Ekleyen : busra
Tarih : 2010.10.09 00:00:00
Merak ettikleriniz

Ödüller Ve Cezalar Giremez



Birsen Özkan'ın 19.Büyüklerin Güç Kullanmasının Olumsuz Etkileri yazısı beni çok etkiledi. Yazı, çocklar üzerinde ister ceza kullanın ister ödül, ikisinin aynı kapıya çıktığını, ikisinin de çocuğu zalimce yönetmek olduğunu anlatıyor. Cezayı bir tarafa bırakalım, çocuğa "bak sen şunu yaparsan/yemeğini yersen sonra şu var/şunu vericem" diyerek sunduğumuz ödüllerin çocukların nasıl bizim yönetimimizdeki köleler haline geldiklerini ve kişiliklerini kaybetme yoluna girdiklerini apaçık ediyor.

Aslında sitede eski yıllarda ödüllerin zararları hakkında bir çok yazı yazmıştım. Ödüller aracılığıyla güç kullanmanın yanlış olduğu hakkında büyük bir kabul vardı bende. Ama yine de kurtulamadığım, hadi şunu yap sana şunu vereyim tekliflerim tamamen geçmemişti.  Ödüllerden bir süre vazgeçmiş bile olsanız, zaten ödül vermiyorum, bir kereliğine şimdi vereyim diye başlarsanız, 10 dk sonra bir başkası, az sonra daha bir yenisini teklif etmek hiç zor olmuyor, ne kadar ödüllerin zararları hakkında bir sürü yazı ve satır sıralamış olsanız da. Ve insanı ilk başta kandıran şey, küçük bir ödülün, ya da mahrum etme şeklindeki bir cezanın hemen  sizin istediğiniz sonucu sağlaması oluyor.  Ama arkası geldikçe, ödül ve cezalarla oluştuğunuz güç yönetimini devam ettirebilmek için daha fazla güç kullanmanız gerekiyor. Her defasında biraz daha ödül, biraz daha... Bak şunu şunu yapma sana şunu vereceğim derken sunduğunuz ödüllerin caydırıcı olması için gitgide büyümesi gerekiyor, ve çocuk her defasında kendisi olmayı bırakıp sizin dediğinize ve ödüle evet dedikçe kimliksizleşiyor. Ve siz aslında iyi bir anne olma çabası içindeyken, küçük bir ödülle başlattığınız güç girdabının içinde boğulmaya başlıyorsunuz. 

2 gün önce bu yazıyı okumak (belki ondan önceki 2 günün çocuklarla çok zor geçmiş olmasının da etkisi var), önceki kabullerimi bir daha hatırlamama, ne kadar yanlış yaptığımı bir kez daha fark etmeme, hayatımızı ve çocukların kişilik gelişimlerini daha derinden değerlendirmeme neden oldu. . "Çocukları güçle, ödülle ve ceza ile kontrol ederseniz, siz onları yönetmediğinizde kontrol biter ve çocuklar asileşir" gerçeğine ne kadar da çok şahit oluyormuşum meğer. Bitmek bilmeyen kardeş kavgalarına müdahale edip, bakın kavga etmeyin deyip odadan çıktığımda 1 dk geçmeden aynı şeyler yaşanıyordu ve yine kontrolü sağlamak üzere odaya döndüğümde daha bir tükenmiş oluyordum.

Kendi kendime şöyle dedim: Ödülleri devam ettirmek ve sonuçlarına katlanmak ne kadar da zormuş, yorucuymuş, tüketiciymiş! Hiçbir ödül ve cezayı hiç kullanmadan, bu anlama gelecek imalardan bile kaçınarak yaşamayı deneyeceğim. Tamamen başaramasam bile hep bunu deneyeceğim. Ödül vermeyi artık denemeyeceğim!

Bu şekilde 2 gün geçirdik ve ne oldu tahmin edebiliyorsunuzdur:

- Benim onları kendi istediğim gibi davrandırmak konusundaki müdahalem azaldığı için sanırım, çocukların kavgaları azaldı. Demek ki müdahaleye isyan etmek için kavga ediyorlarmış biraz da.

- Çocuklar birşey yapmak istemediklerinde onları ödülle ikna etmek yerine özgür bırakmak sanki kendimi özgür bırakmak oldu!

- Çocukların mutsuzlaşmadığını, kendi tercihlerini yaşadıklarını görmek bana keyifli bir mutluluk verdi.  Hem de istediğimi yaptırmak için sürekli ödül sunmak ve çaba göstermenin verdiği negatif yorgunluktan kurtuldum.

- Çocuklara rahatsızlığımı ifade etmek ben dili kullanmaya, duygularımı iletmeye çalıştım. Duyguları açığa vurmak insanı rahatlatıyormuş.

- Oğluma onu bırak, kardeşine vurma, şunu yapma birazdan şunu vericem dediğimde kafasını çevirip bakmazdı. Yeni durumda, kardeşin kendini böyle hissediyor sen ona vurunca dediğimde 3-5 saniye bekleyip kafasını çevirip olayla ilgilendiğini görmek çok şaşırtıcıydı.


Malesef gelenekle, yanlış psikoloji kitaplarıyla ve biraz da büyüklerin telkinleriyle ödül ve cezayı öyle kanıksamışız ki, ben gibi yıllardır sitesinde ödül ve cezaların zararları üstünde duran bir anne bile bu noktaya yeni gelebildim. Umarım bu hal sürekli olur ve yine eskiye dönmem.

Allah herkesin yardımcısı olsun ödül ve cezadan kurtulma işinde.

Bu yazı 1248 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2010.10.15 tarihinde dedi ki :
ödül ve ceza ya da ben iletileri yada çocukla iletişim hakkındaki okuduklarım, öğrendiklerim, çabalarımın meyvesini 4,5 yaşındaki oğlumda gördüm paylaşmak istedi. Dün eşim eve baya bir geç geldi. bende ona şaka ile kötü sayılabilecek bir kelime kullandım. eşim de oğluma "oğlum anana bir tokat at, bana ne dedi bak dedi" oğlumda hayır babacığım anneme ben anlatırım kötü konuşmak çok kötüdür. ozaman babam üzülür diye söylerim dedi.. çok çok mutlu oldum.Güzel çözüm üretmesi sevindirici bizim dilimiz yanlışdı.
günn
busra 2010.10.15 tarihinde dedi ki :
Rahşan hanım, bugüne kadarki yazılarda çocukları konuşarak ikna edin gibi mesaj vermemişizdir umarım, sitede sizde böyle bir izlenim uyandıran bir cümle varsa haber verin kaldırabiliriz. Bir insanı hele de bir çocuğu ikna etmeye çalışmak her zaman ters teper. Mantıklı açıklamalar her zaman inatçı ve agresif çocuklar ortaya çıkartır. Çocuğu ikna etmeye çalışmak çok büyük bir iletişim engelidir. Ve yetişkinlere hayatı zehir eder.

Ben dili ile ilgili yazıları okumuşsanız, çocukla sorun yaşadığımızda duygularımızı ona ifade etmek için ben iletileri kullanıyoruz biliyorsunuz. Duygumuzu ilettikten sonra sonucu, diyelim" bu ince kıyafetlerle dışarı çıkarsan hasta olmandan korkuyorum" gibi bir cümle kullandıktan sonra çocuğa biraz süre verdiğinizde, giyinme konusunda az önceki kadar sizi zorlamadığını görebilirsiniz.

Etkin dinleme ise çocukların kendi dünyalarında önemsedikleri şeyleri (değerleri, olayları) öğrenmek için kullandığımız bir dinleme becerisi. Sadece çocuğu dinleme ve sadece çocuğu anlamaya çalışma esasına dayalı.

Ödül ve cezalar dediğiniz gibi kısa vadede istenilen sonuçları verir, uzun vadede ise başa çıkılmaz bozuk kişilikli isyan dolu çocuklar ve ebeveynlere sorun çıkartır. Ödül ve ceza ile yönetilmek çocukların içinde çok büyük bir öfke birikmesine sebep oluyor. Çocuk ya çok saldırgan ya da çok içine kapanık oluyor. Henüz böyle bir negatif birikimin kötü sonuçlarını görmediyseniz ne mutlu fazla kullanmamışsınız, hiç başlamayın derim. Sevgilerimle.
büşra k.
busra 2010.10.14 tarihinde dedi ki :
canımızdan çok sevdiğimiz çocuklarımızı bazen nasıl yönlendireceğimizi bilemiyorum...kızım 8 yaşında ilkokul 2.sınıfa gidiyor sınıf durumu iyiymiş öğretmeni memnun olduğunu söylüyor.Fakat evde ders yada ödev yaparken kızım zırlayan ağlayan huysuz bir çocuk oluyor,ben bunu yapamam edemem gibi oflaya poflaya ödev yapıyoruz fakat anne baba olarak bizi çıldırıyoruz .Kızım sanki dünyanın felaketiyle uğraşıyomuş gibi davranıyor işin içinden nasıl çıkarız bilemiyorum nerde yanlış yapıyoruz bilemiyorum....
emine eğilmez
busra 2010.10.13 tarihinde dedi ki :
Ödülsüz-cezasız çocuk yetiştirmenin sonuçları ne zaman alınmaya başlanıyor acaba? 2.5 yaşında bir kızım var ve bizi anlamaya başladığını fark ettiğimden beri, bir şey için ona kızmak yerine onunla konuşuyorum. Ama henüz bunun için küçük mü nedir ben "bak kızım şöyle olur, ben şöyle hissediyorum" vs dediğimde bana "hayır olmaz" diye cevap veriyor. "Kırılır" diyorum "kırılmaz" diyor. "üşürsün, hasta olursun" diyorum cümlemi tamamlamadan "üşümem" diyor. "o zaman düdükle oynayamazsın" o kadar etkili ve çabuk sonuç veriyor ki cezasız yetiştirmeye daha sonra mı çalışsam diye düşünmeden edemiyorum. Onu ikna etmeye uğraşana kadar zorla pantolonunu giydirmek daha kolay oluyor. Ödülsüz-cezasız yetiştirme yöntemi tam olarak kaç yaşında etkili olmaya başlıyor?
rahşan yıldırım
busra 2010.10.13 tarihinde dedi ki :
kabiliyetsiz ve tam anlamıyla çuvallamış hissediyorum kendimi....iki çocuk annesiyim 1. sınıfa giden bir oglum ve 3 yaşında bir oglum daha var küçük oglumla işler şimdilik gayet iyi fakat 1. sınıfa gidenle tam anlamıyla felaket ders çalışmak istemiyor tabi ögretmenin 8 sayfa ödev verdiğini hesaba katarsak....ödül, ceza ,kızmak ve sinirler gerilince hakaret ettiğimi hesaba katarsak işler tam bi muamma allahtan babamız sakin ve yapıcı ne yapmalıyım ????
hilal
busra 2010.10.13 tarihinde dedi ki :
1.sınıf anneleriyle bende irtibata geçmek istiyorum:)

bizim bugünkü ödevimiz 1 sayfa"a" yarımşar sayfa "al" "ela" "Ela" "el ele Ela el ele" .bitirmesi mümkün değil oğlumun 1 sayfasını ancak tamamlayabiliyorum ben.ya sizde durumlar nedir.okutuyormusunuz,ezber yazma ağırlı nedir?
Zahide Aykut
busra 2010.10.12 tarihinde dedi ki :
1. sınıfta çocuğu olan anneler lütfen çocuklarınıza günde nekadar ödev veriliyoryazabilirler mi.bize verilen ödevlerle kıyaslamak istiyorum,acaba fazlamı veriliyor.
zeynep
busra 2010.10.12 tarihinde dedi ki :
merhaba benim de 1 .sınıfa giden oğlum var,biz de ödev konusunda sorun yaşıyoruz .3. sınıfa giden oğlumla hiç problemimiz olmamıştı o 1. sıftayken,fakat şimdi ne yapacağımı bilemez hale geldim .çocuk ödevi zorla yapıyor,ödev yaptırayım derken çocuğumu kendimden ve okuldan soğuyacak diye korkuyorum.acaba ödevler mi çok veriliyor*
zeynep
busra 2010.10.12 tarihinde dedi ki :
Zahideciğim, "ödev bitmeli vakit kalırsa izlersin" cümlesi de çocuğu ödül için motive eden, kendi iç ödülünü almasını engelleyen bir cümle olabilir. Bir de vakit kalmazsa çocuk iyice üzülebilir.

Ödevlerin ne zaman yapılacağı konusunda onun fikrini de alarak çocukla ortak karar alabilirsiniz. Ama bu konuşmayı ödev sorunu yaşadığınız bir anda değil, sorunsuz bir anda başlatmak gerekiyor. Okuldan gelince ne kadar yemek ve dinlenme süresi( bu süreyi istediği gibi kullanma hakkı çocuğa ait olur), sonra ödev için ayrılmış yeterli bir süre ayırırsınız. Bu süreler asker gibi her zaman belli zamanda başlayamaz fıtratımız icabı, ama belli bir düzeni de aşmamak gerekir.

Çocuklar dakikaları saatleri bilmedikleri için çalar saat kullanmak iyi oluyor. Yoksa anne her defa dinlenme süren bittii şimdi ders saati diye hatırlatınca olumsuz bir atmosfer oluşuyor. Kararları beraber alıp, saatlere uymayı da mümkün olduğunda çocuğa bırakabilirsek ne mutlu.

Ödevleri hiç bir zaman anne babanın yapmaması gerekiyormuş. Bilmiyorum belki de öğretmenler o kadar sayfayı, yapabilenler yapsın, yapamayanlar zaten yapamaz, yetiştiremez düşüncesiyle veriyorlardır(Çok saçma!). Öğretmen bitmesini mutlaka istiyorsa bile, çocuk yetiştiremiyorsa yetiştiremez, elimizden ne gelir ki. Tüm zamanını ödevle geçirmesi için zorlarsak, daha 1. sınıftan ders ve ödev düşmanı çocuklar hazırlamış oluyoruz değil mi? Gelecek yıllardaki yükümüzü şimdiden arttırmış oluyoruz. NE çocuğu ne kendimizi bu kadar mengenede sıkmaya gerek yok diye düşünüyorum. Kolay gelsin.

Bakalım biz ne yapacağız seneye.
büşra k.
busra 2010.10.10 tarihinde dedi ki :
uf annelik ne zor,gerçekten bir sanat.
Ben de ilkokul 1 e giden oğluma ödev alışkanlığını nasıl kazandıracagım derdindeyim.ikimizde geriliyoruz zorladıkça.ödevini yaparsan bilgisayara izin var demiyorum ama önce ödev bitmeli vakit kalırsa izlersin diyorum bu da bir nevi ödül mü.Bi de çocuk yoruluyor zorlanıyor ama biz mümkün değil o kadar sayfayı tamamlayamıyoruz.bitmesede olur düşüncesi yerleşsin istemiyorum.ee napıcam büşra:)
Zahide
busra 2010.10.09 tarihinde dedi ki :
merhaba büşra hanım,
gerçekten ödülün sonu yok ve çocuklar tatminsiz oluyorlar bu şekilde...
bende çok okuyor araştırıyorum ödülü ve cezayı 3 yaşındaki kızımda çok kullanmadım açıkçası yani her davranışında bunu kullanmak oldukça tehlikeli olurdu ve anneyle çocuğun arasındaki bağı da tehlikeye sokar diye düşünüyorum....benim kızımda kolay ikna olan bir çocuk değil hatta çok kararlı isteklerini sonuna kadar direten bir çocuk ama ne ödül ne ceza bu yaştaki çocuğa faydaetmiyor...
ben gözlemlerimden vs anladığım şu çocuğu ne kadar sıkar kontrol edersen o kadar kontrol edilemez ve asi oluyor, ne kadar rahat bırakırsan çok zararlı bişey yapmadıkça ne kadar az hayır dersen o kadar sakin bir çocuk oluyor....tamamen onu büyüten kimse anne babaanne vs onun yapısına bağlı...çok titiz çok müdaheleci olmamak lazım....rahat sakin annelerin çocukları da bir o kadar sakin oluyor...zaten iyice düşününce çocukları neden engelleyelim ki her konuda bırakalım özgürce oynasınlar düşünsünler...ama tabi bu özgürlük başkalarının sınırlarına dokunmayacak dokunduğu andada bunu çocuğa sabırla öğretmek lazım....bence en iyi anne rahat ve sabırlı anne....bende yapı olarak biraz tezcanlıyım ama bazı zamanlar durup düşünürüm dingin olabilmek için herşeyi denerim o zamanlar kızım daha sakin ve huzurlu oluyor....hepimize kolay gelsin diyorum....biz bunları düşünen anneleriz gerçekten çocuklarımız çok şanslı ya bunlarla ilgili hiçbir fikri olmayan sürekli engellenen eleştirilen şiddet gören çocuklar ne yapsın...çocuklar gerçekten herkes tarafından sömürülüyor malesef biz anne babalar bile bunu farkında olmadan yapabiliyoruz tehditle ödülle cezayla....annelik babalık çok zor meşakkatli bir sorumluluk en baştan çok merhamet şefkat sabır gerektiriyor....çocuk yetiştiren herkese sabır diliyorum....
filiz demir
busra 2010.10.09 tarihinde dedi ki :
Çocuklarımıza davranışlarımız kıldan ice kılıçtan keskinmiş meğer.. Eskiden "çocukların gözüne sertçe bir baktım mı yerinden kıpırdayamazlardı,nedediğimi şıp diye anlarlardı."diyebilmenin marifet olduğu bir dönemin ilkeleriyle büyümüş ve doğruları bile anca 30 undan sonra anlamaya başlamış biri olarak kendini eğitmeye çalışan bir yandan da çelişen benim gibi bir çok anne vardır eminim. İnanın Büşra Hanım duygusal yorgunluk beni de öyle sarmış ki. Çocuklara nekadar çok müdahale etmiş olduğumu ancak görüyorum. Salonda oynamayın tv yi kapatın oğkum derslerine nezaman başlayacaksın(özelikle hafta sonları ders, ödev, tv,bilgisayar)sanki birçok şeyi hep hatırlatmak zorunda hissediyordum. Çocuklarıma özellikle de büyük oğluma aynı şeyleri tekrar etmekten inanın çok yorulmuştum.Artık bazı şeyler bizim evimiz de de değişmeye başladı. Ama yapma yerine şunu yap felsefesindeki şunu yap kelimelerinin yerine konabilecek şeyleri bulmak zor.
günn
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

19.Büyüklerin Güç Kullanmasının Olumsuz Etkileri

Hastalıkla Geçen 10 Günü Antibiyotiksiz Atlattık