
Bu yazıya bir çığlık atarak başlamak isterdim ama yazı olması buna imkan vermiyor değil mi.
Şu sıralar çocuklara yönelik o kadar çok tehdit cümlesi duydum ki, kahrolası bir yük gibi taşır oldum tehdit cümlelerinin oluşturduğu çirkinliği. Küçücük çocukların çaresiz bırakılarak yola getirilmesi, Hey Allahım Yarabbim ne kadar tercih edilen bir yöntem böyle!
Geçen haftalarda annem bizdeydi. Oğlum yanına gidip gecenin bir yarısı karnım acıktı deyince anneme, uykusu yine kaçacak açılacak diye korkmuş annem ve"bak beni böyle rahatsız edersen yarın hemen giderim haa" demiş, kaç haftadır hasretle anneanne bekleyen çocuğa. (Anneannemizin en klasik tehdidi "giderim haaa") Çocuk kalbine saplanan korku dolu böyle tehdit oğlumu hemen gözyaşları içinde bırakmış tabi. Yanıma geldiğinde hemen anladım basit bir gece sızlanması modunda ağlamadığını. Sabah işin aslını öğrenince çocuğu niye tehdit ediyorsun, annenin yanına git annene söyle desene diye çıkıştım anneme tabi.. (Bu arada önceden beri çocuğu gecenin bir yarısı yemek yedirmeye alıştıran da annemdi, gece yemeye alıştırma, sabah kalkınca yeriz de anne demelerime rağmen. Çocuk da bunu anneanneyle gece yarısı yapılan eğlenceli bir faaliyet gibi yerleştirdi. Gün gelip anneannenin canı faaliyet istemediğinde de böyle tehditler geldi malesef.)
Aynı dönem kayınvalidem de gelince evimizde tehdit bolluğu başladı. Aslında çocuğa ödül vaat etmeyi pek sevmesem de, anneanne babaannenin aldığı çikolata vs.leri hadi çocuklar yemeğinizi bitirin çikolata veriyim sonra size diyerek sundum ara sıra. Tabi çocuklar yemek yemeye nazlanınca, yemeğini bitirmeyene çikolata yok, sofraya gelmeyene şu yok bu yok tehditleri türedi. Çocuklar bir şey yapmaya etmeye azıcık nazlansa, söz dinlemese hemen istediklerinin verilmeyeceği söylenerek köşeye sıkıştılar. (Aslında kayınvalidem hayran da olduğum iyi bir insandır, kendince çocuklar bana eziyet etmesinler, hemen sussunlar diye tehdit ediyor, bilmiyor ki ben böyle daha çok eziyet çekiyorum)
Çocukların bir çikolatayı kaybetmemek için kendilerini zorlaya zorlaya, bazen öğüre öğüre yemeklerini bitirmeye çalışıp bitiremediklerini görünce nasıl içim acıdı. Bak sözümüzü dinlemezseniz, şunu şunu kaybedersiniz cümlesini duyduklarında suratlarında nasıl bir çöküntü ifadesi belirdiğini gördükçe içim burkuldu. Çöküntünün ardından suratlarında gördüğüm masum anlamaya çalışma ifadesi beni yedi bitirdi. Bu insanlar ne yapmak istiyor diye düşünüyorlar galiba masum çocuklar. Bizi anlamaya çalışıyor yavrucuklar ama anlayamıyorlar (heyhat! bizim onları anlamamız gerekiyor aslında). Sonra da anlayamadıkları halde iç dünyalarını tırmalayan, duygularını hırpalayan o tehdit şartını çaresizlik içinde kabul ediyorlar.
Bilmem var mıdır ben hiç tehdit etmiyorum diyebilen anne baba, yanlış olduğunu bildiğim halde özellikle patlama anlarımda ben de tehdit edebiliyorum çocukları. Ama olayın bu derece çığrından çıkması duygularımı mahv etti. Arada başka olayların da geçip, eşimin bir konuşmamız esnasında bana “tamam şiddet kullanmak elbette doğru değil ama acaba biz çocukların dediğini çok mu yapıyoruz” diye bir cümle söylemesi karışık duygularıma ve büyüklere bir şey diyememenin baskısına, karışık ve dumur olmuş düşünceleri de ekledi. Ve o gece çocukları yatırırken, yatmadan önce içtikleri bir bardak suyu “önce ben içicem” kavgası yüzünden sorun çıkınca olan oldu. Bu sorun benim için kıvılcım etkisi yaptı ve alev aldım, masal istediklerinde size masal falan yok, hemen uyuyun yoksa sizi çıpı çıpı yaparım diye çok şiddetli tehdit ettim, defalarca. Allahım Yarabbim!
Çocukluğunda hem fiziksel hem psikolojik şiddet görmüş bir insan olarak, çocuklara uzun zamandır tek bir tokat atmama noktasına gelebilmek kolay değildir; tehdit etmeyi bırakmak hiç kolay değildir. Bu noktalara geldiğim halde nasıl öyle muvazeneyi kaybettim sinir oluyorum kendime. Oğlum ağlamaklı oldu, ben ne kadar tehdit etsem de sürekli hıçkıra hıçkıra masal istedi durdu. En sonunda eşimi çağırdım, masal anlatsın diye.
Çocuklar uyuduktan sonra 5 dk aşırı agresif ruh durumu geçirdim, ve yatağa yattığımda 3 saat süren yüksek sesle ağlama krizine girdim. Küçücük çocukları nasıl öyle tehdit ettim diye vicdan azabı cehennemi yaşadım. Anlayışlı eşim gece boyu ağlamalarımı dinledi ve teselli verdi sağ olsun.
Bu ağlama krizi benim için bir sibop görevi gördü sanırım, baya rahatladım. Üstünden geçen birkaç haftadır çocukları tehdit etmemek için eskisi gibi zorlanmıyorum. Tehdit etmenin çirkinliği, duygusal ağırlığı yüksek bir şekilde iç dünyamda değerlendirilmiş oldu galiba. Sinirlenmelerim ve bağırmalarım da kaybolmuş gibi oldu.
Rahatlamış olsam da, alışkanlık olarak kendim tehdit cümlesi kullanacak olsam, ya da başkasından duyacak olsam çığlık atmak istiyorum. Tehdit eden insanlar çirkin geliyor gözüme, tehdit cümlesi kullanmak istesem kendimi de çirkin ve iğrenç hissediyorum.
Lütfen tehditin çirkinliğini görmeye çalışın siz de. Bir insanı çaresiz bırakıp, sizin sunduğunuz çareye mecbur bırakmaktır tehdit etmek. Köşeye sıkıştırmak, çaresiz bırakmak, korkutmak, kaygılandırmak, güç kullanmaktır. Tehdit edilen kişi o sırada sessiz görünse de, tehdit edene karşı nefret duyar, kin besler, hınç dolar, gayz dolar, kendisine böyle iğrenç bir tarzda korku yaşatanı hiç bir zaman unutmaz. Dışarıdan kabul etmiş görünse de, içinde isyan dolu patlamaya hazır bir yanardağ kızıştıkça kızışır. Ve zamanı gelince anababaya parmak ısırtacak sorunlar eşliğinde gayzlı bir patlayışla patlar, öfke püskürtür, alevlerinin değdiği her yer kin rengine boyanır. Çocuğun içindeki hınç vicdanını da öldürmüşse çok büyük zararlar verebilir. Tehditten vaz geçmek için bunları düşünelim lütfen zaman zaman.
Tehditin çirkinliğini görmek için empati de yapmak gerekiyor.. Bir eş kadın olarak düşünün mesela, gitmeyi çok istediğiniz bir yer var, bir arkadaş toplantısı diyelim, ya da eşinizin götürmeyi vaad ettiği bir yer olabilir, ya da eşinizin sizin çok istediğiniz bir şeyi yapacağını düşünün. Zayıf noktalarınızı bilip eşiniz sizi en ufak itirazınızda ya da sorunda tehdit ediyor olsa:
Bugün oraya gidersen, yarın göndermem/ götürmem seni o gitmek istediğin arkadaş toplantısına.
Bu konuda benim dediğim olacak, yoksa hafta sonu gideceğimiz yeri unutursun.
Örnekleri çoğaltmak istemiyorum. Bu ve bunun gibi cümlelerle tehdit edildiğinizde muhatabınızın yüzünde nasıl bir derin çirkinlik görür, nasıl sizi iğrendiren duygular yaşarsınız bir düşünün. Köşeye sıkışmışlık hissi sizde nasıl bir bezginlik ve hayata karşı nasıl bir umutsuzluk, nasıl bitik bir bakış açısı doğurur bir hesap edin. Ondan sonra çocuğu tehdit etme hakkında bir daha düşünün.
Üstelik siz tehdit alsanız da yetişkin bir insansınız, muhatabınızla durumu konuşabilir, ya da bu durumdan kurtulmanın başka yollarını araştırabilirsiniz.
Ama çocuksanız bu şansınız da yoktur. Çaresizliğiniz çok gerçektir. Ne konuşmak ne de tehditten kurtulmak için çözüm aramak gibi bir yol öngöremezsiniz.
Babalar siz de empati yapın. İş yerinde patronunuzun, müdürünüzün, üstünüzün sizi sürekli tehdit ettiğini düşünün. Bu derin tehditler çoğu kez imalı, ve bazen bir bakışla olur. Ne hissedersiniz, iş bulmanın çok zor olduğu bu zamanda çaresizliğinizi kullanıp, basit kişisel fikirlerinizi bile ifade etmenize müsaade etmeyen üstünüz hakkında. Gündeme getirdiğiniz şeyleri duyup, kendi konumu sarsılmasın diye ya da sorunlarla uğraşmak istemediği için sesinizi kısmanızı rica ettiğinde. (Biz çocuklara böyle aşağılık amaçlarla tehdit savurmuyoruz, onların iyiliğini istiyoruz diye düşünebilirsiniz. Ama aslında durum aynı, müdür işyerinde var olan, aslında uğraşması gereken sorunlarla uğraşmak istemediği için tehdit eder, anne-baba da var olan uğraşması gereken durumlarla uğraşmamak için tehdit savurur.) Çocuğunuzu tehdit ederken, sizi tehdit eden üstünüzle aynı şeyi yaptığınızı unutmayın.
Empati yapmak en etkili çarelerden biri. Çocuklarımızı ve kendimizi tehditten uzak tutmak için çareler aramak gerekiyor. Tehdit öyle bir şey ki, bazen fiziksel şiddet uygulamaktan bile daha çok zarar verebiliyor çocuklara. Çünkü tehdit psikolojik şiddet demek.
Tehdit etmek, geleceğe kin, nefret, kin, hınç, öfke, gayz ekmek demek. Hasat zamanı gelince sorun, problem, saygısızlık, isyan biçmek demek. Tehdit etmek, değersizlik bunalımıyla tükenecek ilişkiler kurmak demek...
Vazgeçelim.