
Bu yazının 1. kısmında, ev işlerini yetiştirmek ve aileye vakit ayırmak konusunda nasıl denge sağlayacağız diye soran ziyaretçimize cevap vermeye başlamıştık.
İlk çözüm olarak herşeyi elimizde iken yapmak, yani o anda bir yere koymadan veya ertelemeden yapıp o işi bitirmek çözümünden bahs etmiştik. Tabi o anda hemen yapma şansımız varsa, ailemizle ilgili yapmamız gereken başka bir şey yok ise.
Her işi ertelemeden hemen bitirmeyi, yaşayış haline getirmek için biraz zamana ihtiyacımız olabilir. Ama yaşayış haline geldiği zaman, yani elinizdeki bir tabağı yıkamadan, yerine koymadan bırakamayan bir insan haline geldiğiniz zaman, anında yapmanın hayatımıza ne çok şey kattığını görmüş olacağız. Elinizdeki tabağı yerine koymadan bırakmayan derken, hiç bir şeyi dağınık ve kirli görmeye tahammül edemeyen ve hastalık tanımına giren aşırı titizlikten bahs etmiyoruz, anlaşılıyor sanırım. Yapacağı bir işi, vakti olduğu zaman ertelemeden hemen yapmaktan bahs ediyoruz sadece.
Elinizdeki işi hemen bitirme, sonraya bırakmama çabanız sonucu, yapılmış ve bitmiş işin rahatlığını yaşamak; bu alışkanlığın daha çabukyerleşmesine sebep oluyor.
İkinci çözüm olarak da, işleri yetiştirmek için HIZlı olmak gerektiğinden bahs etmiştik. Hızlı olmak için, evin neresinde neyin olduğunun belli olması, fazlalıkların evden çıkarılması, aradığımız şeyi çabucak bulacağımız bir düzenin olması gibi dış faktörler önemli demiştik.
Hızlı olmamızı engelleyen iç faktörlere gelelim deyip kalmıştık.
Benim çok gördüğüm hızlı olmayı engelleyen şey, yaptığın işi doğru düzgün yapacaksın saplantısı.
Doğru düzgün olsun, güzel olsun, çok temiz olsun, tencere pırıl pırıl olsun diye uğraşan kişi asla yetiştiremiyor ev işlerini.
Aslında, engelleri saymak yerine yerine gelecekleri saymak sanırım daha pozitif olacak. Bu saplantının yerine, "bu iş ÇABUCAK bitsin, HEMEN aradan çıksın" hedefini saplantı haline getirelim.
Bu iş de bitsin, aradan çıksın deyince yaptığımız işi gelişigüzel yapmış olmayacak mıyız? Evet olacağız. Hayatımızda başka önemli işleri asla gelişigüzel yapmayalım ama ev işlerini gelişigüzel yapmayı öğrenen, kendini mutlu eder diye düşünüyorum.
Gelişigüzel temizlediniz diye, tencerelerinizin karalar bağlamış, tezgahınızın kirli olmadığını göreceksiniz. Marul yıkayıp süzdüğümüz plastik süzgeci her defasında bulaşık deterjanıyla yıkayan hanımlar var. 2 haftada 1 az çamaşır suyuyla sabunlarsanız zaten o süzgeç tertemiz görünür. Kullandığınız zaman sadece duruluyıp koymanız yeterli.
Bu kadar rahat konuşmamın önemli bir sebebi daha var. O süzgeci her defa yıkadığınız bulaşık deterjanı, 40 defa durulamayla ancak temizlenebilecek kimyasallar sebebiyle sağlığımıza çok fazla zarar veriyor. Aslında her defasında yıkayarak, zamanımızı öldürdüğümüz gibi sağlığımızı da bir nebze öldürmüş oluyoruz.
Hem biz değil miyiz, ev işi yapmakla tatmin olmadığını, ev işi yapmaktan bıktığını günde 80 kere kendine söyleyen. Niye bizi bunaltan ev işlerine doğru düzgün yapacağım diye bu kadar önem verelim ki. Evimizde yeterli bir temizlik sağlayacak, hayatımızı devam ettirecek kadar olsun yeter. Değil mi?
Toparlayalım, (özellikle mutfaktaki şeyleri) her ele alışta iyice temizlemek yerine, 2-3 haftalık periyotlar içinde çamaşır suyu/ cif gibi maddelele bir kere elden geçirmek yeterli. En önemlisi de başta dediğimiz gibi bu alışkanlık bize HIZ kazandıracak.
Hız kazanmaya sebep olan diğer bir şey, EL ÇABUKLUĞU VE PRATİKLİK. İşin bu kısmı benim en çok zorlandığım kısım. Bu durumu aşmak için bazen zaman tutarak iş yapıyorum. 5 dk içinde şu oda toplanacak diyorum kendime ve gerçekten toplanıyor. Her zaman olmuyor ama sık sık kendinizi bu şekilde programlayarak iş yaparsanız, EL ÇABUKLUĞU yani HIZ kazanıyorsunuz.
Pratiklik kazanmak için HERŞEYİN KOLAYINI ARAMAK diye kayınvalidemden öğrendiğim ALTIN BİR PRENSİP var. Çoğu insan yapacağı bir işi, daha önce nasıl gördüyse ailesinden nasıl öğrendiyse o şekilde yapma eğilimindedir. Bu eğilimi aşmak için, sizi en çok zorlayan işlerde acaba daha kolay nasıl yapabilirim diye düşünerek başlayabilirsiniz.
Herşeyin kolayını ararken, kullanılacak küçük aletler de devreye giriyor tabi. Kayınvalidem böreğin üstüne serpeceği susam, çörekotu tanelerini bile kapağını açmak zorunda kalacağı bir kaptan avucuna alıp serpme zahmetini zorluk olarak görür. Susamı ve çörekotunu tuzluk gibi biraz daha büyük delikli baharatlık tarzı şeylere koymuştur. Raftan alıp anında serpiverir böreğin üstüne, olayı hızlı çekimle izliyor zannedersiniz kendinizi.
Evde ve mutfakta hızlı olmayı engelleyen çok önemli bir şey daha var. Özellikle keyif yapmayı çok seven insanların zihinlerinde, işe ayrı bir vakit keyif yapmaya ayrı bir vakit tahsis etme gibi hayatı çok zorlaştıran bir kategorizasyon var. Böyle olunca, yapılacak her işi, iş yapma vaktine ayırmış yani biriktirmiş oluyorsunuz. Bulaşıkları biriktire duruyor, 1 saat sonra mutfağa girerim hepsini yaparım diye düşünüyorsunuz.
Aralardaki küçük vakitlerde de işlerin birikmesini önleyecek büyük işler yapabilir insan. Mutfağa su içmeye gitmişken, birikmiş bulaşıkların en büyüğü olan bir tencereyi yıkayıp mutfaktan öyle çıkmak; kahve taşmasın diye beklerken bütün bulaşıkları makinaya dizmek, ara sıra çorba karıştırırken dağınık masayı/ tezhagı düzenlemek gibi.
Evet, mutfakta en sevdiğim prensiplerden bir tanesi sanırım bu, KÜÇÜK VAKİTLERDE BÜYÜK İŞLER yapmak.
Hızla ilgili söyleyecek başka bir şey kalmadı.
İşleri yetiştirmek için çok çok çok önemli, hatta EN ÖNEMLİ şey, ERKEN KALKMAK. Bu yazıda erken kalkma zevkini anlatmıştım.
Geç kalkınca birşeyler kaçırma psikolojisi içindeki insanın ne şevki oluyor ne de zamanı.
Benim söyleyeceklerim bu kadar.
Bu okuduklarımızdan sonra neler yapabiliriz:
1- İşlerimizi elimizdeyken bitirme hedefi koyalım.
2- Evin daha düzenli olması ve herşeyin yerli yerinde olması için fazlalıkları atalım.
3- Ev işlerini gelişigüzel yapmayı ve çabuk bitirmeyi öğrenelim.
4- El çabukluğu kazanmak için zaman tutup alıştırmalar yapalım,
5- Pratiklik kazanmak için bizi en çok zorlayan işleri tespit edip, daha kolay nasıl halledeceğimizi planlayalım.
6- Küçük vakitlere büyük işler sığdıralım.
7- ERKEN KALKALIM.
Ve tüm bunları başarsak bile, çocuklu bir anneysek işlerimizin yetişmediği zamanlar hep olacaktır.
Ve her zaman önce AİLEMİZE zaman ayıralım. Ailemize zaman ayıracağımız zaman ev işlerini SALLAYALIM GİTSİN.