Ekleyen : busra
Tarih : 2011.01.26 00:00:00
Evdeki huzur

Anne Kuzusu Erkekler Evlendiğinde...



Annesinin paşa oğlu, üniversiteyi bitirip işe girmiş, "sabah git akşam gel" mesaisine başlamıştır. Sabahın köründe evladının yollara koyulması annenin ciğerini parçalar. Mümkün olsa oğlunun yerine işe kendisi gitmeye hazırdır.

Anneciği paşa oğlunu evlendirmek için gelin adayı aramaya başlar, bir yanı huzursuz. Oğulcuğunu "elin kızına" nasıl teslim edecektir? Kendi gibi, ona gül gibi "bakacak", oğulcuğuna layık kız var mıdır? Onun sevdiği yemekleri yapabilecek midir mesela? Üşüdüğünde üstünü örtecek, hastalandığında nane limon kaynatacak mıdır?

Anne, eş dost gezmelerinde bekâr kızları süzüm süzüm süzer. El maharetleri, giyim kuşamları nasıldır, temizler midir paklar mıdır? Hizmetleri iyi midir? Çayı bittiğinde hemen dolduruyorlar mıdır, yoksa boş bardak uzun bir süre onlara "biri fark etse de doldursa" der gibi mi bakmaktadır? Envai çeşit börek, poğaça, kurabiye tam kıvamında mı pişmiş, yoksa altı siyaha mı kesmiştir?

Anne, oğluna bir eş, hayat arkadaşı, yoldaş, "kalbine mukabil bir kalp" aramamaktadır. Anne oğluna "hizmetçi" aramaktadır...

Anne başkaca bir kadınlığı bilmemektedir.

Nihayet bir kızı gözüne kestirir. Oğulcuğuna, paşasına "layık gördüğü" kız pek maharetli, pek güzeldir, üstelik iş güç sahibidir. Uzunca bir süredir, "çalışan bir gelin" fikri zaten hayallerini süslemektedir. Kurum kurum kurularak, "Gelinim şu işi yapıyor" diyebilecektir. Oğlununkinden daha aşağı derece bir işi olması ayrıca yüreğine su serper. Sorup soruşturur: İsteyeni falan var mıdır? Gelen haberlere pek sevinir; yoktur.

Annenin başından kaynar sular dökülür. Paşa oğlu âşık olmuş, gönlünü bir kıza kaptırmış, evlenmek istemektedir. Anne ağlayıp sızlar. Niyeyse, özellikle oğluyla yan yana olduklarında daha çok ağlayası tutar.

Altı ay sonra oğlu, "Ayrıldık" diye müjdeli haberi verir. Anne biraz üzülmüş gibi yapsa da koçlar kurbanlar kestirmek ister. Birkaç gün geçince beğendiği kızdan, oğluna bahseder. Oğlu "Olur" der. Kızla tanışırlar. Her ikisi de birbirinden hoşlanır. Dünyalar annenin olur.

İstemeydi, nişandı derken düğün dernek kurulur, oğlunu "evlendirir". Balayı biter. Her açıdan...

"Şımartılmış çocuk narsisizmi"yle büyütülen erkek evlendiğinde, annesinin evindeki paşa hayatının aynısının devam edeceğini, karısının annesi gibi davranacağını vehmeder.

Kendisi gibi işten gelen karısı mutfakta, o ise bilgisayar başındadır. Karısı yemeği yapar, sofrayı kurar. Yemeklerini yerlerken, karısının konuşma, dertleşme ihtiyacını anlayamaz. Ev cenaze evini andırır. Karısının sorduğu soruları duymazlıktan gelir veya geçiştirir.

Yemek biter. Masadan bir tabağı kaldırmak adamın aklının ucundan bile geçmez. Hayatında bir kere bile yaptığı bir şey değildir bu. Karısı böyle bir şeyi nasıl talep eder?

Adam şaşkındır. Bildiği, gördüğü, tanıdığı kadın değildir karşısındaki. Fena halde yanıldığı şeyse artık evli olduğu, karşısındakinin de annesi değil, karısı olduğudur. Artık sorumlulukları vardır. Artık çocuk değildir, çocukları vardır ya da olacaktır. Artık ödenmesi gereken faturalar vardır.

Karısı bir gün hastalanır. Bekler ki kocası, "Karıcığım seni doktora götüreyim." desin. Boşuna bekler. Kocasının hatırına bile gelmez bu. Doktora kendi gider. Daha da yıkılır; adam arayıp sormaz bile "Neyin varmış?" diye.

Kadının istediği, beklediği, umut ettiği evlilik, erkek bu değildir. Erkek onun için sorumluluk sahibi demektir. Koruyan, kollayandır. Dert ortağıdır. Teselli edendir.

Adam her gün eve gelir ve gider. Hizmet bekler. Bütün bellediği görevi ve sorumluluğu sanki sadece eve para getirmektir. Bunun dışında her şey ona yabancıdır. Karısına sarılmaz. Hal hatır sormaz. İçini ona açmaz.

Annesi bir soru sorup da cevap vermediğinde, karısının da annesi gibi susmasını bekler. Karısı bir daha sorar. Adam susar. Kadın bir daha dener. Adam yine susar. Kadın soruyu değiştirip bir kere daha sorar. Adam bir kadınla konuşmaya, dertleşmeye hem alışık değildir hem de kadın onun için böyle bir varlık değildir.

Adam bütün hayatı boyu hep almıştır. Bir ilişkide vermenin ne olduğunu bilmemektedir.

Adam hayattaki çok kıymetli bir şeyi kaçırmaktadır: "İlişki"yi. Bir kadına bağlanmayı, ona kendini teslim edebilmeyi, ebedî hayat yolunda "arkadaşlık" kurabilmeyi.

Kadın, istediğinin eve sadece "para getiren", "kendini dışarıda bırakan bir erkek" olmadığını bilmektedir. Adamsa para kazanmaktan başka bir şey bilmemektedir.

Adamın içi bomboştur.

Kadın, bir ömür boyu kocasını değiştirmeye çalışacak, çok yorulacaktır.

Mustafa Ulusoy

Bu yazı 1520 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2011.02.07 tarihinde dedi ki :
erkek annesi tamlaması sizi neden bu kadar rahatsız etti anlamadım. ben sizin söylemek istediğinizden farklı birşey düşünmüyorum. erkek annelerine çok görev düşüyor derken, cinsiyet ayrımı yaptığımı zannetmiyorum. zira erkeklerin daha üstün olduğunu ima edecek hiçbirşey yazmadım, bilakis zaten buna tamamen karşı ve eşitlik yanlısıyım. erkek çocuklarını yetiştiren kişileri kastederken "erkek anneleri" dedim, çünkü asıl onların bu işi yaparken sırf cinsiyetinden dolayı egosu şişik bireyler yetiştirmemesinin gerekliliğini vurgulamak istedim. bilmeden bir hassasiyetinize dokunduysam kusura bakmayın, son iki cümlenize de yürekten katılıyorum.
annekaleminden
busra 2011.02.07 tarihinde dedi ki :
Erkek annesi de ne demek?Anne sadece annedir. Erkek, kiz, zenci, beyaz farketmez. Cinsiyetci yaklasimi birakalim derken bile ayrimciyiz. Ne komik. Errkegi simartma egilimimiz var dikkat diyoruz! Bebegi simartmak demiyoruz da. Bir anne benim oglum cok temiz bulasik yikar ve evi toplar , toz almaktan hoslanir , asure ve tarhana yapar, borekleri lezzetlidir diye ovunmek istemez. Kizinini da yuceltmek icin erkek gibidir benim kizim der. Kultur, din, orf adet tore boyle. Ne yazik ki:((( Bebislerimizi bagimsiz bireyler olarak yetistirmek olsun amacimiz. Kendine yeten, baskalarini uzmeyen mutlu iinsanlar olsunlar.
anne
busra 2011.01.27 tarihinde dedi ki :
erkek annelerine çok görev düşüyor, bu döngü bir yerde kırılacak, bu kadınların elinde, hem gelin, hem anne olan biziz ve bizden başkası bu kısıdöngüyü yok edemez! annekaleminden.blogspot.com/
anne kaleminden
busra 2011.01.26 tarihinde dedi ki :
Bu ne kadar güzel bir yazı. Ne kadar gerçekçi. Kendimden çok şey buldum. Bir kitaptan mı acaba? Kitapsa almak isterim çok. Ve bu yazının devamını da merakla bekliyorum.
Yasemin
busra 2011.01.26 tarihinde dedi ki :
bu kadar boş olmasada çoğu erkekler buna benzer davranışlar sergiliyorlar malesef...belki yetiştiriliş biçimi belki işlerine öyle geliyor belki evlilik sorumluluğu fazla geliyor, elini taşın altına sokmaya üşeniyor, ileride çocuğu olduğunda da aynı adam tüm sorumluluğu anneye bırakacak yani yalnız bırakacak....aslı kadınlar eşlerini değiştirmeye çalışırken iyice düşünmeli....bir insan birazcık değişim gösterebilir ama kökten değişmesi mümkün değil hiç kimse bunu yapamaz...dolayısıyla değiştirmek yerine başka yollar aramalı kendini yıpratmamalı...allah herkese paylaşan, paylaşımcı eş nasip etsin diyelim:)
filiz demir
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Gardiyan Çocukları Hâkim Olmak İstiyor

Anne Kuzusu Erkek Yetiştirmek