Ekleyen : busra
Tarih : 2010.10.21 00:00:00
Değişen annenin hikayesi

1. Gözbebeklerimin Mutluluğu



5-10 saniye hareketsiz durdu ve ardından adres satırına google.com yazdı. Karşısına çıkan arama kutucuğuna “Çocuğum beni dinlemiyor” yazdı.

Perihan bilgisayarın başına geçmeden beş on dakika önce yatak odasındaydı. Dışarıdaki söğüt ağacını izlemek için cam kenarına  koyduğu küçük mavi koltuğun üstüne çökmüştü.

Çocuklarıyla her konuşmaya çalıştığında yaşadığı çaresizlik ruhunu kemiriyordu, küçük bir delikten akıp gidiyor ve yok oluyor gibi hissediyordu kendini.  Biraz rahatlama umuduyla perdeyi açtı. O çok sevdiği söğüt ağacına baktı. Baktıkça içi daha çok daraldı. Üzüntüden kalbi ezildi. Bu ağaca bakarak kurduğu hayalleri hatırladı, oysa şimdi ne durumdaydı.

Anne olmak başta ne kadar harika gelmişti ona. Şimdiyse insanın kalbini çatlatacak kadar zor bir iş olduğunu hissediyordu. 14 yaşındaki oğlu Cihan’la diyalogları öyle kopuktu ki, oğluyla konuştuğunda kendisini sesi çıkmayan aciz bir karınca gibi hissediyordu. Bağırdıkça sesi daha çok kısılan, daha duyulmaz bir hale geliyordu. Oğlu Cihan annesiyle hiç konuşmuyor, sanki annesi yokmuş gibi davranıyordu. Perihan artık buna dayanamıyordu.

4 yaşındaki kızının ağlama krizleri ise göğsüne amansız bir tükenmişlik çöreklenmesine sebep oluyordu. Ağlama krizleri dışarıda olduğunda, hem etrafa hem kendi benliğine rezil olduğunu duyumsuyordu. Çocuğu susturmak konusunda ne kadar başarısızdı, ne kadar beceriksizdi. Belki de kötü bir anneydi… Belki de anne olmak için yanlış bir insandı. Her anne böyle sabırsız ve böyle bitik bir halde miydi kendisi gibi.. Bilemiyordu.

En çok rahatladığı yer olan söğüt ağacını izlerken bile kaygıları onu sıkıştırmıştı. Sanki duyguları zonkluyordu. En iyisi bilgisayar açayım, biraz kafam dağılsın diye düşündü. Vakit gece yarısını geçmişti. Eşi çoktan uyumuştu.

Oturma odasına geçti, bilgisayarı açtı. Maillerine baktı, takip ettiği güzellik ve bakım sitelerine baktı, ama hiç bir şey pek ilgisini çekmedi. Gündüz oğluyla yaşadığı kavga ve kızının ağlama krizi Perihan’ı öyle derinden bunaltmıştı ki her zaman oyalandığı internette bile oyalanamadı.

Bir süre hareketsiz durduktan sonra "Çocuğum beni dinlemiyor" yazmıştı. Google’da genelde aradığını bulamıyordu, alakasız şeyler karşısına çıkıyordu. Belki de aramasını bilmiyordu. Bakalım ne çıkacak diye geçirdi. Bu sefer aradığı şeyin cevabının pat diye karşısına çıkmasını da beklemiyordu. Çocuğum beni dinlemiyor sorununun kolay bir cevabı olsa ve Google’da herkes bu cevabı buluverse, ana babalar bu kadar dertli olmazdı herhalde diye düşündü.

Arama sonucunda çıkan linklere tıklamaya başladı.

En baştaki linke tıkladı: www.annenotlari.com

Karşısına çıkan yazılara şöyle bir baktı, yarı okudu yarı okumadı. Görünüşe göre çocukların yetiştirilmesi ve anne babalıktan  bahs eden bir yerdeydi, alakasız bir site çıkmamıştı karşısına . İlgisini çeken yazılar oldu ama çok yorgundu ve dikkatini verecek halde değildi. Sitede bir sürü sayfaya tıkladı.  Belki burada biraz olsun ferahlamasına neden olacak şeyler bulabilirdi. Ben yarın buraya sakin kafayla bakayım biraz diye geçirdi ve favorilerine ekledi. Bilgisayarı kapattı, yatak odasına gitti. Yatakta biraz döndükten sonra zar zor uyudu.

……………………………………

Sabah olmuştu. Perihan kahvaltı sofrasını topladı. Oğlu okula gitmişti, eşi Ayhan ve kızı Zuhal de kapıdan çıkmak üzereydiler. Kızı kreşe babası bırakıyor, öğleden sonra da Perihan alıyordu. Ayhan’a duygularından söz etmemişti, çünkü eşini zaten çok bunaltan üvey babası ile ailevi sorunları vardı.

Çocuklarla yaşadığı sorunlardan Ayhan’a bahs edecek gibi olsa, Ayhan bunları normal, her ailenin yaşadığı sorunlar olarak görüyordu. Bazen Ayhan’ın yanında da oğluyla kavga ediyorlardı, Ayhan “bunlar da geçer” deyip geçiştiriyordu. Ona göre bir şeyin gerçekten sorun olması için parayla ilgili olması gerekiyordu. Perihan buna sinir oluyordu, parasal bir sıkıntı yaşadıklarında eşi durumu ciddiye alıyor ve ilgileniyor ama başka şeyleri moral bozmaya değer olarak görmüyordu. Ayhan’a göre para varsa hayat çok tatlıydı. Dert edecek bir şey yoktu, çocukların ruh durumlarının iyi olmadığını hiç anlamıyordu.

Perihan eşini ve kızı Zuhal’i iyi dileklerle yolcu etti. Kızının yüzü ölgün ve çökük görünüyordu. Gözlerinin altı kahverengi olmuştu. Bir yandan sorunlu bir çocuk olduğunu düşünerek içinden Zuhal’i suçluyor, bir yandansa asıl ben anne olmayı bilmiyorum diye kendine kızıyordu. Çocuk doğduğunda masum bir bebekti onu bu hale ben mi getirdim diye düşündükçe nefesi sıkışıyordu. Sanki akciğerlerindeki her gözeneğe kıymık batıyor gibi oluyordu. Eşiyle kızına pencereden de baktı, kızını izledi, onun üzgün ve donuk hali Perihan’ı mahv etti. Gözyaşlarını tutamadı.

Allahım yardım et dedi ve bilgisayara yöneldi.

www.annenotlari.com’u açtı. Bir sürü yazı vardı, nereden başlayacağını bilemedi. Kendisiyle aynı sorunları yaşayan bir annenin sorduğu soruya “Ödülsüz cezasız çocuk yetiştirmek” bölümündeki yazıları okumanızı tavsiye ediyoruz diye cevap verilmişti.

Niye ödülsüz cezasız çocuk yetiştirmek denmiş tam anlayamadı. Cezanın kötü olduğunu biliyordu ama ödüllerin uzmanlar tarafından tavsiye edildiğini çok duymuştu. 

Ödülsüz cezasız çocuk yetiştirmek yazan yere tıkladı. Bir liste çıktı karşısına. Bir sürü de yazı varmış diye geçirdi. “Nereden başlasam…. 1 numaralı yazıya bir bakayım: Birsen Özkan'la Etkili Aile Eğitimi

……………………………………

Yazıyı okumaya başladı. Okuduğu satırlar arttıkça, sanırım doğru bir yerlerdeyim diye geçirdi. Altını çizmek istediği satırlar oldu. Bir word dosyası açayım, önemli yerleri oraya kopyalıyım diye düşündü.

İlk kopyaladığı satırlar şunlar oldu:

”Anababa olarak yaptığımız, çocuklarımızın beğenmediğimiz yönlerini törpüleyerek onları değiştirmeye çalışmak.  Böyle yaparak onların gelecekte ‘daha iyi’ insanlar olacaklarına inanıyor ve tüm enerjimizi  bu yönde kullanıyoruz. Böyle yapınca onlar üzerinde etkili olmamız bir yana, çocuklarımızı kendimizden uzaklaştıran ‘iletişim kazaları’ yaratmış oluyoruz.”

İçinden düşünmeye başladı. “Çocukları değiştirmeye çalışmak ters tepiyor yani kötü öyle mi? Cihan’ın her gün okuldan gelince çantasını pervasızca evin ortasına fırlatma huyunu ve dağınıklığını değiştirmeye çalışmam hata mı yani? Ben onun dağınık bir insan olmasını istemiyorum, onun dağıtma huyunu bırakmasını istiyorum. Değiştirmeyeyim de kendi haline mi bırakayım...” diye söylendi.

Çocuğu değiştirmeye çalışmamak ona saçma geldi, okuduklarını kabul edemedi. Her anne baba çocuğunun iyi olmasını ister ve tüm bildiklerini ona uygulatmaya çalışırdı elbette…

Ama sonra kendisinin tüm çabalarına rağmen Cihan’ın aslında hiç değişmediğini, hala dağınık olduğu gerçeğini hatırladı. Çocuğu etkilemek şöyle dursun, Cihanla aralarında öyle kalın demirden bir duvar vardı ki, çocuk annesiyle hiç konuşmuyordu. İletişim kazası denilen acaba bu muydu?

Okumaya devam etti.

”Hiçbir anne/babanın iyi niyetinden kuşku duyulmaz. Ancak mutlu bir ilişki ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek için iyi niyet yetmiyor, Niyetler iyi olsa da yöntemler yanlış olunca etkili sonuç yerine, çocuğumuz ergenliğe geldiğinde ‘ kuşak çatışmaları’ ile karşı karşıya kalıyoruz.”

Bu satırları da kopyaladı. Çocuklara söylediği sözleri, yaptığı müdahaleleri düşündü. Hep onların iyiliğini istediğini için yapmıştı. Cihan dağınık olmasın diye habire onu uyarırdı. Cihan’ın aklı başında, sorumluluk sahibi, pırıl pırıl bir delikanlı olmasını istiyordu. Tüm çabası bunun içindi. Böyle iyi niyetli bir çabanın hiç ama hiç sonuç vermemesi “niyetler iyi olsa da, yöntemler yanlış olunca etkili sonuç alınmadığının” ispatı mıydı?

”Of of. Bunlar doğru mu acaba. Doğruysa ben doğru yaptım sanırken yanlış yapmış oluyorum.” diye söylendi. Devam etti:

”Bize göre yeni olan bu yöntemle çocuklarımızı değiştirmekten vazgeçip daha kolay bir şey yapacağız: Kendimizi değiştireceğiz. Kendimizi değiştirerek çocuğumuzun üzerinde biçimsel etkimizi azaltarak, özde etkimizi çoğaltacak ve binlerce, binlerce yıldır uygulanan değişmezliği değiştireceğiz.”


Kendini değiştirmek o kadar kolay olsa keşke. O kadar kolay olur mu hiç diye düşündü. Gerçi  çocuğu değiştirmekten daha kolay olabilirdi belki. Çocuğu değiştirmeye çalıştıkça çocuk değişmemek için inat mı ediyordu?

Biçimsel etkiyi azaltmak ve özde etkiyi çoğaltmak ne demek tam anlayamadı, biraz düşündü. Çocuğu istediğim şekle ve biçime sokmak için uğraşmak yerine, çocuğun beni gerçekten duyacağı ve önem vereceği bir etki bırakmak olabilir diye düşündü.

Kendimi değiştirmek, çocuğun beni duyacak ve benden etkilenecek hale gelmesini mi sağlayacak? Bunları not etti.

Yazı şöyle bitiyordu, kopyaladı:

“Becerilere geçmeden önce şu anda iletişimde hangi noktada olduğumuzu saptamanın öneminden söz edeceğim. Önemli olan önce çocuk yetiştirme anlayışımızın adını koymak.

Şimdilik bir giriş yapalım: Acaba çocuğunuzla iletişiminizde;

1- “Ben büyüğüm, doğruları ben bildiğim için benim dediğim olur” yaklaşımında mısınız?

2 -“O henüz minnacık onun dediği olsun, üzülmesin” diyenlerden misiniz?

3 - Önce sabır, sabır…….  gösterip dayanamayacak  noktaya geldiğinizde başa dönenlerden misiniz?

4 - Yoksa, kendinizi yok saymadan; çocuğunuzun da yaşı, boyu ne olursa olsun onu kendinizle aynı haklara sahip bir “birey” olarak görüp üst-ast ilşkisi kurmadan kazan-kazan diyenlerden misiniz?”


Galiba ben en çok birinci maddede tanımlandığı gibi davranıyorum. Benim dediğimi yapıverseler en doğrusunu yapacaklar, ne onlar üzülecek ne ben üzüleceğim diye düşünüyorum. Benim dediğimi çabucak yapıverseler ne kolay olacak, hep bunu istiyorum. Ama yapmadıkları zaman, ki çoğu kez yapmıyorlar, nasıl ikna edeceğimi şaşırıyorum.

İçinden geçenleri ve kendisiyle ilgili tespitlerini hep not etti.

Bu yazıdan ne anladım diye bir de sonuç ekledi kısaca:

- Çocukların beğenmediğimiz yanlarını değiştirmeye çalışmak, ters tepiyor. Değişmiyorlar. Değiştirmeye çalışmak anne babadan uzaklaşmalarına sebep oluyormuş.
- Ana baba yanlış davranıyorsa iyi niyetli olmaları bir işe yaramıyor.
- Anne babanın çocuğu değil kendisini değiştirmeyi hedeflemesi gerekiyormuş.


Bir sonraki yazıyı da okumak istemişti ama lise arkadaşlarının organize ettiği sabah 10: 30’da katılması gereken bir kahvaltı vardı. Dosyanın son halini kayıt edip bilgisayarı kapattı. Adı New Word Document olan dosyanın adını "Gözbebeklerimin_Mutluluğu" olarak değiştirdi.

....................

Bu bölümün sonraki yazısı: 2. Değişmek İstiyorum

"Not: Sevgili anne babalar, ya da anne baba olmayanlar; "çocuğum beni dinlemiyor, çok çekingen/ çok saldırgan bir türlü söz dinletemiyorum, psikolojim bozuldu, evimizde huzur kalmadı" diyen anne babalardan bir sürü mail almadığım bir günüm bile geçmiyor. Bu siteyi bu tür sorunlara çare olsun diye açtım ancak sorulan sorunun bir yemek tarifi vermek gibi kolay bir cevabı olmadığını biliyoruz. Çocukla gerçek bir iletişim kurmak, okumayı, bir düşünme ve eğitim sürecinden geçmeyi gerektiriyor.

Hikaye tarzında yazdığım bu yazılarda, anababaların dertlerine çare olacağını düşündüğüm Birsen Özkan'ın yazılarının üzerinde biraz daha durarak, her gün aldığım sorulara biraz daha etkili cevap vermeye çalışıyorum.

Lütfen yazıların faydalı olduğunu düşünüyorsanız, tanıdığınız anne babalarla paylaşın, tavsiye edin, mail atın, ya da facebookta paylaşın. Ki mutlu bireyler ve mutlu ailelerin var olmasına hem sizin hem benim bir nebze katkım olmuş olsun.

Büşra Karaca"

Bu yazı 2992 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2011.03.29 tarihinde dedi ki :
ben de çogunlukla 3.madde, arada sırada 4.madde arasında gidip geliyorum.Tabi 1ve 2 hiç yok değil.Zeynep arkadaşın yazdığı gibi sorun ben de galiba diyorum.Gerçekten çok istiyorum ''iyi anne olmayı'' Çocuklarım bana Allah'ın birer hediyesi biliyorum ve onları çok seviyorum.Rabbim hepimize yardımcı olsun.
Berke-Asude
busra 2010.10.28 tarihinde dedi ki :
yüreğinize, kaleminize sağlık büşra hanım. bu şekilde hikayeleştirerek yazmanız gereçkten çok iyi ve etkileyici olmuş. işin içine duygusal boyutun katılıyor olması daha etkileyici kılmış, derli toplu bir şekilde bilgilerin sunuluyor olması da daha akılda kalıcı olmasını sağlamış. ayrıca siteyi düzenli olarak takip edenler için de hatılrlatıcı mahiyette oluyor bu türden yeni yazılarınız. Allah razı olsun.
seyhan yaman
busra 2010.10.22 tarihinde dedi ki :
cok basarili ellerinize saglik devamini bekliyoruz.
ayten
busra 2010.10.22 tarihinde dedi ki :
çok güzel bir yazı ben 3. maddede anlatılan duruma düşüyorum zaman zaman sabır edip başa dönme konusu ,şu 4. maddeye arada geçer gibi oluyorum ama birde bir geri yapmasam tamam olcak ama ne zaman ? ....vazgeçmek yok gayretle devam...
takipteyimmm .....
elif
busra 2010.10.21 tarihinde dedi ki :
ne kadar güzel yazmışsınız.Birsen özkanın yazılarını sankikısa bir özet halinde akılda kalıcı bir hale dönüştürmüşsünüz.
sanırım ben 1.3.4. maddeleri yerine göre kullanan lardanım.Yazdığınız hikayede en çok "Çocuk doğduğunda masum bir bebekti onu bu hale ben mi getirdim"dikkatimi çekti.Benim sık kullandığım cümlelerden biri.evdeyim herkesin hayran olabileceği bir mesleğe sahibiyim ama sırf çocuklarım için çalışmadım.Ama ne faydam oldu hiç gibi geliyo.Çoğu zaman çalışan annelerin çocuklarına bakınca kendimi daha çok yiyip bitiriyorum.Sürekli sinirli agresif bir anneymişim gibi geliyor.Çünkü 6 yaşındaki kızım büyüdükçe dış ortama karşı içine kapandı.ev içinde de tam tersi aşırı özgüven sahibi dediğim dedik çaldığım düdük hesabı.Pedagogları dinlediğim zaman çocuklar da içine kapanıklığın genelde anne babaın çok bağırıp çağırmasından kaynaklandığını duyunca işte diyorum kızımı bu hale ben getirdim diyorum.kendimi yiyip bitiriyorum ve daha fazla agresif oluyorum farkında olmadan.yazınınızın devamını bende merakla bekliyorum
zeynep
busra 2010.10.21 tarihinde dedi ki :
devamını merakla bekliyorum.
aysegul
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Çiçek, Balkon, Keyif

Evdeki Hayvanlar Alemi