Ekleyen : busra
Tarih : 2010.12.26 00:00:00
Bizden haberler

Allah Bütün Kullarını Çok Sever



"Ben Büşra, beni duyabiliyor musun bilmiyorum, şimdi gidiyorum. Gitmeden önce sana bir şey söylemek istiyorum. Allah bütün kullarını çok sever tamam mı?" dedim.

"Tamam." dedi

"Duymaz duymaz, hiç bir şeye tepki vermez" demişlerdi. Ölüm döşeğindeydi, neredeyse bir haftadır hiç konuşmuyordu.

O tamam deyince herkes şaşırdı, gözler yaşardı, yanına koştular. Tamam dedi konuştu diye sevindiler. Hatta ondan sonra biraz açıldı dediler.

Bana tamam dediği Perşembe sabahından iki gün sonra, dün Cumartesi sabahı vefat etti. Teyzemin eşi idi, kanserdi.

Ölüm haberini duyup gittiğimde, teyzem "Sana tamam dedikten sonra başka bir şey demedi" diye bana sarılıp ağladı.

Benim çok yakınım değildi, çok fazla gördüğüm bir insan değildi. Belki senede birkaç kez görürdüm. Yakınlarının sesine tepki vermezken, benim cümleme tamam demesi bence benimle değil, söylediğim şeyle ilgiliydi.

O sırada onun en çok ihtiyacı olan şeyi söylemiştim. Bu dünyada bir kelime daha kullanmak için kalan son gücünü, sevildiğini hissetmek için tamam diyerek kullanmıştı.

Cansız bedeni odanın ortasında üstü örtülü yatarken başında 1 saat kadar bulundum. İnsanın hayatı yaşarken sevgiye, kabul görmeye, değer görmeye ne kadar ihtiyacı varsa; ölüme giderken bin kat daha fazla ihtiyacı olduğunu düşündüm durdum.

İnsan ölüme giderken arkasından ağlayanların ve yakınlarının sevgisi , neresi olduğunu bilmediği, ilk defa gideceği bir yerde çok işe yaramıyordu.

Gittiği yerdekilerin sevgisine daha çok ihtiyacı vardı.

Tam hava kararmak üzere iken toprağa konuldu. Çam ağaçlarının arasından görünen akşam loşluğu, zifiri ve yakıcı karanlığa dönerken, üzerine topraklar atılıyordu. O sırada uğultulu ve şiddetli bir rüzgar çıktı.

İçimde ince ince ilmekler koptu sanki. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Yeryüzünde nefes alan her insanın bir gün düşeceği bu durum ne kadar hayret vericiydi.

Kalbimdeki acıyı teskin etmek için "Allahuekber" dedim. İnsanın aklını donduran kalbini inleten manzaralar ancak Allah'ın büyüklüğünü anarak katlanılır hale geliyordu. Allahuekber kelimesinin, her kalbin ihtiyacı olan bu manayı düşünmeden ve düşündürmeden, bir takım taraftarı gibi görünen holiganlar tarafından sloganlaştırılmış olmasına da esef ederek söyledim..

Mezarlıktan ayrıldık.

....................

Sonra halime şükrettim. İyi ki dedim, ölümün yok oluş ve bitiş olmadığını bilenlerdenim.

Anne karnından çıkan bir bebeğin yepyeni bir aleme doğduğu gibi, ölümün başka bir alemde doğuş olduğunu düşünebiliyorum.

Bunları bilmeme rağmen bu kadar acı çekiyorsam, kim bilir ölümün yok oluş olduğunu düşünenler ne çok acı çekiyordur.

Ve iyi ki, enişteme dediğim gibi Allah'ın bütün kullarını çok sevdiğini hissedebiliyorum...

Allah kullarını sevmese meyvelerin tadı bu kadar güzel olur muydu?

Çiçeklerin şekilleri böyle ilginç böyle farklı, kokuları böyle harika olur muydu?

İnsanoğlunun kirli elinin karışmadığı her yerdeki dağ deniz manzarası böyle eşsiz olur muydu?

Tatlarla kokularla manzaralarla bize böyle tebessüm eden Yaratıcı'nın bizi sevmemesine imkan var mı?

Ve bizi böyle seven ve kendini sevdiren bir Yaratıcı ölümle bizi hiçliğe atar mı?

Aynı soruları, cevabını bildiğim halde kendime tekrar tekrar soruyorum son 3-4 gündür. Çünkü cevapları tekrar tekrar duymak istiyorum. Çünkü herkes gibi benim de Allah'ın sevgisine, merhametine, anne gibi kuşatmasına, korumasına, rahmetine ihtiyacım var.

Şimdi daha çok inanıyorum.

Kainattaki bin bir çeşit sayısız eşsiz eseriyle bizi ne çok sevdiğini gösteren bir Yaratıcı, bizi ölümle hiçliğe atmaz.

Amenna.

Bu yazı 1063 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2010.12.27 tarihinde dedi ki :
o sizin hayat görüşünüz önce bunu belirteyim.kendi sınırlarınızla başka hayatları anlamayabilirsiniz ama yargılayamazsınız .kendinize teselli yapabilirsiniz ama aşağılayamazsınız.sitenizi yeni takip eden biriydim.tabii ki takip ed,ip etmemekte benim özgürlüğüm
menekşe
busra 2010.12.27 tarihinde dedi ki :
Başınız sağolsun Büşra Hanım.Ne güzel Allah sizi vesile kılarak kendi sevgisini iletmiş.İnsan ölüme yakınken Allah tarafından sevildiğini bilmesi mutlaka her ilaçtan daha tesirlidir.Aslında yaşayanlara da sık sık söylemek lazım.Malesef azalsa da hala çocuklara bile Allah cezalandırır denilerek ibadetler öğretiliyor.Ya da insanlar günahlarından dolayı dışlanıyor.Oysa Allah belki de affedecek.Muhabbetle...

Teşekkür ederim.
hilal
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Serter özel bir ekip kurmalarına karşın ödevi yapamadıklarını anlatırken, görüşmeler sürerken sözkonusu ödevi veren öğretmen ile görüşen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, "Moralinizi bozmak gibi olmasın ama 1. sınıf öğrencilerinin tamamı ödevi başarıyla tam olara yapmışlar" bilgisini verdi. Bunun üzerine İnce, Çubukçu'ya "Sayın Bakan, YÖK Başkanı ile birlikte 1 saat içinde o ödevi yapın, bütün eleştirilerimi geri alıp, Genel Kurul'u terk edeceğim" sözü verdi. Ancak Çubukçu, hayatındaki tüm sınavlardan başarıyla geçtiğini belirterek İnce'nin bu önerisini duymazdan geldi.

Vatan Gazetesi'nin haberine göre, Nur Serter (CHP): Sayın Bakana ve bazı milletvekillerine dağıtmış olduğumuz ilkokul 1. sınıftaki bir öğrenciye verilen bir performans görevi... Bu görevi ben şahsen yapamadım. Bilemiyorum, Sayın Bakan siz yapmayı başardınız mı? Ama biz bir ekip olarak bu görevle ilgili çalıştık. Öğrenci sadece 1. sınıfta; 6 sesli, 6 sessiz harf öğrenmiş; daha okuma yazmayı bilmiyor. Bu 12 harften 5 tane anlamlı cümle oluşturacak. Bu 5 anlamlı cümlenin bir konu bütünlüğü olacak ve 5 anlamlı cümleden dört tane metin oluşturulacak...

Zaten bu ödev de öğrenciye değil, veliye verilmiş. "Sayın veli" diyor görevi veren öğretmenler "Performans görevin için yapacaklarını öğrencimize okumanız önemlidir." Yani görev kiminmiş? Velininmiş. Böyle bir eğitim anlayışıyla öğrencinin nasıl bir özgüven kaybı yaşayacağı ve eğitimden nasıl uzaklaşacağı konusunda bir örnek olması nedeniyle, bilmediğini düşünerek Sayın Bakanımıza bu konuyu aktardım ve gerçekten merak ediyorum, bu ödevi bu Mecliste yapabilecek kaç kişi acaba çıkacaktır.

Nimet Çubukçu (Milli Eğitim Bakanı): Fatma Nur Serter Hanım'ın ve Muharrem İnce Bey'in dile getirdiği bir ödev, ilkokul birinci sınıf performans ödevine ilişkinÖ Gölbaşı Şehit Göçer İlköğretim Okulunda verilmiş performans ödevini ben yapamadım", yani Sayın Serter "Ben de yapamadım" dedi... Okuldaki öğretmenimizden bilgi aldık, bu konuda bu soru yardımcı kaynak kullanılarak verilmiş bir performans ödevi. Ama ben her şeye rağmen merak ettim, birinci sınıflarda uygulanmış, dört şubede 120 öğrenci öğrenim görüyor, bütün öğrenciler bu ödevi doğru olarak anlamış ve yapmışlar.

Muharrem İnce (CHP): İnanıyor musunuz? Aileleri yaptı Sayın Bakan.

Çubukçu: Sizin moralinizi bozmak gibi olmasın ama Sayın İnce, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin hepsi bu ödevi tam olarak yapabilmişler.

İnce: Siz yapın bunu, bir saat içinde siz yapın, bütün eleştirilerimi geri alacağım.

Çubukçu: Ben yaparım Sayın İnce.

İnce: Size 1 saat süre, siz YÖK Başkanıyla beraber yapın, eleştirilerimi geri alacağım.

Çubukçu: Ben üniversite sınavında dereceye girerek girdim. Sizin derecenizi merak ediyorum, burada paylaşırsanız. Dolayısıyla, ben gireceğim bütün sınavlara girdim, başarmamam gereken konuları da başardım.

İnce: Şimdi, elli yaşına yaklaştık, o performans ödevini bir saat içinde yaparsanız şu Genel Kurulu terk ederim, bir daha girmem, söz veriyorum.

Çubukçu: Şimdi, burada sınav başarılarını yarıştırmayalım.

İnce: Hayır, siz onu bir saatte yapın, terk edip gideceğim burayı.

İŞTE O ÖDEV

Bakan Çubukçu ile CHP'liler arasında tartışmalara yol açan "performans ödevi" şöyle: "Öncelikle verilen harfleri İnceleyiniz (e,l,a,t,i,n,o,r,m,u, k,ı,y,s). Her birinde 5" width="100"/>
İlkokul Ödevi Mecliste

Bowling