlaştıralım."


Dikkat ettiyseniz, yukarıdaki örneklerde "şöyle yapalım ki ŞÖYLE OLSUN" yapısı var, "şöyle yapalım ki ŞÖYLE ŞÖYLE OLMASIN" denmemiş. Yani sonuçta çıkacak güzel netice tasvir edilmiş. İlk örnekte "haber vermeni istiyorum, yoksa seni çok merak ediyorum sinir oluyorum" denmemiş de, "haber vermeni istiyorum, O ZAMAN SENİ MERAK ETMEM" denmiş. Beklenimizin ve gereksinimimizin sonucunda ortaya çıkacak olumlu/ güzel sonuç vurgulanarak ben iletisi gönderilmiş. Sanırım ben iletisi gönderiren dikkat edilmesi gereken bir nokta da bu.


Çocuklar, ebeveynin ben iletisiyle belirttiği beklentilerini öğrenince :

Bilmiyorduk,
Böyle söylemene sevindim
Hiç böyle söylememiştin


gibi olumlu tepkiler veriyor, işbirliğine istekli oluyorlarmış.

Önleyici ben iletisinin sadece yetişkinlere değil, çocuklara da yararları varmış, seçtiğim bir kaç tanesi:

- Dolambaçsız, açık ve dürüst olmaya model oluşturur ve başkalarının da öyle davranmlarına yardımcı olursunuz.

- Başkaları gereksinimlerinizi ve duygularınızı öğrenir.

- Dile getirilmemiş beklenti ve gereksinimlerin sebep olduğu çatışma ve gerginliği azaltmış, en iyi ilişkileri bile bozabilecek olumsuzlukları en aza indirmiş olursunuz.


Tek başına 3 erkek çocuk yetiştiren bir anne, oğluna Önleyici Ben İletisini nasıl gönderdiğini anlatıyor:

Jou'nun bana öteki çocuklarımdan daha yakın olduğunu hissediyorum. ona duygularımı anlatabilirim. Geçen akşam onun gitar çalıp şarkı söyleyeceği Okul Aile Birliği Toplantısına gittim. Daha önce hiç gitmemiştim. Gelmemi istemişti ama orada hiç kimseyi tanımadığım için tek başıma kalmak istemiyordum. "Joe, daha önce okul toplantısına hiç gitmedim. Biraz korkuyorum, benimle ilgilen, beni yalnız bırakma" dedim. Okula gidince beni kapıda karşıladı., içeri götürdü, bir kaç kişiyle tanıştırdı, bana bir fincan çay getirdi. Kelimenin tam anlamıyla bana göz kulak oldu.

*Alıntılar 'Çocukta Dış Disiplin Mi, İç Disiplin Mi?' isimli kitaptan yapılmıştır. Dr. Thomas Gordon, Sistem Yayıncılık

Bu yazı 1100 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

2-9 Kasım 2009 Haftalık Yemek Listesi
Biz katkı maddelerinden kaçınmaya çalışırken çok daha büyük bir zehirleyici olan GDO çıktı. Haberi okuyunca çok üzüldüm. Yeterli kamuoyu oluşturulursa yönetmeliğin kaldırılacağına inanıyorum. En azından paketlerin üzerinde GDO içerir bilgisinin yazması gerekir. Lütfen tanıdığımız herkesle haberi paylaşalım ve tepki gösterelim: http://www.gdoyahayir.com adresine girip imza kampanyasina katilabilirsiniz.

Gündemin domuz gribi ve açılım ile bu kadar yüklü olduğu bu günlerde 26 Ekim pazartesi günü Resmi Gazetede Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir yönetmeliğin zamanlaması doğrusu GDO severler için çok uygun idi. Yönetmelik Türkiye’yi GDO’ların ithaline ve kullanımına açtı. Artık GDO’lu ürünlerle zehirlenme özgürlüğü başlamıştır. GDO’lu ürünleri topluma yedirmek için önce haberi farkına varmadan yedirmek gerekir diye bazıları düşünmüş olabilir mi? Pazartesi medya bu olayla hiç ilgilenmedi. Salı günü ise birçok gazete ve web sayfasında haber ters verilmişti. Kimisi mamalarda artık GDO kullanılamayacağını, kimisi de Türkiye’ye GDO’ların giremeyeceğini yazıyordu. Yüzeysel izleyiciler için nerede ise çok güzel bir haber vardı.
 
GDO’lu ürünlerin sağlığa etkileri hayvanlar üzerinde yapılan epeyce araştırmaya konu oldu. Sadece bir tanesini verelim. İskoçya Rowett Enstitüsü’nden Dr. Arpad Pusztai’nin GD patates ile beslediği farelerin tümünün iç organlarında küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma ve mide çeperlerinde kalınlaşma görüldü.          
 
Okuduğunu anlayacak herkesi yönetmeliği kendi gözleri ile okumaya çağırıyorum. Merak etmeyin beş sayfadan fazla değil. Bundan sonra sizin ve çocuklarınızın ne yiyeceği sizin elinizde. İnternette adres yerine  rega.basbakanlik.gov.tr yazıp tıklayın ve 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazeteyi açıp kendiniz okuyun.(http://rega.basbakanlik.gov.tr/main.aspx?home=http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2009/10/20091026.htm&main=http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2009/10/20091026.htm)

Madde 5/2’de yazanlar şöyle:

“İthal edilen, üretilen veya dağıtımı yapılan GDO’lu gıda veya yemin çevre, insan veya hayvan sağlığı açısından olumsuzluğu tespit edildiğinde, gıda veya yem işletmecisi sağlığı ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak, Bakanlığı, diğer ilgili mercileri ve tüketicileri acilen bilgilendirmek ve söz konusu gıda veya yemi, piyasadan geri çekmek zorundadır.”

Emriniz olur. Az sayıda istisnası ile dünyanın neresinde görülmüş, bir şirketin “yoğurdum ekşidir” dediği. Hindistan’da GDO’lu pamuğun verimsiz ve zararlı olduğunu 19 araştırma söylediği halde, bu araştırmaları hangi şirket dikkate almıştır. 
Madde 5/3’de şunlar yazıyor:


“GDO lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaktır.”
 
Yani “aslında GDO’lar zararlıdır, bu yüzden bebekleri şimdilik affediyoruz. Büyüyünce onlar da başlarlar yemeğe” demekteler. Daha başka söze gerek var mı?
Madde 5/7’de şunları okuyoruz:


“Gıda veya yemin % 0,5 ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmez.”

İnsan veya çevre sağlığına zararlı bir ürünün azıcık karışmasının bir sakıncası olmadığı söylenmek isteniyor. Birazcık mikrop zarar vermez gibi bir ifade. Zararlı bir organizmanın şakaya gelmeyeceğini bilmiyorlar mı?
Madde 5/8’de şunları okuyoruz:


 “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.”

Eee, pes yani. GDO’lu gıdaları üretenler o kadar ürünlerine güvenmiyorlar ki her hangi bir gıda üreten bir şirket paketin üzerine ürününde GDO kullanılmadığını yazamıyor. Tarım Bakanlığına öneriyoruz: “trans yağ kullanılmamıştır”, “katkı maddesi kullanılmamıştır”, “domuz eti kullanılmamıştır” yazılmasını da yasaklasınlar. Ne farkı var? Çok mu masum bu madde. Bu isteğin ABD’de GDO’lu ürün üreten şirketlerin talebi olduğunu biliyorlardı şüphesiz. 

GDO’ya Hayır Platformunun da açıkladığı gibi “GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ve ürünlerinin de GDO’lu sayılması ve dolayısıyla etiketlenmesine ilişkin hiçbir maddenin yönetmelikte yer almaması da insan sağlığının hiçe sayıldığının en büyük göstergelerinden biridir.” İçtiğiniz süt artık çok daha tehlikeli olacak.


Yönetmeliği çiğneyenlere verilecek para cezaları büyük şirketleri ürkütecek düzeyde değildir.

Bütün bunlar insanlarımıza, çevreye yapılan bir zulüm değilse nedir? Artık GDO ile zehirlenme özgürlüğünüz var.

Ya şimdi ayağa kalk ve itiraz et,

Ya da sistemin mezbahasında uslu koyun olduğunu itiraf et.


Tepki göstermek için: Facebook'ta

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar" width="100"/>
GDO'lu Besinlerle Zehirlenme Özgürlüğü Başlıyor!