Ekleyen : busra
Tarih : 2010.02.08 00:00:00
Merak ettikleriniz

Tehdit



Bu yazıya bir çığlık atarak başlamak isterdim ama yazı olması buna imkan vermiyor değil mi.

Şu sıralar çocuklara yönelik o kadar çok tehdit cümlesi duydum ki, kahrolası bir yük gibi taşır oldum tehdit cümlelerinin oluşturduğu çirkinliği. Küçücük çocukların çaresiz bırakılarak yola getirilmesi, Hey Allahım Yarabbim ne kadar tercih edilen bir yöntem böyle!

Geçen haftalarda annem bizdeydi. Oğlum yanına gidip gecenin bir yarısı karnım acıktı deyince anneme, uykusu yine kaçacak açılacak diye korkmuş annem ve"bak beni böyle rahatsız edersen yarın hemen giderim haa" demiş, kaç haftadır hasretle anneanne bekleyen çocuğa. (Anneannemizin en klasik tehdidi "giderim haaa") Çocuk kalbine saplanan korku dolu böyle tehdit oğlumu hemen gözyaşları içinde bırakmış tabi. Yanıma geldiğinde hemen anladım basit bir gece sızlanması modunda ağlamadığını. Sabah işin aslını öğrenince çocuğu niye tehdit ediyorsun, annenin yanına git annene söyle desene diye çıkıştım anneme tabi.. (Bu arada önceden beri çocuğu gecenin bir yarısı yemek yedirmeye alıştıran da annemdi, gece yemeye alıştırma, sabah kalkınca yeriz de anne demelerime rağmen. Çocuk da bunu anneanneyle gece yarısı yapılan eğlenceli bir faaliyet gibi yerleştirdi. Gün gelip anneannenin canı faaliyet istemediğinde de böyle tehditler geldi malesef.)

Aynı dönem kayınvalidem de gelince evimizde tehdit bolluğu başladı. Aslında çocuğa ödül vaat etmeyi pek sevmesem de, anneanne babaannenin aldığı çikolata vs.leri hadi çocuklar yemeğinizi bitirin çikolata veriyim sonra size diyerek sundum ara sıra. Tabi çocuklar yemek yemeye nazlanınca, yemeğini bitirmeyene çikolata yok, sofraya gelmeyene şu yok bu yok tehditleri türedi. Çocuklar bir şey yapmaya etmeye azıcık nazlansa, söz dinlemese hemen istediklerinin verilmeyeceği söylenerek köşeye sıkıştılar. (Aslında kayınvalidem hayran da olduğum iyi bir insandır, kendince çocuklar bana eziyet etmesinler, hemen sussunlar diye tehdit ediyor, bilmiyor ki ben böyle daha çok eziyet çekiyorum)

Çocukların bir çikolatayı kaybetmemek için kendilerini zorlaya zorlaya, bazen öğüre öğüre yemeklerini bitirmeye çalışıp bitiremediklerini görünce nasıl içim acıdı. Bak sözümüzü dinlemezseniz, şunu şunu kaybedersiniz cümlesini duyduklarında suratlarında nasıl bir çöküntü ifadesi belirdiğini gördükçe içim burkuldu. Çöküntünün ardından suratlarında gördüğüm masum anlamaya çalışma ifadesi beni yedi bitirdi. Bu insanlar ne yapmak istiyor diye düşünüyorlar galiba masum çocuklar. Bizi anlamaya çalışıyor yavrucuklar ama anlayamıyorlar (heyhat! bizim onları anlamamız gerekiyor aslında). Sonra da anlayamadıkları halde iç dünyalarını tırmalayan, duygularını hırpalayan o tehdit şartını çaresizlik içinde kabul ediyorlar.

Bilmem var mıdır ben hiç tehdit etmiyorum diyebilen anne baba, yanlış olduğunu bildiğim halde özellikle patlama anlarımda ben de tehdit edebiliyorum çocukları. Ama olayın bu derece çığrından çıkması duygularımı mahv etti. Arada başka olayların da geçip, eşimin bir konuşmamız esnasında bana “tamam şiddet kullanmak elbette doğru değil ama acaba biz çocukların dediğini çok mu yapıyoruz” diye bir cümle söylemesi karışık duygularıma ve büyüklere bir şey diyememenin baskısına, karışık ve dumur olmuş düşünceleri de ekledi. Ve o gece çocukları yatırırken, yatmadan önce içtikleri bir bardak suyu “önce ben içicem” kavgası yüzünden sorun çıkınca olan oldu. Bu sorun benim için kıvılcım etkisi yaptı ve alev aldım, masal istediklerinde size masal falan yok, hemen uyuyun yoksa sizi çıpı çıpı yaparım diye çok şiddetli tehdit ettim, defalarca. Allahım Yarabbim!

Çocukluğunda hem fiziksel hem psikolojik şiddet görmüş bir insan olarak, çocuklara uzun zamandır tek bir tokat atmama noktasına gelebilmek kolay değildir; tehdit etmeyi bırakmak hiç kolay değildir. Bu noktalara geldiğim halde nasıl öyle muvazeneyi kaybettim sinir oluyorum kendime. Oğlum ağlamaklı oldu, ben ne kadar tehdit etsem de sürekli hıçkıra hıçkıra masal istedi durdu. En sonunda eşimi çağırdım, masal anlatsın diye.

Çocuklar uyuduktan sonra 5 dk aşırı agresif ruh durumu geçirdim, ve yatağa yattığımda 3 saat süren yüksek sesle ağlama krizine girdim. Küçücük çocukları nasıl öyle tehdit ettim diye vicdan azabı cehennemi yaşadım. Anlayışlı eşim gece boyu ağlamalarımı dinledi ve teselli verdi sağ olsun.

Bu ağlama krizi benim için bir sibop görevi gördü sanırım, baya rahatladım. Üstünden geçen birkaç haftadır çocukları tehdit etmemek için eskisi gibi zorlanmıyorum. Tehdit etmenin çirkinliği, duygusal ağırlığı yüksek bir şekilde iç dünyamda değerlendirilmiş oldu galiba. Sinirlenmelerim ve bağırmalarım da kaybolmuş gibi oldu.

Rahatlamış olsam da, alışkanlık olarak kendim tehdit cümlesi kullanacak olsam, ya da başkasından duyacak olsam çığlık atmak istiyorum. Tehdit eden insanlar çirkin geliyor gözüme, tehdit cümlesi kullanmak istesem kendimi de çirkin ve iğrenç hissediyorum.

Lütfen tehditin çirkinliğini görmeye çalışın siz de. Bir insanı çaresiz bırakıp, sizin sunduğunuz çareye mecbur bırakmaktır tehdit etmek. Köşeye sıkıştırmak, çaresiz bırakmak, korkutmak, kaygılandırmak, güç kullanmaktır. Tehdit edilen kişi o sırada sessiz görünse de, tehdit edene karşı nefret duyar, kin besler, hınç dolar, gayz dolar, kendisine böyle iğrenç bir tarzda korku yaşatanı hiç bir zaman unutmaz. Dışarıdan kabul etmiş görünse de, içinde isyan dolu patlamaya hazır bir yanardağ kızıştıkça kızışır. Ve zamanı gelince anababaya parmak ısırtacak sorunlar eşliğinde gayzlı bir patlayışla patlar, öfke püskürtür, alevlerinin değdiği her yer kin rengine boyanır. Çocuğun içindeki hınç vicdanını da öldürmüşse çok büyük zararlar verebilir. Tehditten vaz geçmek için bunları düşünelim lütfen zaman zaman.

Tehditin çirkinliğini görmek için empati de yapmak gerekiyor.. Bir eş kadın olarak düşünün mesela, gitmeyi çok istediğiniz bir yer var, bir arkadaş toplantısı diyelim, ya da eşinizin götürmeyi vaad ettiği bir yer olabilir, ya da eşinizin sizin çok istediğiniz bir şeyi yapacağını düşünün. Zayıf noktalarınızı bilip eşiniz sizi en ufak itirazınızda ya da sorunda tehdit ediyor olsa:

Bugün oraya gidersen, yarın göndermem/ götürmem seni o gitmek istediğin arkadaş toplantısına.
Bu konuda benim dediğim olacak, yoksa hafta sonu gideceğimiz yeri unutursun.

Örnekleri çoğaltmak istemiyorum. Bu ve bunun gibi cümlelerle tehdit edildiğinizde muhatabınızın yüzünde nasıl bir derin çirkinlik görür, nasıl sizi iğrendiren duygular yaşarsınız bir düşünün. Köşeye sıkışmışlık hissi sizde nasıl bir bezginlik ve hayata karşı nasıl bir umutsuzluk, nasıl bitik bir bakış açısı doğurur bir hesap edin. Ondan sonra çocuğu tehdit etme hakkında bir daha düşünün.

Üstelik siz tehdit alsanız da yetişkin bir insansınız, muhatabınızla durumu konuşabilir, ya da bu durumdan kurtulmanın başka yollarını araştırabilirsiniz.

Ama çocuksanız bu şansınız da yoktur. Çaresizliğiniz çok gerçektir. Ne konuşmak ne de tehditten kurtulmak için çözüm aramak gibi bir yol öngöremezsiniz.

Babalar siz de empati yapın. İş yerinde patronunuzun, müdürünüzün, üstünüzün sizi sürekli tehdit ettiğini düşünün. Bu derin tehditler çoğu kez imalı, ve bazen bir bakışla olur. Ne hissedersiniz, iş bulmanın çok zor olduğu bu zamanda çaresizliğinizi kullanıp, basit kişisel fikirlerinizi bile ifade etmenize müsaade etmeyen üstünüz hakkında. Gündeme getirdiğiniz şeyleri duyup, kendi konumu sarsılmasın diye ya da sorunlarla uğraşmak istemediği için sesinizi kısmanızı rica ettiğinde.  (Biz çocuklara böyle aşağılık amaçlarla tehdit savurmuyoruz, onların iyiliğini istiyoruz diye düşünebilirsiniz. Ama aslında durum aynı, müdür işyerinde var olan, aslında uğraşması gereken sorunlarla uğraşmak istemediği için tehdit eder, anne-baba da var olan uğraşması gereken durumlarla uğraşmamak için tehdit savurur.) Çocuğunuzu tehdit ederken, sizi tehdit eden üstünüzle aynı şeyi yaptığınızı unutmayın.

Empati yapmak en etkili çarelerden biri. Çocuklarımızı ve kendimizi tehditten uzak tutmak için çareler aramak gerekiyor. Tehdit öyle bir şey ki, bazen fiziksel şiddet uygulamaktan bile daha çok zarar verebiliyor çocuklara. Çünkü tehdit psikolojik şiddet demek.

Tehdit etmek, geleceğe kin, nefret, kin, hınç, öfke, gayz ekmek demek. Hasat zamanı gelince sorun, problem, saygısızlık, isyan biçmek demek. Tehdit etmek, değersizlik bunalımıyla tükenecek ilişkiler kurmak demek...

Vazgeçelim.

Bu yazı 1179 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
Bunlar da ilginizi çekebilir :
busra 2011.03.08 tarihinde dedi ki :
GERÇEKTEN
ADA
busra 2010.02.14 tarihinde dedi ki :
gerçekten çok güzel bir konu güzel bir yazı.Ben ailesi ile aynı arartmanda oturan iki çocuk annesi bir insan olarak çok büyük çıkmazlar yaşıyorum.Eğitim benim için çok.Gerçekten bu konuda desteğe ihtiyacım var.Bildiğini uygulama konusu gerçekten çok zorlaşıyor benim için.Çünkü burada annem babam kardeşim ve ailesi aynı apartmanda yaşıyoruz.hep bir çözüm yolu arıyorum geceleri uykularım kaçıyor ama elimden pek fazla bir şey gelmiyor.çok dua ediyorum.Rabbim bizleri affetsin inşaallah.yazınız ve çalışmalarınız çok değerli .inanın şuan ders çalışmam gerekirken burada takıldım kaldım,benim ufaklıklar çok geç uyuyorlar derslerde bu saate kalıyor.neyse ben iletişim içinde olmak istiyorum sizinle.selamlar
hacer kamçı
busra 2010.02.10 tarihinde dedi ki :
tam da bugünlerde kafamda dönüp dolaşan bir sorun.. ben aile büyüklerin çocukların eğitimi üzerinde çok etkili olduğunu düşünmüyorum. çünkü onlarla geçirdikleri yılda 15 günlük bir yaşanmışlıksa bu gelişim süreçlerini değiştirebilecek uzunlukta bir süre değil bence. ama şu gerçek ki bizim de yapabildiğimiz bir hatayı başkaları yaptığında daha bir açılıyor gözümüz ve sorgulamaya başlıyoruz bu davranışı. mesela eşim kızıyorsa çocuğuma bu tepkinin bu durumda çok gerekli olup olmadığını sorguluyorum ama farkında olmadan benzer tepkileri ben de verebiliyorum benzer durumlarda.. asıl konumuz tehditti değil mi.. genellikle zaman kısıtlaması olduğu durumlarda başvurduğum bir yöntem ne yazıkki.. tam evden çıkacakken çekmecesini dağıtan kızıma "toplamadan gidemezsin" dedim mesela en son ve mecburen topladı.. çaresizlikten.. öyle yoğun hisettim ki o çaresizliği bende sorgulama sürecini başlattı.. şimdi dikkat etmeye çalışıyorum..etkili bir yazı olmuş büşra hanım ellerinize sağlık.
nihan
busra 2010.02.10 tarihinde dedi ki :
merhaba büşra hn yine çok güzel bir konuya değinmişsiniz teşekkür ederiz.bu konuda aynen düşüncelerinize katılıyorum ve çok üzülüyorum.çocuklarımız bizim herşeyimiz ama malesef çevremde gördüğüm kadarıyla anne babalar dedeler nineler çocukların fiziksel ihtiyaçlarına önem verip koruduğu kadar psikoljisine ruhsal durumuna önem vermiyor hatta bihaberler.Tabiki zaman zaman hepimiz yapıyoruz hatalar çocuğumuza bağırıyoruz kızıyoruz tehdit ediyoruz korkutuyoruz farkında olmadan yaralıyoruz o küçücük bedendeki büyük yürekleri.Ben çok merhametliyim sanırım çocuk ve yaşlıalra karşı çok üzülüyorum haber bile izleyemez oldum çocuklara yapılan eziyetler süistimaller cinsel tacizler beni inanılmaz etkiliyor.nasıl bir dünyada yaşıyoruz diyorum kendime o an....ben kendi adıma kızım 2.5 yaşında onu karşımda bir insan olarak gördüm her zaman dinledim anlattım çocuktur ne anlar düşüncesini yanlış buluyorum çocukların hisleri çok kuvvetli ve herşeyi biliyor anlıyor dinliyorlar.ve aslında kırılıyorlar üzülüyorlar.tehdit etmek korkutmak gibi şeyler yapmıyorum farkında olmadan yaptığım ona çıkıyomudur bilmiyorum örneğin:kızım yemek yerken diyorumki yemeğini bitirde sonra parka gidelim bitirirsen hem daha güçlü olursun parkta daha güzel barfiks çekersin gibi.bu tehdit değildir heralde her zaman olumlu yöndedir telkinlerim olumlu düşünceyi öğretmek amacım kızımada.tabi çok kızgın halllerimde benim de hatalarım oluyordur ama telafi etmesini bilmek önemli bi.farkında olmak önemli.farkındalık çok önemli yoksa bişeyleri yaparız ama ne yaptığımızı bilmeden yaşar gideriz.korkutmayı hiç yapmadım ama görüyroum hep iğneden doktordan korkutanlar vs.çok üzücü.benim kızım doktora eğlenerek gider aşı da olur ağlamaz bile.en son aşısında ben hepatit a oldum diyordu gülerek:))) anneler babalar nineler dedeler yapmayın korkutmayın hatta korkuları varsa çocuğunuzun paylaşın dinleyin yenmesinde yardımcı olun.herkese kolaylıklar dilerim.
filiz demir
busra 2010.02.09 tarihinde dedi ki :
Sevgili Büşra Hanım,
Duygu ve düşüncelerinize tamamen katılıyorum. bu yaşadıklarınız konusunda yalnız değilsiniz. çocuklarımın arasında yirmi iki ay var.büyüdüler şimdi okula gidiyorlar ancak hala daha tehdit kullanıyoruz malesef yapmayalım derken dile kolay geliyor. fakat uygulamaya gelince zor.sizin yaşadığınız gibi çok ağlama krizlerine girdim. doğru olanı öğrenip de yapamayınca bu defa da bir yetersizlik duygusu içerisine girdim.buna çok fazla sorumluluk duygusu mu diyeyim ya da herşeyi kontrol isteğimi diyeyim bilemiyorum. şu da bir gerçek ki armut dibine düşüyor ne kadar annelerimizi eleştirsek zamanla onlara ne kadar benzediğimizi anlıyoruz.fakat belki de bizim şansımız farkındalığımız. elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.anladım ki bunların yanında bazı şeyleri görmezlikten gelerek ,büyütmeyerek ve beklentilerimizi azaltarak inşaallah bu işin üstesinden geliriz.Rabbim hayırlı evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin.
Burcu
busra 2010.02.09 tarihinde dedi ki :
Büşra hanım, gözyaşıma engel olamadım okurken.Malesef genelimiz bu şekilde büyütüldük.Ama büyüklerimiz evlerimize geldiklerinde sevineceğimiz yerde böyle duygular yaşıyoruz.Duygularımızı söylediğimiz zamanda bırakın çocuklarımızı tehdit etmeyi bizi tehdit ediyorlar giderim ve bir daha gelmem diye.Biz sizin gibi imkanlarla değil, yoklukla mücadele ederek büyüttük ve bizi beğenmiyorsunuz şimdi diyorlar.Söylemek istediğimiz şeye odaklanmaları gerekirken,sanki seni istemiyoruz şeklinde algılıyorlar yada algılamak istiyorlar.Ayrıca kardeşler arasındaki ilişki de bozuluyor.Kurallara uyan çocuk akıllı,diğeri problemli oluyor.Ve bu sürekli tekrarlanıyor.Bak abin akıllı,sen de akıllı bir çocuk ol deniyor.Bu cümle beni çıldırttığı için ortamı sessizce terkedip sakinleşmeye gidiyorum.Ve oğluma,kardeşine sürekli akıllı çocuksun dense sen ne hissedersin diye empati yapması için konuşuyorum.Oğlum,kardeşimden nefret ederdim herhalde diyor ve ekliyor,kardeşimde benden mi nefret ediyor şimdi?Eşimle bu durumu paylaştığımda,zaten yılda 15 günlüğüne geliyorlar sabret diyor.Yazdıklarımdan anne yada kayınvalidemin evime gelmelerini istemiyorum gibi bir şey anlaşılsın istemem.Ama yaşlandıkça gerçekten alınganlaşıyorlar.Ama duygularımı söylemezsem de ben hasta olacağım.Biz anne ve babanız yanınızda yaşlandıklarında onlara off bile demeyin telkinleriyle büyütüldük.Doğru olan da bu zaten ama hem çocukların düştüğü durum hem bizlerin durumu beni çok üzüyor.Onları bu yaştan sonra değiştiremeyeceğimize göre,sadece pasif olarak sabır mı edeceğiz?Sanırım çocuklarımıza vereceğimiz en önemli şey,"EMPATİ DUYGUSU",peki ya büyüklere nasıl öğreteceğiz bunu?
Not:Büşra hanım,samimi olarak paylaşımınız için teşekkür ederim.Ayrıca 3 şubat ta 3.yılınıza girdiniz.İnşallah nice 30,60 lı yıllara.:)Yazılarınızdan çok istifade ettim,etmeye de devam ediyorum.Hakkınızı helal edin.Sizi çok seviyor ve takdir ediyorum.Ayrıca okul dönemindeki yazılarınız için,sabırla yavrularınızın büyümesini bekliyorum:))Selam ve dua ile....

BÜŞRA: konunun aile büyükleriyle ilgili kısmı ayrı bir sorun. acaba biz de mi öyle olacağız diye düşünüp korkuyorum. biraz lafını esirmeyen bir yapım da olduğu için büyüklere bazen cevap da veriyorum. ama beni endişelendiren aslında o değil. onları eleştirdiğimiz şeyleri biz de yapıyoruz farkında olmadan. ve bazen benim durumumda olduğu gibi onların yanlışlarına çokca şahit olana kadar, yapılanın ne kadar kötü birşey olduğunu kavrayamayabiliyoruz. benim yaşadığım tecrübe kötüydü belki ama tehditten daha bir nefret etmeme sebep oldu. ve hayatımda olumlu bir etki yaptı, tehdidi inanılmaz derecede azalttım. benim kendi yanlışımı fark edebilmem için büyüklerin hata mı yapması gerekiyordu?... düşünceler düşünceler...

Kutlama tebriğiniz için teşekkür ederim. Ruh durumum müsait olsa ve internete giriş için zaman sıkıntısı yaşamasaydım gereken yerlerle iletişime geçip bu sene de hediyeler vermeyi istemiştim ama geçtiğimiz 15-20 gün farklı geçince olmadı. Nasip diyelim...
hilal
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

3-Paradigmaların Kaçınılamaz Etkisi

Uzay Gemisi