Ekleyen : busra
Tarih : 2009.12.19 00:00:00
Kadın dertleri

Kimliğini Bulmaya Çalışan Ev Hanımı Anne



Bu yaziyi neden yazdigimi bilmiyorum bende bir anneyim(33) 13 yil hareketli ve yogun bir is hayatim oldu yurtici ve yurtdisinda muhendis olarak calistim oglumu 6 ay boyunca goremedigim oldu sadece telefonla gorustum su an 7 yasinda ve bu yil okula basladi ben turkiyeye dondukten sonra buradaki ozel sektor sartlarina ve yapilanmasina uygun calismakta zorlandim takdir goremedigim gibi surekli kiskanclikla onume gecildi ve ben calismayi biraktim. Artik nerdeyse 1 yildir ev hanimiyim bunu soylemekte hep zorluk cekiyorum ve aglayasim geliyor ama rolumu kabullenmek en dogrusu sanirim. Oglum buyuyor ve onunla olmak guzel ama artik ne evde rahatim ne de calisirken yani bir ideal ve hedef sorunu yasiyorum su anlarda. Oglum calisan bir anne istiyor ama ne zaman calismaya baslasam bu sefer onu ihmal ediyorum sevdigim bir is yapayim diye dusunuyorum ama ne yapmaliyim bilmiyorum. Esimin benimle artik gurur duyamayacagini cunku calismadigimi ve uretemedigimi dusundukce daha kotu hissediyorum.beni ne yapiyorsun diye aradiginda artik hep ayni sozlerle cevap verir oldum ya piyano caliyorum ya ev isleri ile ugrasiyorum hayatimda yenilik kalmadi.aslinda sanirim bu bir kimlik bunalimi.

Ulkemin haline uzuluyorum insanimin az gelismisligine her is sektorunde yasanan basitliklere ve sonra diyorumki sikayetcisin ama sen zamanini evde birsey yapmadan geciriyorsun uretemiyorsun. Sozcuklerle ifade edilemeyen cok sey var icimde artik sadece kitap okuyup piyano calmak ve oglum geldiginde sadece onunla ilgilenmek de yetmiyor bana nereye dogru yol aldigimi bilmek istiyorum ama yapamiyorum. Hayat gercekten bir orgu sistemi mi beklemem mi gerekiyor onuda bilmiyorum.

Bloga arastirma yaparken rastgele ulastim ama belki bana birseyler yazabilirsiniz ben sahip olduklarinin kiymetini anlayamayan biriyim bu yuzden de mutsuzum hicbiryere sigamiyorum belki bu yuzden bekletiliyorum kader tarafindan.

Size imrendim dogrusu yazilariniz faydali bilgiler iceriyor ve etkili bir dille anlatmissiniz. Tebrik ederim hayata tutunmus olmaniz ve insanlarimiz icin uretkenliginizden oturu.

F. Hanım, sitede daha önce paylaştığım bu yazıda Prof. Nevzat Tarhan’ın da ifade ettiği gibi, ev hanımı olmanın “bir şey yapmayan/ hep aynı şeyleri yapan/ temizlik yapan/ dedikodu yapan” bir kimlikmiş gibi bizlerin, kadınların beynine kazınması, çok büyük bir psikolojik savaşın sonucu olarak gerçekleşmiş.

Kendimizi çoğu kez işe yaramaz gibi ya da hep aynı durumda, aynı işlerdeyiz gibi hissetmemizde bu psikolojik savaşın etkisi büyük. Psikolojik savaşın temelinde, üstün kültürlerin farklı olan insanları kendilerine benzetmek için onları yozlaştırıp küçülterek karşı tarafta aşağılık ve eksiklik duygusu oluşturmak istemeleri yatıyor.  Bu konunun ayrıntısını o yazıda bulabilirsiniz.

Zihnimize işlemiş bu mesajı söküp atmak kolay olmayacak ama elimizden gelecek bir çok şey var. Öncelikle ailenin çok değerli olduğu, ailemiz /çocuğumuz için basit bir yemeği hazırlamanın, hayatımızı devam ettirmek için yaptığımız yer silme işinin bile çok saygıdeğer olduğunu  içselleştirmekle başlayacağız. Hayatımızdaki tek üretim yemek yapmak ya da ev işleri olmasın elbette, buna aşağıda değineceğim, ama yemek yapmak bir üretim değil de nedir diye kendimize sorup doğru cevabı her zaman vermemiz gerekiyor..

Okuduğum bazı yazılarda ev hanımlarının yaptıkları işin karşılığını parayla göstermeye çalışıyorlar. İşte bir yerde yemekçi olarak çalışsa şu kadar para, temizlikçi olarak çalışsa şu kadar para, çocuk bakıcısı olarak çalışsa şu kadar para alır bir ev hanımı diyorlar. Toplayınca azımsanmayacak bir rakam çıkıyor, böylece aslında ne kadar da karşılığı olan bir iş yaptıklarını söylüyorlar.

Bu kıyasın iyi niyetle yapıldığını biliyoruz ama ev hanımlarının yaptığı iş için bu kıyasın çok noksan olduğu da açık. Karşılığını hemen değil de uzun vadede alacağınızı bilerek şu andaki bir iş için çaba göstermek, dünyanın en zor erdemlerinden birisidir. Ev hanımları bunu yapıyorlar.

Karşılığını zaman içinde alacaklarını bilerek, çocuğu sıcak yemekle karşılaşmanın sıcaklığını hissettiriyorlar. Sıkılıp bunalsalar da ev işlerini yaparak hayatı idame ettiriyorlar, iki eşin kurduğu ortak hayatın bir tarafına ait yükü özveriyle, emek vererek çekiyorlar. Karşılığında uzun vadede, zorlukları paylaşılmış huzurlu bir hayat bekliyorlar. Birbiri için önemli şeylerini feda edebilen, birbirini seven bir aile olmak için bunu yapıyorlar. Ya da yapamıyorlarsa bile bu beklentilerle yapmalılar diyelim.

Ev işleri ve yemek yapmak bir yana, en önemlisi çocuklara, anneye ihtiyaç duyduğu an gidip bulabilme özgürlüğünü hissettiriyorlar. (Kızım bugünlerde gelip gelip o kadar çok sarılıyor ki bana) Çocuklar için sorulara hemen cevap alabilme fırsatı veriyorlar. Mesela oğlum varlıklarla ilgili öyle sorular soruyor ki bugünlerde, bir bakıcı ya da anneanne babannesi baksa soruları ne kadar cevaplanırdı bilemiyorum. Anne arılar neden insanları sokar söyle bana diye soruyor, ama o kadar meraklı, o kadar dünyanın en ilginç gerçeğini sorar gibi soruyor ki, ona cevap vermek neredeyse tüm annelik duygularımı tatmin ediyor inanır mısınız. Başlıyoruz arılarla ilgili ve diğer hayvanlar niye özellikle bazı şeyleri yaparlar konuşmaya, konu konuyu açıyor :)

Bu bakımdan ev hanımlarının en değerli özelliklerinin evde “bulunmak” olduğunu düşünüyorum, özellikle okul öncesi çocuk açısından. Düşen çocuğu teselli etmek için bulunmak, aradığında sarılması için bulunmak, sorusuna cevap vermek için bulunmak, kişiliğinde önemli taşları yerine oturtacak kuralları öğrenmesi için bulunmak, çocuk sıkıldığında bile nasıl kendi başına zaman geçireceğini öğretmek için bulunmak.

 

Burada konunun mecrasını kaydırmadan önce geçtiğimiz kısmı özetleyelim. Ev işlerimizi yemeklerimizi, verdiğiniz emeğe saygı duyarak, karşılığında uzun vadede göreceğimiz sonuçları hayal ederek, saygıdeğer bir duruşla yapabilmek lazım. Şunu da ekleyelim, bu duruşun etkilerini en başta eşimizde ve ilişkide olduğumuz insanlarda da görürüz. Biz yaptığımız işin değerli olduğunu yansıtırsak hayatın içindeki konumumuzun ve ne beklediğimizin farkında olarak sağlam bir tavırla iletebilirsek, onlar da bu mesajı hayatın her karesinde alırlar. (Ne yazık ki bazı hanımlar bu yansıtma üslubunu biraz da adamın kafasına vurarak söyleyivermek sanıyorlar) Onlar da bir şey yapmadığımızı düşünme, bizi değersiz görme gibi bir hezeyana kapılmazlar.

Gelelim üretkenlik konusuna. Çoktandır sitede ev hanımlarının uğraşları ve hobileri olmalı diye bir yazı yazacaktım yazamadım. Bu yazıda sorunuz vesilesiyle değinelim.

İnsan aynı şeyleri sürekli yapmaktan sıkılır. Bazen sıkıldığımız için hiç bir şey yapmıyor gibi hissediyoruz, bazen hep aynı şeyleri yapıyoruz diye düşünerek ev işlerini değersiz görüyoruz. Aslında bu bir yanılgı. Bizim sıkılmamız yaptığımız işi değersizleştirmiyor, sadece bizim değerini görmemizi engelliyor. Vaktinizi alan iş hep aynıysa ve çoğu vaktinizi alıyorsa, sıkılmamız normal. Ve yukarıda dediğimiz gibi, ev işleri üretim değil de nedir diye kendimize sorarken bir yandan da başka üretimler için zaman ayıralım.


Zihnimdeki ev hanımlığı ideali, ev işlerini çok incelemeden yapıp bitirerek başka şeylere zaman ayırmak şeklinde. Ev işlerini nasıl yetiştiririz, nasıl bitiririzle ilgili Yetişmeyen Ev İşleri ve Yetişmeyen Ev İşleri 2 yazılarını okuyabilirsiniz.

Oğlum 1,5 yaşındayken ben de çoğu vaktimi ev işleriyle geçiren ev hanımlığı durumumdan sıkılmış ve bir şeyler yapma arayışına girmiştim. Çocuk küçük olduğu için en kolayı internette bir şeyler yapmaktı. Eşim yemek blogu aç istersen demişti. Yemek blogları da güzel ama beni daha farklı bir şey mutlu eder sanırım demiştim. Başka insanların çok ihtiyaç duyduğu bir şeyler olsa,  ve benim de başkalarıyla iletişime geçeceğim bir şeyler olsa. O sıralarda okuduğum çocuk eğitimi kitaplarından (Thomas Gordon kitapları) çok etkilenmiş ve paylaşma isteği yaşamıştım. İşte dedim, ben bunu yapmalıyım. Çocuk eğitimi ile ilgili bir blog açmalıyım.

Ne istediğimi bulduktan sonra gerisi geldi, bugün beni gerçekten çok tatmin eden bir noktaya geldik şükürler olsun. İnsanın böyle sevdiği bir uğraşının olması hayatını değiştiriyor. Ve bence şunlara sebep oluyor:

- Hedefler koymasına sebep oluyor, şunu şunu yapacağım diye sürekli daha ileri bir noktanın hayaliyle yaşıyorsunuz. Bu da motivasyon, olumlu heyecan gibi bir çok pozitif duygu demek zaten.

- Ataleti kaldırıyor; iki küçük çocuk evde çalışan bir eşle böyle bir yazıyı sakin kafayla yazmam imkansız olduğundan, size bu cevabı yazmak için sabah 4’te kalktım. Site için yazdığım çoğu yazıyı sabahları erken kalkıp yazıyorum. Önceleri böyle bir hayat tarzından bahs etmek benim için inanılmazdı, bırakın geceyi gündüzleri bile aklıma estikçe uyurdum tembellikten. Ama sevdiğiniz bir uğraşınız olursa seve seve uykusuz kalıyorsunuz. (Uykuyu azaltmada Erdal Demirkıran’ın Sadece Aptallar 8 saat uyur kitabından çok etkilendiğimi, ve o kitapta yazanları aklımdan hiç çıkaramadığımı da söylemem lazım tabi)

- Ev işleriniz de daha düzenli oluyor. işlerinizi ona göre planlıyorsunuz; severek yapacağınız bir uğraşınız olursa, ev işleriniz de daha programlı ve rutin işliyor.


- Kendinizi üretken hissediyorsunuz; yeni bir şeyler ortaya çıkarmak eşsiz bir duygu.

Her kadının ilgi alanı farklı, ben elde yapılan ince işlerden hiç anlamam. Daha doğrusu elde yapılan hiçbir iş benim için ilerleyebileceğim ve oraya yeni bir şeyler çıkarabileceğim bir uğraş olmaz. Ama kimisi bu noktada çok beceriklidir. Birkaç gün önce ziyaretime gelen bir arkadaşım ebru kursuna gidiyor ve epey ilerlemiş. Çalışmalarına baktım hiç bana göre değil diye düşündüm ama seven ve yapabilecek olanlar için ne kadar verimli ve iç açıcı bir uğraş. Kendinizi geliştirince yaptığınız eserleri satıyorsunuz da. Bazı yapılar için de benim gibi uzun yazılar yazmak, ne dediğini anlatmaya çalışmak sıkıcı ve asla yapmak istemeyecekleri bir şeydir.


Yapılabilecek şeylere de kısaca değinelim. Unutmamamız gereken en önemli şey, seçtiğiniz uğraşın yeni bir şeyler ortaya çıkarabildiğiniz, elle tutulur gözle görülür somut bir şeyler üretmeye elverişli olması. Çünkü ev hanımlarının psikolojileri yaptıkları iş gözle görülmediği için, karşılığı uzun vadeli olduğu için bozuluyor biraz. Bu yüzden hobi olarak hemen ortaya çıkarabileceği, işte bunu ben yaptım diyebileceği ve bir anlamda başkalarına da gösterip paylaşabileceği bir şeyler yapması gerekiyor.

- El sanatları, (Ahşap boyama, cam boyama, halıdokuma, takı tasarımı, seramik gibi) el işleri (kırkyama, örgü, kurdele nakışı, son zamanların moda uğraşı amigurumi gibi), fotoğrafçılık gibi uğraşlardan ilginizi çekeni seçebilirsiniz.

Birkaç örnek verecek olursak http://dikissepeti.blogspot.com (harika şeyler ortaya çıkaran, kumaşlar, iğneler, düğmelerle yapılan her şeyi bana sevdiren anne.), http://orguoyuncaklar.blogspot.com (amigurimi denilen örgü tarzıyla çok şirin oyuncaklar ören bir anne. Özellikle de sünger bob, patrick, eagle peggle gibi olanlar.)

Böyle bir şeyin kendilerini tatmin edeceğini düşünen anneler böyle bloglar hazırlayabilirler.

- Ayrıca internet aracılığıyla yapılabilecek bir çok şey var.  Birçok annenin annelik birikimlerini ve yaşadıklarını paylaştığı anne-çocuk temalı bloglar var. Benim en çok takip ettiğim ve sitede de bazen yazılarını paylaştığım www.pratikanne.com

Özlem ve Fulya isimli iki sıcak annenin hazırladığı ve daha çok çocuklar için yaptıkları şeyleri paylaştıkları www.cocuklacocuk.com sitesini de sürekli takip ediyorum.

Bence çocuklarla yapılan faaliyetlerin paylaşıldığı sitelere çok ihtiyaç var. Bu tür yabancı blog ve site çok fazla ama Türkçe site çok az.

Bebek ve çocuk beslenmesinde ciddi bir site olan www.bebegimneyesin.com da, hazır gıdalar ve katkı maddeleri konusunda hassas bir annenin paylaştığı güzel tarifleri içeriyor.

- Eğer eğitimini aldığınız veya uzmanı olduğunuz bir alan varsa, ve o alanla ilgili severek yapacağınız bir şeyler varsa bilgilerinizi bir sitede paylaşabilirsiniz. Tavsiyeler verebilir, makaleler yazabilirsiniz.

İnternet uğraşlarında başarı elde etmek için, içeriğinizi düzenli güncellemeniz, ciddi içerikler girmeniz, ve sitenizin tanıtımını doğru yapmanız önemli.

Yukarıda benim değinmediğim aklıma gelmeyen bir çok uğraş da var elbette. Seçim konusu sizin kendinizi tanımanıza, neye ihtiyaç hissettiğinize, sizi neyin mutlu edeceğini belirlemenize bağlı.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar sanırım. Son kısmı özetlersek, her ev hanımının özellikle de annelerin, boş zamanları olduğunda değil özellikle vakit ayırdıkları bir uğraşları hobileri olmalı dedik. Ve bu uğraş somut eserler ortaya çıkarabildiğiniz, işte bunu ben yaptım diyebileceğiniz şeyler olmalı.

Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Bir de F. Hanım, içinde bulunduğunuz duygusal süreci biraz atlattıktan sonra size kesinlikle 2. bir bebek tavsiye ederim. Kadın yapısını en çok en mutlu eden şeyin bebek sahibi olmak olduğu kanıtlanmış bir gerçek. Hem ilk çocuğunuzda çalıştığınız için göremediğimiz bir çok dönemi 2. bebeğinizde görebilir, her büyüme anına tanık olabilirsiniz. Dilediğiniz gibi bebeğinizle ilgilenebilirsiniz.

Tüm annelere sevgilerimle…

Bu yazı 1944 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
sueda 2011.10.31 tarihinde dedi ki :
merhaba gecenin bu vaktinde tam da bu sıkıntım için çözüm olabilecek yada tavsiye alabileceğim bir yazı ararken karşılaştım sitenizle elinize ve gönlünüze sağlık.anladığım kadarıyla siz ve takipçileriniz tam da benim kafa dengimsiniz artık inşaallah bende müdavimlerinizdenim.ayrıca şuna eminim ki sizin sitenizle karşılaşmam tesadüf değildi.bence hayatta tesadüflere tesadüf edilmez...tekrar görüşmek üzere......
busra 2010.11.02 tarihinde dedi ki :
Merhabalar, Ben çalışan bir anneyim ama hayalim ev hanımı olmak :) Allah nasib ederse işi bıraktıktan sonra sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak çalışmak, topluma fayda kazandıracak özellikle çocuklarla ilgili bir işte gönüllü olmak istiyorum. Herkesin kendi yapısına göre bir gönüllülük projesi bulabileceğine inanıyorum. Biraz araştırma, biraz cesaret. Ev hanımlarının bu ülkeye katacakları çok şeyler var bence...
melek
busra 2010.01.23 tarihinde dedi ki :
Sevgili Büşra Hanım, önce güzel sözlerinize teşekkürle başlayayım. Yazınızı biraz geç gördüm bunun sebebi "com" ları izlemek konusundaki yeteneksizliğim. İzlemeye almayı beceremedim, henüz. İşimden ilk ayrıldığım zamanları hatırladım. Aynen yazıda size duygularını anlatan hanım gibi hissediyordum. Sonra çocuklarım ve hobilerim bu duygularımı ortadan kaldırdı. Ev kadınlığı pek çok kimliği bir arada bulunduran bir durum. annelik, oyun arkadaşlığı, temizlikçilik, aşçılık... v.b. ama bu kimliklere mutlaka herhangi bir hobiyle ilgilenmeyi eklemek şart. ben patchwork, örgü gibi uğraşlarla kendime evin içinde farklı bir mesai yarattım. Bunları internette yayınlama, paylaşmak da ayrı bir heyecan kaynağı oldu. Herşeyin başında gelen tek ve en önemli şey yaşamayı sevmek ve hiç bir anı boş geçirmemeye çalışmak. Sevgilerimle.

BÜŞRA: Nazik yorumunuz için çok teşekkürler...

Sol üstteki "Yeni yazı eklenince eposta ile haberdar et" kısmından FeedBurner'a kayıt olarabilirsiniz. Ardından Feedburner'dan gelen onay mailini açıp onay vermeniz gerekiyor.

Sevgilerimle..
dshandmade(dikişsepeti)
busra 2010.01.01 tarihinde dedi ki :
Kadının bir çok kimliği vardır,
AMA...
En önemlisi anne ve eş olmaktır.
Bir kadın bu kimlikle dahi bir çok konuda başarılı olabilir YETER Kİ İSTESİN...
Saygılarımla
www.ferihandiril.com
Ferihan Diril
busra 2009.12.24 tarihinde dedi ki :
merhaba Büşra hanım,
sitenizi 3 ün önce keşfettim..çocuk gelişimi ve yetiştirme ile ilgili yazılar ve kitaplar ararken çıktınız karşıma .duygularıma tercüman olan böyle bir site ile karşılaştığım için çok mutlu oldum...ayrılmam artık burdan.
ben 17 sene çalıştıktıktan sonra 1aydır iş hayatını sona erdiren 6 yaşında bir kız çocuğu olan (artık) bir ev hanımıyım..tabii 17 sene sonunda ev hanımı olmak beraberinde birtakım zorluklar getirecek diyerek yola çıktım zaten...
kızım doğduktan sonra onunla (kendimce ) ilgilenemediğim için çok pişmanlıklar duydum bunalımlara girdim psikologa gittim kötü günler geçirdim.bırakmak istedim işimi ama olmadı şartlar izin vermedi..kısmet bugünlereymiş..ALLAH'ıma binlerce kez şükürler olsun artık evimdeyim ve kızımla birlikteyim.yaşanan bütün zorluklar geride kaldı artık mutluyum hemde çok mutluyum .
şimdi 1 aydır evdeyim ve allah nasip ederse çalışmayı hiç düşünmüyorum ( emeklilik için 3 sene kalmış olmasına rağmen)
şimdi tek düşüncem sakin sabırlıi sefkat ve sevgi dolu iyi bir eş ve iyi bir anne olmak tek amacım ve bana yol gösterecek bişeylere ihtiyacım var.
özellikle çocuk yetiştirmek anladım ki çok ama çok ciddi bir iş ev hanımınlığından ziyade çocuk yetiştirmek başlı başına bir iş..düşünsenize elinizde bir hamur var ve şekle girmek için size ihtiyacı var siz onun kalıbısınız..ve kırık olmayan bozuk olmayan bir kalıptan ancak iyi bir hamur çıkar değilmi
? çok zor bunu anladım çocuk yetiştirmek çok zor ..öğrenmek gereken çok şey var çocuk yetiştirmekle ilgili bence..
neyse ben konunun dışına çıktım galiba..
ben sabahları eşim işe giderken 6,30 sularında kalkıp (erken kalkan erken yol alır misali) kahvaltımı ediyorum yapılacak işlerime gözatıp planlıyorum..haftada 2 gün spora gidiyor ve diğer geri kalan günlerde 30 dk yürüyüş mutlaka yapıyorum ..hayatım daha düzenli inanın bu sizin elinizde planlı hareket ederseniz herişiniz daha kolay gerçekleşiyor.
ev hanımlığı benim için çalışma hayatım gibi bir fark göremiyorum açıkçası.
geçen gün bir kanalda yabancı bir show programı izliyorduk eşimle.sunucu gelen izleyicilere tek tek dolaşıp sordu mesleklerinin ne olduğunu...
bir kadın anneyim dedi...birine daha sordu o da anneyim dedi.
anladım ki annelik bir meslek ama biz bizim ülkemizde maalesef böyle düşünmüyoruz sanırım..çok etkileyiciydi benim için ..MESLEĞİNİZ "ANNEYİM"
hülya
busra 2009.12.21 tarihinde dedi ki :
merhaba Büşra hanım
bugün benim dogum günüm
yazdıklarımla ilgilenip yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim yazınız benim için bir hediye oldu aslında birazda heyecanlandım sözkonusu ben olunca ve yorum yapılınca..bana şimdiden yardımcı oldunuz gerçekten farkına varmadığım bir bakış açısı oluşmaya başladı bile içimde. artık yaptığım işleri anlam kazandırarak yapacağım toparlanacağım yeni yıla iyi bir başlangıç yaparak gireceğim Rahşan hanımla gerçekten benzer duygular yaşamışız tavsiyeleri için teşekkür ederim spora başlayacağım bunun hem saglıklı yaşamak hemde umut dolu duygulara kavuşturacagına inanıyorum ayrıca heykel kursuna gıdebıleceğim fikri oluştu içimde aniden araştırıp gönül dostu bir hoca bulabilirsem başlamak benim için sanırım heyecan verici bir yenilik olacak.
Büşra hanım yazınızın sonunda bebek tavsiyeniz hoşuma gitti haklısınız hayatıma yeni bir canlı neşe ve heyecan katabilir tavsiyenizi dikkate alacağım. kendimi yeni bir dost ortamında bulduğum için mutluyum sizlerde katkılarınızla bana yenilik kattınız hepinize teşekkür ederim. sevgilerimle

BÜŞRA: doğum gününüz kutlu olsun, uzun, neşeli ve nice mutlu yıllar dilerim... dünyanızda birşeylerin değişmesine çok sevindim.

ve ben de nazik teşekkürünüz için teşekkür ederim. sevgilerimle.
fatma
busra 2009.12.21 tarihinde dedi ki :
F hanım,
Büşra Hanım izin veriyorsa ben direkt size seslenmek istiyorum. Sizi çok iyi anlıyorum. 20 aylık bir kızım var 34 yaşındayım. Hep erkeklerin çok olduğu ortamlarda okuduğum için "kadın" işlerine ve ilişkilerine de yakın olamadım. (Öyle yetiştirildim) ayrıca büyük şehirde büyüdüğüm için belki aşırı bireyselleştim ve birbirine gitmeler denilen sosyalleşme süreçleri de bana uzak geliyor. Sizin yaşadığınıza benzer bir süreci doğum iznimde yaşadım. Evde olmak, zaten çok alışık olmadığım, iyi yapamadığımı düşündüğüm ve pek de değerli bulmadığım için sevmediğim şeyleri yapmak demekti. Eşim haklı olarak eve gelince temiz bir ev ve güzel yemekler bekliyordu. Bense işten gelince kısa zamanda yapabildiğim şeyleri uzun ve yalnız zamanda yapamıyordum, yapmak istemiyordum. Ama sizin şimdi bir avantajınız var ki o da eve bağlı olmak zorunda değilsiniz. İşte olmak sizin için ne demek belki öncelikle onları listelemelisiniz. Sonra bu ihtiyaçlarınızı başka nasıl gidereceğinizi bulmalı.
Benim için işte olmak planlanmış bir yaşam demek. Yapamadığım değil ama kendi kendime yapmadığım sosyalleşmenin kendiliğinden olması demek. Bir de işe yarama, kendini gerçekleştirme, yaptığının bir anlamı olması demek. Anlamla ilgili kısmı Büşra Hanım güzel ifade etmiş. Anlam aslında kendimizin verdiği bir değer olduğuna göre kendi bakış açımızı değiştirmek gerek. Uzun süre rekebetçi bir ortamda yaşayınca insan kendi değerini başkaları gözünden veriyor. Basit bir kabile hayatımız olsaydı günlük yemeğimizi yapmak aslında gerçekten en anlamlı iş olacaktı. Bütün şartlanmışlıklarımız ortadan kalksa aslında bu rahatça görülebilir. Ama ben diğer iki sorunu çözecek bir şeyler yaparsanız anlam konusunun da zamanla oturabileceğini düşünüyorum.
Hemen itiraz etmezseniz size bir spora başlamanızı tavsiye edeceğim. Öyle gidin fitness salonuna koşun falan değil. Eskrim, okculuk vs gibi hayatta hiçbir zaman düşünmediğiniz, yaparken öğreneceğiniz bir spora başlayın. Ben bebekten önce, 30 yaşımdan sonra Aikido'ya başladım. (bebekten sonra devam etmedim 2. bebekten sonra düşünüyorum) Aikido, yapmayı düşüneceğim bir şey değildi. Bir kere dövüş sporlarından nefret ederim. Ama okuduğum üniversetenin yaz okulu döneminde açılan sporlara bakıyordum. Bir spora başlamaktı niyetim. Bir tek Aikido bana uygun zamandaydı. Önceleri zorla gittim. Sporda zorlanıyordum. Yarım yaşımdaki çocukların iletişimleri benim çoktan geçirdiğim şeylerdi. Onlar bana uzaktı, ben onlara uzaktım. Ama aikido benim hayatımda da bir yerlere doluyordu. (hangi boşluğa bilmiyorum. Belki öğrenme ihtiyacı, belki yenilik) Bir yandan ileride olacak çocuğumun gençliğine de yakın hissediyordum (onların çok küçük olması sebebiyle eşimin bir kıskançlık hissetmemesi de artı rahatlık sağlıyordu). Sonra gerçekten zevk almaya başladım. Spor yapmanın insan hormonlarındaki etkisi ve zinde hissetme duygusu da cabası.
Siteyi takip eden çok farklı kültür ve geçmişten insanlar var. Belki söylediklerim bir çok kişiye çok marjinal gelecek. Ben sadece etraftaki bir çok insanın da söyleyebileceği şeylere katkı yapmak istiyorum. Bana uydu, size de belki birkaç kişiye de uyabilir.
Bir çok şehirde hafta sonları doğa yürüyüşleri yapan gruplar var. Eşimin ilgisi sebebiyle söylüyorum balık tutma turları var. Biz bebeğimiz küçük olduğu için katılamıyoruz ama ilerisi için planlıyoruz. Hayatınızın bir kısmını sevdiğiniz bir şeyle doldurun, diğer zorla yaptığınız şeyler gözünüzde büyümüyor.
Ev işleri de günlük ya da haftalık bir plan yaparsanız daha küçülüyor.
Gençlik ortamlarına katılmaktan çekinmeyin. Biz eşimle ayda bir öğrencilerin gittiği bir kafeye gidip onlarla "Eski şarkıları" dinleyip eğleniyoruz. "Yaşlı" kişiler olarak kendi kendimize ahkam kesiyor aramızda dedikodu yapıyoruz.
Üniversitelerin açtığı kursları, öğrenci topluluklarının /klüplerinin etkinliklerini takip edin. Özellikle dönem başlarında :)
Siz kendinizi nasıl hissederseniz ve etrafınıza nasıl yansıtırsanız insanlar da sizi öyle zannederler. İşe yaramıyorum hissi verirseniz işe yaramadığınızı düşünürler. ve size geri dönüşü gerçekten işe yaramadığınızı hissettirir. Bu eşiniz için de geçerli. Siz önce öyle hissedemeseniz bile işe yaradığınızı, mutlu olduğunuzu kendinize ifade edecek fırsatlara odaklanın. Kelimeler sihirli şeylerdir. Bir kişiye kırk kez deli dediğimizde deli olması sadece bir atasözü değildir. Kötü hissetiğinizde eksik hissettiğinizde bunu kendinize dillendirmeyin. Bir süre olumsuz duyguları dillendirmeyi kendinize yasaklayın. "Mutsuzum" demeyin mesela. Kendinize yalancılık yapın demiyorum. "Ne kadar mutluyum Polyannayım" demeyin ama "her doğru her yerde dillendirilmez" misali kötü şeyleri söylemeyin. İçinizden böyle bir cümle kuracağınızda dikkatinizi başka şeye yönlendirin. İşe yarıyor ve kendimizle ilgili ne kadar çok kötü hisse sahip olduğumuza dair farkındalık yaratıyor. Sevgi ve saygılarımla.
rahşan yıldırım
busra 2009.12.21 tarihinde dedi ki :
F. Hanım, Büşra öyle güzel özetlemiş ki olayı. Bir solukta okudum, üzerine söylenecek bir şey kalmamış.
Biz de işlerimizden ayrıldığımız dönemde ne yaparız nasıl daha kaliteli ve mutlu vakit geçiririz derken oluşturduk sitemizi. Aynı sıkıntıları yaşadık. Hayatımızı inanılmaz renklendirdi çocuklaçocuk. Yazmayı ne kadar sevdiğimizi anladık, zamanımızı ayarlar, projeler düşünür , daha iyi fotoğraflar için uğraşır olduk sürekli. Çocukların da hoşuna gitti bu paylaşımlar kendilerinin yaptıkları faaliyetlerin yayınlanmasına bayıldılar.
Siz de kendiniz için en doğru yolu bulacaksınız hiç merak etmeyin.
cocuklacocuk
busra 2009.12.21 tarihinde dedi ki :
Hayırlı sabahlar Büşra hanım.Daha önce de yazmıştım,sabahları ilk baktığım site sizinki diye.Bu sabahta yeni bir yazı görünce çok mutlu oldum.Ben inşallah Mehtap Tv deki GÜNIŞIĞI gibi bir program sunmak istiyorum.Aslında maliye mezunuyum.Ve muhasebecilik yapıyorum.Ama böyle bir hayalim var ve gerçekleşeceğine inanıyorum.Ve günün birinde böyle bir programım olursa davet edeceğim ilk konuklardan biri olurdunuz herhalde.Sadece internette değil, televizyon izleyen insanlara da hitap etmelisiniz bence.Görmeliler nasıl ev hanımefendileri var.Gelirsiniz programıma değil mi?:)

BÜŞRA: Sevgili Hilal hanım, inşallah o günler gelir ben de seve seve programınıza konuk olurum :) Sevgilerimle..
Hilal
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

37. Çocuğa Kızınca Ne Yapacağız?

Kartondan Korsan Şapkası