Ekleyen : busra
Tarih : 2011.01.03 00:00:00
Kadın dertleri

Depresyona Giren Zamane Kadınları ve Atalet



Şu iki insanın konuşmasını dinleyin, ikisi de erkek. Biri diğerine diyor ki, "babaannem habire depresyona giren zamane kadınlarını duyunca bizim zamanımızda kimse depresyona girmezdi" derdi. Bütün gün derede çamaşır yıkar, evde bulaşık yıkar, 5-6 çocuğa bakardık, akşam adam gelince bir de o döverdi (bence burası dövmekten değil de yatak odasından bahs ediyor), biz yine rahat rahat uyurduk, depresyona falan girmezdik diye anlatırmış babaanne.

Bunları konuşan 2 erkeğin konuşmasına şahit olup bana aktaran da eşim.

Doğru söylemiş babaanne dedim eşime.

O kadınlar o kadar işi yapıyormuş, o işleri yaparken sürekli nesnelere ve doğaya dokunup, gün içinde değişik bir sürü renk, bir sürü yer görüyorlarmış. Dereye gidip ellerini ayaklarını suya sokup negatif enerjilerini atıyorlarmış. Dereye giderken gelirken böcek, tavuk, balık, kedi, köpek, inek görüp onların hareketlerine tanık oluyorlarmış. Yemek yapacakları zaman ateş yakıyor, odun topluyorlarmış. Ateşin sıcaklığını ve rengini hissediyorlarmış. Sadece ateş yakmak için kömür almak için bile soğuk havada günde 3-4 kez dışarı çıkıp temiz hava alıp, soğuğun etkisiyle dinginleşiyorlarmış. Bahçeye bir dolu şey ekip onların şekilden şekilde girmesini, renklerini görebiliyorlarmış.

Ya biz. Kış günleri dışarıda bir işimiz programımız yoksa bütün gün hiç evden çıkmıyoruz. Soğuğu tatlı talı hissedip, içeri girip sıcağın ve ısınmanın tatlı tadını hissetmekten dahi mahrum oluyoruz. Dışarı çıksak çocuk üşür, çocuğu süslü püslü giydirme derdi var bir de. Tabi kendimizi de. Temiz hava almak, ortam değiştirmek, doğaya çıkmak bizim için lüks.

Renklerle ve nesnelerle etkileşime geçmek yerine, yeni bir şeylere dokunmak yerine evdeki aynı fayansları aynı koltukları aynı mutfağı aynı bilgisayarı görüp bıkmıyor muyuz? Bulaşık bile pek yıkamıyoruz makinalar sağolsun ellerimiz bol su yüzü görmüyor.

Sonuç, eski kadınların yaptığı işin onda birini yaptığımız halde onlardan daha yorgunuz. Bizdeki, bütün gün işleri yetiştirmeye çalışıp yaşanan tatlı fiziksel yorgunluk değil. Atalet yorgunluğu. Çünkü hayatımıza girip çıkan görüntüler, şekiller, renkler kokular, canlılar yok. Evde bir böcek gördük mü onu dahi incelemekten aciziz, ya çoğalırlarsa diye hemen öldürmemiz lazım. Kafamızda hep temizlikle ilgili kaygılar var. Pislik olmasın diye çiçek bile yetiştirmekten aciziz. Her gün baka baka sıkıldığımız o parkelerin fayansların halıların hatırına topraklı çiçekleri sevmiyoruz. Çocuk çiçeğin toprağını dağıtırsa toprağı tanımış olur,enerji akışı olur diye tabiki düşünmüyoruz. Halının kirleneceği aklımıza geliyor hemen.

Velhasıl, insanın dünyasında nesneler, kokular, tatlar, renkler, canlılar, yapılacak bir şeyler hakim değilse, tahta olumsuz düşünceler, kaygılar, endişelerin görüntüleri ve hayalleri oturuyor.

Zamane anneleri olan bizler eskilere göre çok az iş yaparak nasıl bu kadar yoruluyoruz şaşmıyorum.

Ataletin kendisi en büyük yorgunluk çünkü. Ataleti bir şey yapmamak olarak tanımlamıyorum. Çok iş yapıyoruz, ama ortamımız dar ve etkileşime geçtiğimiz eşyalar aynı. Hareket ve canlılıkla, kainattaki hayatla muhatap olmuyoruz. Günde 50-100 tane güzel duygu hissedebilecekken, 5-10 la kalıyoruz. Duygularımız zenginleşmiyor.

Ataleti böyle tanımlıyorum: Varlıklardaki hayatla muhatap olamamak. Hayatsız ve hareketsiz bir ev ve o evin içindeki eşyalarla muhatabız.

Canlılık ve hayatı izleyip, canlanmak, duygu zenginliği yaşamak, ataletten kurtulmak dileği ve duasıyla..

* Gerçekten büyük acılar yaşayıp, insanlardan çekip depresyona girenleri bu yazıda anlattıklarımdan tenzih eerim. Yazıda onlardan bahs etmediğim açık sanırım.

Bu yazı 1313 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2011.03.10 tarihinde dedi ki :
sevgili betül, yorumunuz içimi ferahlattı. umarım sizin de site sayesinde ferahlamanız devam eder. kolaylıklar dilerim.
büşra k.
busra 2011.03.10 tarihinde dedi ki :
Bebeğim doğduğunda inanılmaz bi bunalım içinde buldum kendimi. Bağımlı olmaya hazır değildim. Zaten hayatımın ondan önceki kısmı da pek iç açıcı değildi ya neyse.. Bi süre sonra sitenizi buldum. Kendimi bir hiç gibi hissederken bi anda herşeyi yapabilirmişim gibi geliyo. İnşallah bunu devam ettirebilirim. Çok teşekkür ederim.
Betül
busra 2011.01.20 tarihinde dedi ki :
ben şuanda almanyadayım,almanların meşhur bi sözü var,kötü hava yoktur kötü giyinmiş insan vardır.bi defasında annemi aradım,dışardayız geziyoruz fln diye,oralar kar buz değilmi ne geziyosun çocuk hasta olur dedi.bende almanyada havanın düzelmesini beklersen hiç dışarı çıkamazsın dedim.almanların kış için ve yağmurlu havalar için özel kıyafetleri var giy çık,çocuklar içinde öyle.zaten burda 2-3 yaşında anaokuluna başlamak zorunda çocuklar,onları getirip götürürken mecburen annelerde çıkmış oluyo.diyorum almanlar işi biliyo annelere geç saate kadar yatma şansı vermiyo,9da kapılar kapanıyo,o saatten sonra çocuğunu veremezsin....daha depresyon fln olurmu,tabi burarada bol bol dua ve tebessüm,tüm sevdiklerimiz için...
rumeysa
busra 2011.01.16 tarihinde dedi ki :
Moskova'da yaşıyorum.Burada tüm okullarda -15 dereceye kadar çocuklar mutlaka 45 dk bahçede oynuyor.Hava nası olursa olsun mutlaka bebeklerde dışarıya çıkartılıyor.Artık biz de alıştık bu gün hava -10 derece olmasına rağmen 4,5 yaşında ve 7 aylık iki kızımla paten kaymaya gittik.Artık ben de hava durumuna çok bakmadan çocukları temiz hava almaya mutlaka çıkarıyorum.
derya
busra 2011.01.05 tarihinde dedi ki :
dışarıda işim olmasına rağmen hava soğuk olduğu için çıkmayı düşünmüyordum,şimdi bu yazı sanki içimi ısıttı...ey atalet çık içimden:)
sevgiyle
emina
busra 2011.01.03 tarihinde dedi ki :
merhaba büşra hn. öncelikle mutlu huzurlu sağlıklı seneler diliyorum sevdiklerinizle beraber....
gerçekten böyle üstümüzde bir atalet, heyecandan yoksun bir hayat...
kendi adıma hayatıma heyecan katmaya çalışanlardanım ama bu safhada doğada olmayı çok özlüyorum...kışı pek sevmem yani severim güzelliği başkadır ama eve kapanmak insanlarda depresif duygular uyandırıyor ya ondan sevmem...bahar geldiğinde çok mutlu olurum...kızım istesede her fırsatta parka çıksak diye hazırımdır:)
kızımı nisan-kasım ayları arasında muhakkak her gün hava almak için çıkarırım işim olsada yaparım çünkü banada iyi geliyor kızıma da....
kışın kapalı ortamlardan çok sıkılıyorum soğuk da olsa bir 10 dk açık havada olmak nefes almak beni iyi eder...avm leri hiç sevmem bi sürü insan kapalı yerde nefes bile alamıyorsun eve geldiğinde iyice yorgun olursun :(( oysa yaz öylemi...yazın sürekli dışarı faliyetlerini yaparız...
çalıştığım dönemde yazın çok mutsuz oluyordum sürekli kapalı ortamdasın yazın güzellliğini yaşayamıyorum diye üzülürdüm....
peki bu ataleti soğuk kış aylarında yenmek için ne yapmak lazım?
ben bügün arkadaşımla yürüyüşe çıkacaktım ama yağmur var diye gitmedim spor amaçlı yürüyüştü bizimki en az 40 dakika tabi...
dolayısıyla kış ister istemez bizi alıkoyuyor diye düşünüyorum...yoksa kendimizce uydurduğumuz bahaneler mi bunlar?

bilemiyorum. sanırım bu soruların kolay bir cevabı yok. düşüneceğim.
filiz demir
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Çiğ Brokoli Salatası

Oyun Grubumuzda İlk Gün