(Uzunca bir yazı olarak yazdığım aşağıdaki konunun konuşurken 5dk. sürmesi çok ilginç. Yazıya dökünce ne kadar çok gibi görünüyor.)
Çocuğa birşey öğretmek, yani anne baba yanımızı kullanmak için sorunsuz zamanları seçmek gerek. Sorunlu zamanlarda ise bir şey öğretmeyi bir yana bırakıp insan yanımızı göstermek gerek demiştik önceki yazılarda.
İnsan yanımız ne demek? Çocuklar da anababalar da, duyguları olan incinebilen, hassasiyetleri olan birer insan. Sorunlu zamanlarda hem kendi duygularımızı tespit edip çocuğa yansıttığımız ölçüde, hem de çocuğumuzun duygularını anlayabildiğimiz ölçüde iletişim kurabiliyoruz.
…………………………………………
Sorunsuz zaman- sorunlu zaman neydi?
Sorunlu zaman:
1. Sizin için sorun olup çocuk için sorun olmayan ya da
2. Çocuk için sorun olup sizin için sorun olmayanlar şeklinde ikiye ayırıyor EAE.
- Sizin için sorunlu zamana örnek: Çocuk dağıttığı oyuncakları toplamak istemiyor, bu sizin için sorun, çocuk için sorun yok (Çözüm olarak: Çocuğa ne yapması gerektiğini söylemeden bizi rahatsız eden duyguları göstermek için ben dili kullanıyoruz. Bir şey öğretmiyoruz.)
- Çocuk için sorunlu zaman- Çocuğun canı sıkılıyor, kendini kötü hissediyor, yapacak birşey bulamıyor. Çocuk için sorun var sizin için yok. ( Çocuğun duygularını anlayarak ona yansıtıyoruz, kendini kabul edilmiş hissedip kendi çözümünü bulması için rehberlik ediyoruz. Yani etkin dinliyoruz. Bir şey öğretmiyoruz, nasihat etmiyoruz.)
Hem çocuk hem de anababa için sorun olan durumlarda, her iki beceriyi (etkin dinleme ve ben dili) birlikte kullanmak gerekiyor elbette.
................................
Annelerin kaç kere söyledim hala aynı şeyi yapmaya devam ediyor şeklinde çok yaygın bir yakınması vardır. Çocuğu kaç kere uyardığınız o zamanlar, sorunlu zamanlar mıydı diye gözden geçirmek gerekir. Sorunsuz zamanda konuyu açmayı denediniz mi?
Çocuk bir yanlış yapınca doğrusunu öğretmek içimizden gelir, içimizden gelen güzeldir ama hemen o anda doğruyu öğretmeye çalışmak çoğu kez ters teper. Çocuk yanlışı yaparken ona doğruyu öğretmeye çalışmak, eğitim- öğretim için sorunlu zamanı seçmek demektir.
Bu durumla ilgili çok net bir örnek var zihnimde. Lise yıllarımdayken, annemin bana defalarca kızım kızartma yaparken çaydanlığı ocağın üstünden alıp kenara çeksene dediğini hatırlarım, çaydanlığa yağ sıçramasın diye. Onun bunu söylediği zamanlar hep benim kızartmayı yapmış, yağların da çaydanlığı kirletmiş olduğu anlar olurdu. Yani benim yanlışı yapmış olduğum, yaptığım yanlışın tüm açıklığıyla ortada olduğu an.
Ben o sırada yaptığım yanlış yüzünden suçluluk duygusu gibi olumsuz duygular yaşadığım için annemin söylediği "çaydanlığı uzağa çekmek" tedbirini hiçbir zaman öğrenemedim ya da öğrenmek istemedim. Sürekli duyduğum halde bir kulağımdan girer ötekinden çıkardı.
Annem bunun yerine ne yapabilirdi?
- Ben işe başlamadan önce söyleyebilirdi, ama her defasında kirli çaydanlıkla karşılaştığında uyarırdı bak geçen defa da söylemiştim, kaç kere söyledim yaklaşımıyla.
- Ya da benim yanlışım ortada değilken, diyelim kendisi çaydanlığı yıkayıp tertemiz yaptıktan sonra ortalıkta kızartma ve yağ izi kalmadığı bir zamanda, kızım kızartma yaparken çaydanlığı uzak bir yere koyuver yağ sıçramasın dese eminim bundan etkilenirdim.
Nedense insanlara hatalarını hep suç üstü durumda gözünün içine sokarak söylemeyi ve doğrusunu öğretmeyi doğru zannederiz. Ama YANLIŞ olduğunu ufak bir empati yaparak duygularınıza tasdik ettirebilirsiniz. Çok basit bir konuda bile olsa, biri sizi bir yanlışı yaptığınız zaman uyarsa içten içe kızmaz mısınız? Diyelim siz çamaşır asarken eşiniz, komşunuz, bir akrabanız vs. daha iyi bilen biri yanınıza geldi dedi ki , çamaşırlar daha iyi kuruması için bu şekilde asılır dedi. Sizin yaptığınızın eksik hatalı her neyse yanlış olduğunu ima etti, eften püften bir konuda bile olsa böyle durumlarda yoğun olumsuz duygular yaşarsınız.
Konuşan kişi hatanızı ne kadar kibar bir dille söylerse söylesin durum çok değişmez. Güzellikle söyledim, kızmadım bağırmadım ama yine anlamadı yakınmaları sorunlu zamanda yaptığınız kibar konuşmaların sonuçları olabilir.
………………………………………….
Sözün kısası, çocuğun bir yanlışını gördünüz; düzeltmeyin doğrusunu söylemeyin. Zihninize kayıt edin. Uygun zamanın yani sorunsuz zamanın gelmesi için bekleyin. Sorunsuz zamanda eğitim- öğretim yapın.
Çocuğunuz ayakkabısını dışarıda bırakmışken, ona ayakkabılarını kendisinin içeri almasının doğru olduğuyla ilgili öğütler vermek, eğitim için sorunlu zamanı seçmek olur. Bunun yerine evden çıkarken söyleyebilirsiniz, ya da çocukla aranızın iyi olduğu herhangi bir zamanda.
Ya da ödevini yapmayan çocuğa, tam ödevi yapmadığı o anda ödev yapmanın önemiyle ilgili, ödevini yapması gerektiğiyle ilgili birşeyler anlatmanız hiç bir işe yaramaz. Çocukla ödev konusunun hiç gündemde olmadığı sorunsuz zamanınızda konuyu açmalısınız, belki de aile toplantısı yaparken.
Sorunun varlığı anında, bir şey öğretmeyin, gerekiyorsa duygular üzerine yoğunlaşın. Rahatsızlığınızı göstermeniz gerekiyorsa duygularınızı iletin ya da sorun çocuğunsa çocuğun rahatsızlığını yani duygularını anlamaya çalışın.
............................................
Sorunlu- sorunsuz zaman ayrımını bilmek, çıkabilecek sorunları öngörmeye ve değişiklikleri önceden planlamaya da yarıyor. Yani bir anlamda ferasetiniz gelişiyor. Yakında yaşadığımız bir örnek:
Çocukların ikisinin de yatakları pencere kenarında, yatak başlıklarını sevmediğim için almamıştım. Gece uyurken kafaları pencere kenarında olduğu için aldığım tüm önlemlere rağmen pencereden gelen soğuktan üşüyorlardı. Kendi kendime yatağın diğer tarafına yatsınlar, kafalarını ters tarafa koysunlar diye karar verdim. Çocukları yatırırken söylerim, yastıkların yönünü değiştiririm diye düşündüm.
Bir an aklıma geldi, çocuklar tam yatmaya hazırlanırken, uykuları gelmiş kafalarını yastığa koyacakları an hayır yastıkları bu gece bu tarafa koyacağım pencereden soğuk geliyor desem "sorunlu zaman" oluşturmuş olacağım. Çünkü onların 1 dk. sonrası için kurdukları güzel hayali bozmuş olacağım, o güzel hayale yanlış diyeceğim, ve hayır soğuk gelmez hayır böyle yatmak istiyoruz bu tarafta diye inatlaşacaklar. Ya ikna etmeye uğraşacağım, ya da tamam sizin dediğiniz olsun diyeceğim belki ondan sonraki geceler de kabul etmeyecekler inatlaşmış oldukları için. Ya da bunun gibi kötü başka ihtimaller denemek gerekecek..
Yatma anını beklemek yerine akşam yemeğinde söyledim. Çocuklar bu gece yatarken yastıklarınızı pencere kenarına değil de diğer tarafa koyalım, aldığım tüm önlemlere rağmen pencereden soğuk geliyor, üşüyeceksiniz diye korkuyorum dedim. Tamam dediler. Yatma zamanı geldiğinde zaten biliyorlardı, kendileri koydular yastıkları ters tarafa.
..................................
Kolay gelsin. Sevgilerimle.
Bu yazı 1852 kez gösterilmiştir.