
Kurban bayramının ilk günlerinde TV haberlerinde kaçışan inekleri danaları görmeye alıştık artık. Otobana kaçan yakalanmaya çalışan hayvanlar, pislik içinde hayvan kesim yerleri, oradan oraya taşınırken eziyet çeken inekler koyunlar. Her kanalda görevimiz tehlike müziğiyle birlikte verilen ayrı bir kovalamaca, iyy iğrenç dedirten bir manzara.
Haberleri izleyince zannedersiniz ki bu bayramın hayvan eziyetinden başka hiçbir anlamı yok.
Hele bir de bayramdan önceki günlerde bir TV programında kendisi erkek ama kılığı kadın, yolda görseniz yol bile sormayacağınız bir şarkıcının “Bence insan kurban kesmeyip bir fakire yardım yapsa çok daha iyi, ne gerek var o kadar eziyete” deyişini ve stüdyodaki diğer insanların bu fikri tasdik edişini izlemişseniz, kurban bayramından nefret etme kampanyasından iyice etkilenirsiniz.
...............................
Kurban bayramı ve bir çok dini konunun konuşulmasında ülkemizde nedense herkes söz sahibi. Cümle kurmayı bilen herkes konuşuyor. Hatta düzgün ve anlamlı bir cümle kurmayı bilmeyişiyle ünlü mankenler bile konuşuyor.
Bir işte uzman olanın ve o işle iştigal etmiş, emek vermiş BİLİRKİŞİ insanın sözü otoritedir. Diş tedavisinde büyük bir mühendisin değil basit dişçinin görüşünü, hukuk işinde ressamın değil hakimin avukatın fikrini alır ve yönlendirmesini dinleriz. Konu kurban bayramı olduğunda ise TV’de konuşan insanlar böyle uzman, iştigal etmiş, emek vermiş insanlar olmadığı halde bilir gibi konuşur dururlar. Kimse bilirkişi olmadıkları için rahatsız olmaz.
Dün kocasını rezil bir şekilde aldatmış olan, o kanal senin bu kanal benim dolaşıp duran ve hiçbir ahlaki değeri ağzına dahi yakıştıramadığımız şarkıcı, ya da kılığı ve konuşması kadın erkek arası bir iticilik ihtiva eden başka bir abuk karakter konuşur durur. Hiçbir sözüne itimad edilmeyecek bu tip insanlar sağlıkla ekonomiyle ilgili konuştuğunda, dinlemek şöyle dursun sen de adam mısın be bakışıyla izlerken, kurban bayramı hakkında yorum yaptıklarında sen de adam mısın be diyerek bakmamızı engelleyen bir psikolojik hazırlık geçirmişizdir.
Zira duyarlı medyamız günlerdir kurbanın eziyet bayramı olduğuna hazırlar zihinlerimizi, böylece hoşlanmayarak baktığımız bir insanın ağzından bile olsa “Bence insan kurban kesmeyip bir fakire yardım yapsa çok daha iyi, ne gerek var o kadar eziyete” cümlesini hoş karşılayıveririz.
Bazen stüdyoda işin ehli bir profesör ya da bir ilahiyatçı varsa dahi, spikerin ve o tiplerin bitmek bilmeyen yorumları, mübalağalı tavırları, konunun ciddiyetini sulandıran saçma soruları, kikirdemeleri arasında adamı konuşturmuyorlar bile.
………………………
Kurban bayramı hakkında bildiklerimi çok derinlere inmeden basitçe anlatmak istiyorum ki, bu karalama kampanyasına bir nebze “hayır öyle değil” diyeyim. İşin ehli değilim ama Tv’de konuşan mankenden, şarkıcıdan daha fazla iştigal etmişimdir herhalde merak ettiğim konuları araştırırken.
- Olmaz böyle kanlı bayram diyenlere önce şöyle diyorum. Hem ilahi hem de ilahi olmayan tüm dinlerde kurban kesme ibadeti var. Çok hayran olunan eski Yunan ve Roma’da köpeklerin ve eti yenmeyen nice hayvanın düşüncesizce tanrılara kurban edildiğini biliyor musun? Eski Mısır’da da öyle.
Günümüzde durum farklı değil. Başka dinlerde domuzların kafalarını bir kazığa geçirip evlerin kapılarına asanlar var, yılın bazı günlerinde deniz hayvanlarını topluca öldürenler var. İnsanlara yardım filan gibi sonuçları ve topluma hizmet eden faydaları da yok bu bayramların. Ve Afrika yerlileri değil medeni milletler yapıyor bunu (Almanlar, Hollandalılar, Danimarkalılar gibi). Yahudilerin bayramlarını hiç saymayalım, hayvanları kurban ettikleri nice bayramları olduğu gibi, insanları bile kurban olarak görüyorlar inanışlarına göre. Hiçbir dini tanımayan ve kabul etmeyen Çin ve Rusya gibi yerlerde ise hayvan canının hiç kıymeti yok. Çin’de bir kafese kapatılan canlı maymunun kafatasını kesip beynini yiyebiliyorlar restoranda.
Bizim bayramımızsa eti yenilebilen temiz hayvanları usulune uygun kurban etmekten ibaret. Ve bu hayvanlar zaten günün birinde eti için kesilecek olan hayvanlar. Hayvana acı vermeyecek şekilde kurban etme işinin nasıl yapılacağının ince ince detayları var kitaplarda. İşin usülünde hayvanlara ve insanlara eziyet ederek bu işi yapmak yasak. Pislik ve eziyet içinde bu işi yapmak insanların ve devletin hatası. (Bu konuda elbette iyileştirilmelerin yapılması gerekiyor. )
- Bayramımızın anlamı da çok güzel. Kurban yakınlaşmak demek. Kurb Arapça yakınlık demek. Hem insanın kurban keserek Yaratıcı’ya yakınlaşması, hem de kurban etinden akraba ve komşularına, yakınındaki ihtiyaç sahiplerine vererek onlarla yakınlaşması anlamını taşıyor kurban. Bu yakınlaşmanın anlamı teknolojinin ilerlemesiyle daha da genişledi, artık kurbanınızı bir yardım kuruluşuna kestirip uzak ve fakir ülkelerdeki insanlara et olarak gönderebiliyorsunuz.
- Hayvan kesmeye gerek yok yardım yapılsın diyenler çoğunlukla hayvan haklarını düşünen, hayvanlara acıyan, eziyet ve pislikten yakınanlar oluyor. Hayvan haklarını gerçekten samimiyetle savunanların önce 2010 dünyasında kürkü için derisi diri diri soyulan ve kimisi diri diri yakılan hayvanlarla ilgilenmeleri gerek. İnternette bunlarla ilgili videolar çok, izlemeye bile katlanamıyorsunuz.
- Neden para yardımı kurban kesmek yerine geçmez sorusuna kendimce verdiğim cevap çok basit. Din3i kaynaklarda verilen cevapla aynı paralelde.
İçinde bulunduğumuz 4 günü bayram ilan eden kim? Yaratıcı. İnsanlara para yardımı yapılarak değil kurban usulüne uygun kesildiğinde ibadet olacağını ve bu ibadet yüzünden 4 günü bayram ilan ettiğini söyleyen ve böylece bayramı tanımlayan Yaratıcı.
Bu bayramın anlamını taşıyan ibadeti yapmak isteyen kişinin, tanımlandığı gibi yapması gerekiyor. Kurban kesmek yerine para yardımı yaptığında yardım etmiş olur, güzel bir iş yapmış olur ancak tanımlanan şeyi yapmamış olur. Bunun kurban bayramıyla bir ilgisi olmaz. Bu da kendi bileceği iş. İnanmıyorsa zaten yapmaz, kurban kesmez.
Burada kritik öneme haiz olan cümle şu, bayramın amacı yardım değil, tanımlanan ibadeti yapmak… Yardımsa bayramın sonucu ve Yaratıcı’nın insanlara hediyesi... Sanırım bu konudaki düşünce hataları bayramın amacının yardım olduğunun sanılmasından kaynaklanıyor. Kurban kesmenin amacı yardım değil, kurbanın ibadet olmasındadır. Tüm kitaplar böyle yazar. Bütün semavi ve arzi dinlerde olduğu gibi.
…………………
Şurası kesin ki haberler hayata bakış açımızı değiştiriyor. Bayram tatili için anneme geldik. İstanbul’a kendi evimize dönsek de şu Tv’li evden kurtulsak diyorum bazen.
Haberlerdeki kurbanlık ineklerin kaçışmaları da sıra dışı olduğu için haber niteliği taşıyor. Bir köpek bir insanı ısırsa haber olmaz ama bir insan bir köpeği ısırsa haber olur, çünkü insanın köpeği ısırması istisnai ve sıra dışı bir olaydır.
Haber sıra dışı evet ama medyanın görevi olan abartma ve tekrar sayesinde haber o kadar gözümüzde büyüyor ki, her 10 kurbanlık inekten birinin sahibinden kaçıp dehşet saçtığını düşünebiliyoruz. İzlediğimiz olayların, bütünün içindeki küçücük birer istisna olduğunu unutuveriyoruz. Halbuki yurt genelinde binlerce hayvan normal şartlarda normal bir şekilde kesiliyor, binlercenin içinden 10-15 tanesi olay çıkarıyor. Dikkat etseniz tüm kanallardaki görüntüler hemen hemen aynı olan üç dört olaya aittir.
Bu tıpkı şuna benziyor. İstanbul’u haberlerden tanıyan Anadolu’lu insanlar, sürekli kaçırma, hırsızlık, cinayet olaylarının yaşandığı Texas gibi yaşanmaz bir yer zannedeler İstanbul’u ve nasıl yaşıyorsunuz İstanbul’da diye korkuyla sorarlar. İzledikleri korku dolu haberlerdeki abartı ve tekrar onları bu düşünceye itiyor. Kaçışan kurbanlık hayvan haberleri de bir elin parmaklarından fazla olmadığı halde yurdun her yerini kaçışan hayvanlar kaplamış sanıyor insan ve bayram hakkında olumsuz duygulara kapılıyor maalesef.
Yine kısa yazayım niyetiyle başladığım uzun bir yazı oldu.
Haber izlerken işin aslını düşünmek ve görünenin arkasını da görmeye çalışmak gerek. Yoksa yurdum haberlerine pirim vererek korkular ve tatsız duygular altında ruhumuzun bir yanının ezilmesine izin vermiş oluyoruz.
Herkese hayırlı mutlu bayramlar.