Ekleyen : busra
Tarih : 2010.12.06 00:00:00
Değişen annenin hikayesi

5. İyileşiyorum, Değişiyorum...



Perihan yüzüne vuran sabah güneşinin etkisiyle gözlerini kısarak uyandı. Yatakta şöyle bir döndü, hissettiklerine inanamadı. Vücudu dökülür gibi ağrımıyordu bu sabah.

Son bir haftadır çok hastaydı, ikisi antibiyotik ikisi ağrı kesici olmak üzere günde toplam 4 iğne vurulmuştu. 5 gün böyle iğne yedikten sonra biraz kendine gelmeye başlamıştı.

Hastalığı sırasında boğazındaki şiddetli enfeksiyon bütün vücudunu ağrıtmıştı. Sanki eti ve kemiği kendi içinden dışa doğru dövülüyormuş gibi sancı çekiyordu. Ağrı kesici iğnesi biraz gecikse ağrıdan ve sızıdan zangır zangır titriyordu.

Hastayken yaşadıklarına inanamıştı, insan sağlıklıyken rahatça kullandığı kolunu hastayken nasıl oluyor da kaldırmaya bile mecal bulamıyordu. Uzun zamandır böyle şiddetli bir hastalık geçirmemişti.

Yatağında biraz doğrulmuşken odaya Ayhan girdi;

- Günaydın canım bugün nasılsın?

- Her gün biraz daha iyi oluyorum galiba, bugün hiçbir ağrı ve sızı hissetmiyorum. Sanki mucize gibi geliyor.

- Evet hastalıktan sonra iyileşmek bana da hep mucize gibi gelmiştir. O eski gücüne kavuşmak insana yeniden doğmuş hissi veriyor.

- Aynen öyle.

Ayhan Perihan'ın hastalığı ağırlaşınca birkaç gün işe gitmemiş, onunla çok ilgilenmişti. Perihan annesini çağırmıştı ama annesi gelememişti.

Ayhan'ın elinde bir tepsi vardı. İki tane kocaman kahvaltı tabağı hazırlamış, yanına iki çay bardağı ve koca bir termos çay koymuştu:

- Bu sabah ben de senin yanındayım, yalnız başıma kahvaltı etmekten sıkıldım dedi sevgiyle.

"Bugün iyiyim, aslında buraya taşımana gerek yoktu mutfağa gelirdim zahmet etmeseydin" diyecekti Perihan ama adamın lütfuna karşı zahmet etmeseydin demek olmazdı şimdi. Hasta yatağımda bile olsa böyle ince ve romantik bir kahvaltı bir daha bulunmaz, zahmet mahmet gibi klasik laflarla cevap vermiyim dedi.

- Çok teşekkürler, beni düşünen birinin hazırladığı bir kahvaltı şu an en çok ihtiyacım olan şeydi dedi.

Ayhan bu cevabı duyunca onur duydu.

Perihan'ın söylediği samimiydi, gerçekten böyle bir kahvaltıya çok ihtiyacı vardı. Ama niye aklına ilk önce zahmet etmeseydin ben mutfağa gelirdim demek gelmişti. Düşünmeden konuşsa bu cevabı verecekti ve Ayhan da muhtemelen yaptığının değersiz görüldüğünü düşünecekti. Ya da yok canım ne zahmeti zevkle yaptım gibi klişe bir cümle kullanmak zorunda kalacaktı. Tabi bir erkeğin o cevaptan sonra bu cümleyi söylemesi biraz zordu, genelde kadınlar böyle cevap verirdi.

Galiba bu da bir paradigma yüzündendi. Kadınlar misafirlikte hep "zahmet etmişsin, ne zahmet ettin" gibi şeyler söylemek zorunda hissederlerdi kendini. Ev sahibinin de bu cümleye verilecek çok bilindik hazır cevapları vardı. Herkes tevazu için söylediğini zannederdi bu cümleyi, ama aslında yapmasan da olurdu anlamı da taşıyordu. "Ne zahmet ettin çay börek çörek yapmasan da olurdu" demek ev sahibinin ikramına minnetdar olmamak demekti.

Of ya yine daldım düşüncelere diye geçirdi Perihan. O sırada Ayhan sehpayı yatağın yanına getirmiş Perihan'ın mavi koltuğunu da karşısına koymuş oturmuştu. Perdeleri de açmıştı, içerisi sabah güneşiyle doldu taştı. Perihan yatakta doğruldu ve tabağını eline aldı.

- Gerçekten yeniden doğmuş gibiyim, ellerime kollarıma inanamıyorum.

- Sağlığın ne büyük nimet olduğunu herkes biliyor ama hissederek yaşamak çok farklı değil mi?

- Evet öyle, insanı şaşkın ediyor hatta deli ediyor sağlığı böyle aniden yitirivermek.

- Yok ya o kadar da değil, ki sen Allah korusun sonu kötü bir hastalık geçirmedin deli olacak bir şey yok.

- Ne biliyim,"niye hasta oldum ben şimdi, bu hafta şu işim vardı, bu vardı hiç sırası değildi" gibi düşüncelerin yanında bir de kibrit çöpünü bile kaldıramayacak kadar takatsiz acınası bir hale gelmek bazı anlar beni deli etmedi değil.

- Ama zaten insan öyle bir varlık, aniden hastalanabilir, yaralanabilir, beklemediği şeyler başına gelebilir.

- "Sen bunu kabullenerek yaşıyorsan benim kadar şaşkın olmazsın elbette, ne güzel" dedi geçiştirdi.

O sırada Ayhan'ın cep telefonu çaldı. İşiyle ilgili bir telefon gelmişti. O konuşurken Perihan eşinin az önce söylediklerini düşündü. İnsan aniden hastalanabilir, yaralanabilir, beklemediği şeyler başına gelebilir demişti. Gerçekten çok realist bir cümleydi, yine de bir insanın bu gerçeği bu kadar kabulle, bu kadar razı olarak söylemesi Perihan'a çok şaşırtıcı geldi. İnsanın beklemediği bir zamanda başına bir şey gelebilecek olması onu çok rahatsız ediyordu, kontrol bende duygusunu kaybetmesine sebep oluyordu. Hayatının kontrolü kendi elindeyken hastalanınca elinden kaçmış mıydı?

Yoo, hasta değilken de kontrol elinde olmuyor, çocuklarının davranışlarını, olayları, insanların tepkilerini istediği gibi kontrol edebiliyor muydu insan? Hayır hiç kimse edemiyordu. Dönüp dolaşıp aynı şeyi hissediyorum, "insanın acizliği" diye düşündü Perihan. Ne büyük ve kesin bir gerçek...

İnsanın olayları istediği şekle getirme konusundaki müdahale yeteneği bu kadar sınırlıysa, kontrol bende olsun isteği ona çok zarar veren bir istek oluyordu. Kontrol bende olsun diye uğraşınca insan kendini habire hırpalıyordu, azıcık kendi planları dışında bir şey olsa, çocuğa bağırıyor kendine çatıyor, kocasını suçluyordu. Aslında tüm bunları kontrolü kendisinde hissetmediğinde tekrar eline alma çabası içinde yapıyordu.

Ah hiçbir şeyi kontrol edemeyeceğini bir anlasa, insanları değiştirme çabasından bir vazgeçebilseydi. İşte bu, ağrılarının geçmesinden daha büyük bir mucize olurdu. Kalp sızılarının, duygu yaralarının iyileşmesi anlamına gelirdi.

Ayhan'ın telefon konuşması bitmişti. Kahvaltı tabağını tekrar eline aldı.

- Zuhal seni çok soruyor, annem ne zaman iyileşecek diye sordu durdu dün.

- Evet çok yalnız kaldı bunaldı çocuk.

- İyice iyileş de ailece gezmeye çıkarız haftasonu, havalar o kadar güzel ki piknik bile yapabiliriz.

- Ay ne iyi olur...

Piknik ve ormanlardan bahs ederek kahvaltılarını bitirdiler, sonra Ayhan işyerine uğraması gerektiğini söyledi:

- Bugün seni biraz yalnız bıraksam sıkılmazsın değil mi, kaç gündür uğramadım işe bugün mutlaka gitmem gerek kontrol etmem gereken şeyler var. Zuhal'in çıkış saatinde onu okuldan alıp geleceğim akşama kalmayacağım.

- Kendimi o kadar sağlıklı hissediyorum ki sıkılacağımı sanmıyorum..

- Gitmeden önce benden istediğin bir şey var mı diye sordu Ayhan ilgiyle.

Yani bana böyle prenses gibi davranacaksan ben hep hasta olayım diyecekti Perihan. Yine son anda kendini durdurdu. Böyle derse, hasta olunca kıymete mi bindim, başka zaman bana karşı kibar değilsin, ilgili değilsin suçlaması yapmış olacaktı.

- Iııı, kendimi prenses gibi hissettim şimdi demekle yetindi ve anlamlı gözlerle gülümsedi. Bilgisayarımı getirirsen çok sevinirim, ağrılarım geçti ama hala yataktan kalkasım yok. Burada bir şeyler okuyup hayata başlayayım biraz.

- Elbette.

Ayhan öteki odadan bilgisayarı almaya gittiğinde artık düşünerek konuşmayı öğrendim galiba diye geçirdi Perihan. İçinden bir sesin "Sen öyle san bir de kızdığın zaman dene bakalım" dediğini duyar gibi oldu.

....................................................

Eşi bilgisayarı getirdi ve az sonra evden çıktı. Perihan internette acil bakması gereken yerlere bakıp www.annenotlari.com'a girdi. En son paradigmalarla ilgili yazıda kalmıştı çok iyi hatırlıyordu. Eşinden çiçek aldığı halde ne hata ettin de bana çiçek alıyorsun diye düşünen kadın yaklaşımı hiç aklından çıkmamıştı. Zihninde bir resim çizmiş hep o sözü söyleyen kadının paradigmasını düşünmüştü. Eşi Ayhan'la konuşurken hep o resim gözünün önüne gelmiş, düşünerek konuşmaya gayret etmişti. Hastayken paradigmaları düşünmeye çok vakti olmuştu, insan hastayken hırslarını ve telaşlarını bir nebze bıraktığı sakin iç konuşmalara yapabiliyordu kendisiyle. Kendi paradigmalarını da fark etmişti bazen.

Okumaya başladı:

Paradigmamız karşımızdaki kişinin (çocuğumuz, eşimiz, annemiz, arkadaşımız....)davranışını algılamamızı; algımız davranışımızı; davranışımız da sonucu etkiler.

Örnekleyelim: Bir anne-çocuk, çocuklu bir eve misafirliğe gidiyor. Anneler sohbet ederken çocuklar da çocuk odasında cıvıldayarak, kahkahalar atarak neşe içinde oynuyor. Şimdi annelere birer paradigma verelim: Misafir annenin paradigması "Çocuklar ev dışında uslu olmalıdır," olsun. Ev sahibi annenin paradigması da "Çocuklar için oyun ve sosyalleşme çok önemlidir," olsun. Çocuklar sevinçle koşarak annelerinin yanına gelip kovalamaca oynamaya başlıyor. Biri annesinin arkasına saklanıyor, diğeri masanın etrafını dolanıyor vs.

Misafir anne paradigmasına göre çocuğunun davranışını nasıl algılayacaktır? Yaramazlık! Nasıl davranacaktır? "Bağırma, koşma, çok ayıp, uslu uslu oynamazsan seni yanıma oturturum," Böyle bir yaklaşımla, yani davranış değiştirmeye yönelik bir tutumla nasıl bir sonuç çıkacaktır? Başkalarının dediklerine çok önem veren, uslu ya da mizacına uymuyorsa asi bir kişilik oluşumu. (Tabii bir iki davranışla bu sonuca ulaşılmayacağı bir gerçektir. Davranışlar tutuma dönüşmüşse böyle bir sonuç görülebilir.)

Ev sahibi anne ise "Çocuğum arkadaşıyla oynuyor,mutlu" diye algılayıp kendisi çok rahatsız olmuyorsa müdahale etmeyecektir. Sonuç olarak farklı bir kişiliğin temelleri atılacaktır.

Ya, demek ki çocuğun kişiliğini de bir anlamda annenin paradigması ve algıları belirliyor diye düşündü.

Şu kısmı Gözbebeklerimin Mutluluğu isimli not aldığı dosyada kopyaladı:

Çocukları denetlemek ile etkilemek arasındaki fark pek bilinmez. Aslında çok önemlidir. Geleneksel disiplinle eğitimde anababalar, ödül-ceza da kullanarak çocuğu denetlemek için enerji harcar. Etkileyen disiplinli bir eğitimde çocuğa nedeni, niçini.... öğretmek, düşündürmek, duyguları fark ettirmek.... için zaman harcanır.

Çocuk denetlenirse dış disipline uyum sağlamayı öğrenir ve bağımlı olur; etkili iletişim becerilerinin kullanıldığı bir disiplinle eğitilirse etkilenir ve iç disiplin geliştirir.

Evet çocuğu denetlemek yerine etkilemek gerektiğini artık iyice öğrendim, öğrenemediğim bunu nasıl yapacağım, çocuğu nasıl etkileyeceğim...

Amacımız denetlemek değil etkilemekse o zaman birinci yazının sonundaki sorunun yanıtını verelim. Bu yanıt sizin annelik paradigmanızı gösterecektir. Hatırlayalım:

4 yanıttan birisi benim paradgimamı gösterecek ama hangisi. Ben büyüğüm benim dediğim olur yaklaşımını seçmek istemedi, çok zalimce geldi. 3. cevabı seçti:

"3. Önce sabır, sabır....... deyip dayanamayacak noktaya geldiğinizde başa dönenlerden misiniz? Gordon bu yaklaşıma kaybet-kaybet diyor."

Çocuğu etkileyebilmek için paradigmamı değiştirmem gerekiyordu, ee e?

1,2,3 ten birindeyseniz o zaman önce paradigma değişikliği yapmanız ve biz bilincini kendinize paradigma edinmelisiniz. Kolay mı? Hayır ama olası. Çünkü paradigmalar öğrenme sonucu elde edildiklerine göre, öğrenmeyle yerine başkası konabilir. Yeter ki inanalım ve etkileyen bir iletişim kurmaya karar verelim.

Bu satırları okuyunca ümit duydu.

En son şu cümleyi kopyaladı notlarının arasına ve yazıyı kapattı:

Geleneksel eğitimde görülen sonuç ve davranış ile uğraşılır.(dış Disiplin)

Oysa gerçek ve kalıcı eğitim görülmeyen paradigma düzeyinde yapılmalıdır ki, çocuklarımızın davranışları denetimimizi gerektirmesin. (İç Disiplin)

..................................

"Not: Sevgili anne babalar, ya da anne baba olmayanlar; "çocuğum beni dinlemiyor, çok çekingen/ çok saldırgan bir türlü söz dinletemiyorum, psikolojim bozuldu, evimizde huzur kalmadı" diyen anne babalardan bir sürü mail almadığım bir günüm bile geçmiyor. Bu siteyi bu tür sorunlara çare olsun diye açtım ancak sorulan sorunun bir yemek tarifi vermek gibi kolay bir cevabı olmadığını biliyoruz. Çocukla gerçek bir iletişim kurmak; okumayı, bir düşünme ve eğitim sürecinden geçmeyi gerektiriyor.

Hikaye tarzında yazdığım bu yazılarda, anababaların dertlerine çare olacağını düşündüğüm Birsen Özkan'ın yazılarının üzerinde biraz daha durarak, her gün aldığım sorulara biraz daha etkili cevap vermeye çalışıyorum.

Lütfen yazıların faydalı olduğunu düşünüyorsanız, tanıdığınız anne babalarla paylaşın, tavsiye edin, mail atın, ya da facebookta paylaşın. Ki mutlu bireyler ve mutlu ailelerin var olması için hem sizin hem benim bir nebze katkım olmuş olsun.

Büşra Karaca"

Bu yazı 1450 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2010.12.15 tarihinde dedi ki :
büşra hanım şu anda içimden sizi sevgiyle kucaklamak geldi... 7 yaşında bir kızım ve 5 yaşında bir oğlum var.daha önce okuduğum bilgiler ışığında çocuklarımıza karşı davranışlarımız geleneksel anne baba tipinde biraz daha iyi yönde olmasına rağmen bu akşam artık bir yerlerde tıkandığımı hissediyordum ki tesadüf demeyelim de tevafuken sizin sitenizle karşılaştım ve emeğinize binlerce kez teşekkür ederim bundan sonra sıkı takipçiniz olacağım ve emin olun ki çevremide bu bilgiler ışığında aydınlatacağım tekrar teşekkürler yolunuz açık olsun...

Çok sevindim, çok teşekkür ederim.
Esra
busra 2010.12.07 tarihinde dedi ki :
Sitenizi herkese gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum. Hikaye şeklinde yazığınız bu yazıları da büyük bir istekle bekliyorum. bazen beni anlattığınızı düşünüyorum. Ayrıca kendimde farkettiğim en büyük hatam herşeyikontrol altında tutma isteğim. Bunu engelleyemiyorum kendi işlerimi planladığımı sanırken çocukların ve eşimin yerine de karar verdiğimi farkettim. Büşra hanım evde ki işler yolunda gitsin işlerimi bir an önce bitireyim diye herşey zamanında olsun diye çaba haercarken aslında bilmeden hem kendimize hem de ailemize zarar veriyoruz.
günn
busra 2010.12.07 tarihinde dedi ki :
paradigma yazinizdan sonra yeni yainizi iple cekiyordum
hatta tam o yazinin ertesine esimden bir cicek aldim ve sizin yaziniz aklima geldi
azicik da olsa dusuncelerimi kontrol edip tepki verdim galiba bu sefer esime
ellerinize saglik etkili iletisim yazilarinizin devamini bekliyoum
Ayse
busra 2010.12.07 tarihinde dedi ki :
büşra hnm emeğinize sağlık .....
misafirliğe gidince zahmet ettin demek yok artık ......
gene gene gene kendimden bişeyler buldum çevremdeki arkadaşlara sitenizden ve birsen özkandan bahsetmeye başladım bile .....
eşimle birsen hanımın seminerlerine katılmak isterim sitesine baktım güncel bilgilere ulaşamadım?
elif
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Çocukların Tırnak Kesimi Ve Tırnak Batması

Sergimize Buyrun