Ekleyen : busra
Tarih : 2010.08.31 00:00:00
Tefekkürler

Bütün Oruçlular Günahkardır!



Hacı Örüç, kırk yaşlarında. Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yaşar. Seyyar satıcılık, başka deyimle tablacılık yapar. Dört çocuğuna ve bir de onlara bakan karısına ekmek yetiştirmeye çalışır.

Akşam, iftarını yapmak üzere eve döner. Elinde yiyecek ve içecek namına hiçbir şey yok. Kapıyı çalar, hanımına gülümser, acıyla. Etrafına çocukları doluşur, içini kemiren bir kurt var. Ama bunu dışa vurmaktan korkar. Sonunda hanımına “yemekte ne var” der.

Her koca gibi o da eşinin yemeklerini merak eder belki de. Ya da söz olsun diye söyler bunu. Çünkü evde pişirilecek hiçbir şeyin olmadığını o da bilir aslında. Belki de bunu duymak istemiyor ya da “Allahtan umut kesilmez, bir Allah dostu bize el uzatmıştır” diye geçiriyordur içinden. Milyonlarca oruçlunun yaşadığı bir ülkede yoksunluğunu gören birinin olabileceğini düşünmüştür.

Hacı Örüç, karısından “yemek yok” cevabını alır. Karısı bunu kim bilir nasıl bir edayla söyledi. İçi acıyla burkuldu. Bu söz Hacı Örüç’ün içine bir hançer gibi saplandı. Üzüldü, yüzü gölgelendi, morardı, hayat belirtileri kayboldu. Yaşadığına pişman oldu. İçinden “benim gibi evine iftar ekmeği bulamayan babaya lanet olsun” dedi.

Çocuklarına dönüp baktı. Odanın bir köşesine sinip kalmışlardı. Açlıktan süzülmüşlerdi. Bir deri bir kemik kalmışlardı. Üzüntüsü bin kat arttı. Babalığından daha da utandı. Yer yarılsa içine girsem deriz ya, o da öyle geçirdi içinden.  Çocuklarına yöneldi. Dördünü birden kucaklamaya çalıştı.

Gözlerini tutamadı. İçinden kopup gelen üzüntü ve öfkeyle ağladı. Öptü onları. Sessizce ağladı.

İçinden gittikçe köpürüp büyüyen derin üzüntü dalgası bütün bedenini esaret altına altı.
Kendini can havliyle başka odaya attı.

Sessizce ve usulca önceden kafasından geçirdiğini yapmaya başladı. Çünkü evine, çocuklarına yemek getiremeyen bir babanın daha fazla yaşamaya hakkı olmadığına inanmıştı. İftarda çocuklarını aç bırakan bir babanın daha fazla yaşamaması gerektiğini düşünüyordu.

Önceden tuttuğu ipi bir köşeden bulup çıkardı, tabanda uygun bir yer arayıp buldu, sonra hiç tereddüt etmeden boynundan geçirdi, arkasından şehadetini ve “Allah’ım beni affet” dedi. Ayakları altında duran sandalyeye bir ayağıyla hızlıca vurdu ve ağzından son kelimeler çıktı: “ekmeksiz iftar”

 Peki biz oruç tutanlar da yemeksiz kaldık mı hiç, Hacı Örüç gibi? Ekmek eve getiremeyince çocuklarımızdan utandığımız anlar oldu mu? Ağladık mı, bir parça ekmek için? Oysa ne kadar da çok ağız dolusu sepetlerle enva-i çeşit yiyecek taşırız marketlerden. Saray yavrusu kasırlarda ve beş yıldızlı otellerde ne güzel iftarlar yaparız! Çocuklarımıza oruç tuttukları için bir dediklerini nasıl da iki etmeyiz. Çorbasından tatlısına kadar ne hoş yemekler dizeriz iftar soframıza!

Steril Müslümanlık yaratırız kendimize! Günahlardan, yoksulluklardan, suçlardan ve tehlikelerden uzak! Halbuki bu steril sitelerimiz, özel okullarımız, kolejlerimiz, zenginliğimiz ne kadar da çok tehlikeler, hastalıklar ve günahlarla dopdolu!

Zenginliğin ve varlığın, iktidar ve gücün içinde gizlenmiş nice yoksulluklarla yaşarız. Ahlakın, hissiyatın, paylaşmanın, vefakarlığın ve dürüstlüğün yoksulluğu bu her gün elimizde kayıp giden zamanın içine koyma gücünü kendimizde bulamamanın yoksulluğu bu. Hacı Örüç’ü görmemenin, duymamanın ve hissetmemenin yoksulluğu. Kalbin, gözün ve kulağın mühürlendiği ve tüm duyarlılıkların körleştiği yoksulluk.

Müslümanlığımızın yoksullaşıp günahlara karıştığı  bu oruç zamanlarında bize düşen en büyük görev, Hacı Örüç’lerin vebalinden kurtulmayı ummak ve bunun yolları üzerinde düşünmek.

Ergün YILDIRIM / Haber 7

Biz çocukarımıza yemek yediremediğimiz için üzüle duralım Hacı Örüç'ün ailesindan geriye kalan manzara bu. Karısı yaşadığı zorluklar yüzünden ölümünden bir hafta önce artık intihar edeceğim demiş kocasına. Adam "sen intihar etme ben ederim, ben çocuklara bakamam sen bakarsın" demiş, ve 1 hafta sonra intihar etmiş.

Haber linkleri:

http://haber.mynet.com/detay/yasam/esi-yemek-yok-deyince-kendini-asti/527861

http://www.haber7.com/haber/20100819/Artik-yemekleri-var-ama-babalari-yok.php

Bu yazı 405 kez gösterilmiştir.
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yorum yazmak için Giriş yapın
busra 2010.09.02 : civarında dedi ki :
sevgili burcin, yazini nasil tamamlamissin oyle... dehsete kapildim okuyunca... (Sadaka verecek muhtaç bulamıyoruz hikayelerini de unutmamak lazım. Apartmanını, mahalleni, dostlarını çok özenle seçtiğin için bulmazsın elbette ) agzina saglik ...
vildan-neva
busra 2010.08.31 : civarında dedi ki :
biz de çocuğun istediği güzel şeyler vücuduna zarar verecek kadar fazla olduğunda mudahele ediyoruz.
Bir yanımızda bunlar bir yanda biz. Bir yanda fakirlerin sadece fotoğraflarına baktığı zenginlerin mükellef sofraları bir yanda bir tas çorba bulamamanın verdiği eziklik.
Sadaka verecek muhtaç bulamıyoruz hikayelerini de unutmamak lazım. Apartmanını, mahalleni, dostlarını çok özenle seçtiğin için bulmazsın elbette..
burçin
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Bebekler İçin Sütlü Domates Çorbası

Prof. Annesini Öldüren Başak'ın Anlattıkları