Ekleyen : busra
Tarih : 2011.02.11 00:00:00
Merak ettikleriniz

Çocuğun Her Dediğini Yapma Korkusu



İki gün önce oyun grubundaki annelerden bir arkadaş, çocuğun her dediğini yapmakla ilgili bir soru sordu.

Yakın bir akrabalarının evlerinde gece yatıya kaldıklarında kızı gece uyanıp çok ağlamış, (yabancı bir evde kaldıkları için çocuğun uyku düzeninin değişmesinin de etkisi varmış) kendisi de çocuğu yatıştırmak için çocuğun isteklerini yerine getirmeye çalışmış.

Ev sakinleri olan insanlar çocuğun her dediğini yapma böyle diye tepki göstermişler. Ne yapmalıyım diye bir soru sordu.

Anababaların çok büyük kaygısı bu konu. Cevapları maddeledim ki her bir maddeye ayrı dikkat edebilelim.

1.

Çocuğun her isteğini yapmak elbette çocuğa ve size iyilik getirmez. Her çikolata istediğinde hemen vermek, her oyun oynama isteğinde hemen oynamak gibi. Aslında çocuğun böyle her bir isteğini yapan ana baba yoktur diye düşünüyorum.

Çocuğun her dediğini yapıyor diye nitelenen ana babalar, sorun anında çocuğu ikna etmeye çalışan anababalardır. Onu da yapayım sussun ağlamasın, şunu da yapayım dediğime gelsin diye düşünürler. Hatırlıyorum, oğlum küçükken banyo esnasında çok ağlardı; kayınvalidemin evinde çocuğu banyo yaptırmadan önce gönlü olsun diye isteklerini yapmaya çalışmıştık eşimle. Kayınvalidem her dediğini yapıyorsunuz diye bize çıkışmıştı. İlk çocuklarda daha çok yapılıyor ikna etmeye çalışma hatası.

İşin kötüsü çocuklar zaman içinde isteklerini yaptırmak için bu durumu kullanmayı öğreniyor, ikna olmuş gibi görünene kadar bir çok isteklerini yaptırıyorlar. Malesef bu siyaseti onlara biz öğretiyoruz..

Diyelim çocuğun kahvaltıda yumurta yemesini çok isteyince, hadi bak sana şunu vericem bunu vericemler başlar(ödüller), oynamak isterse oynamalar, normal zamanda izin vermeyeceğimiz şeylere izin vermekler başlar, daha toleranslı oluruz. İşte tüm bunlar hem çocukla iletişimimize hem de kendi ruh sağlığımıza zarar veren ikna çalışmalarıdır. O kadar uğraştan sonra çocuk kendi isteklerini yaptırıp yumurtayı çoğu kez yemez. Sonuç alınmadığı gibi çocuğun kazandığı, annenin yenik duruma düştüğü bir tablo oluşur. Annenin sabır kuvveti azalır.

Anneler kendilerini böyle aciz durumda bıraktığı halde niye hep ikna yolunu denerler? Bence çevrenin baskısıyla oluşan iyi anne olma kaygısından ve başka yol bilmediklerinden. Özellikle de ilk çocuklarda. "Çocuğun yumurta yemesi lazım" demişse eş, dost, bir bilir kişi, annenin kafasına hedef olarak kazınmıştır bu. Dün yemedi bugün bari yesin diye çabalar durur.  (Bu anneler iyi anne olmanın çocuğa yumurta yedirmekle veya kilolu çocuk haline getirmekle değil, mutlu çocuk yetiştirmekle olduğunu sürekli kendilerine hatırlatmalı. Zayıf olduğu halde sağlıklıdır çocukların neredeyse tamamı, ama kilo görmeyince çocuğu hastalıklı zanneden hastalıklı bakış açısına sahip insanlar çok. Ve aslında zorlamazsak çocukların büyük çoğunluğu yumurtayı sever.)

2.


Neyse, soruyu soran kişinin yaşadığı duruma dönerek cevap aramaya çalışalım. Gece misafirlikte ağlayan çocuğa ne denebilir? Öncelikle çocuğa dokunarak, başını okşayarak sakin ve şefkatli konuşmaya çalışmalı.

- "Yavrum belli ki senin canın birşeye sıkılmış, o yüzden ağlıyorsun anlıyorum. (Bunun gibi anladığınızı söyleyen cümleler devam edince diyaloğun devamında çocuk kendisini rahatsız eden şeyi size anlatabilir.) Biliyorsun kendi evimizde değiliz, senin ağlama sesinden ev sakinlerinin rahatsız olmasından korkuyorum. "

Yavrum belli ki senin canın birşeye sıkılmış, o yüzden ağlıyorsun anlıyorum. = etkin dinlemek, çocuğun duygularını kabul etmek.

Biliyorsun kendi evimizde değiliz, senin ağlama sesinden ev sakinlerinin uyanıp rahatsız olmasından korkuyorum. = ben dili ile duygularımızı ifade etmek

Aslında dönüp dolaşıp tüm yazılarda aynı şeye temas ediyoruz. Çocuğun duygularını anlayıp, kendi duygularımızı ifade etmek. İnanın bu becerilere sahip olabilirsek, çocuklar sakinleşiyor çoğu durumda.

3.

Çocuk deli gibi ağlarken bu cümleleri duymaz diyenleriniz olabilir. En ufak birşeyde öfke nöbeti geçiren çocuklar (sınır konmamış çocuklar)hariç, normal bir çocuk birden deli gibi ağlamaya başlamaz. Ağlama yoğunluğu yavaş yavaş artar. Ağlamaya ilk başladığı anda bu cümleleri duyacak kadar sakin olabilir.

Anne, "ev sakinlerinin her dediğini yapma" demesine neden olacak birşeyler yaptı mı bilmiyorum. Çocuk su içmek istediyse, yatakta rahat edemeyip yatma yönünü değiştirdiyse (yabancı yerde rahat edememiş olabilir) bunun gibi küçük isteklerini yerine getirmek her dediğini yapmak değil diye düşünüyorum.

Tabi burada takındığımız üslup da önemli. Çocuk sussun diye çocuğun emrine amade bir halde isteklerini yerine getirmek var, ya da sakince "Peki susadıysan su getireyim ama  gecenin bu saatinde daha fazla rahatsız etmek istemiyorum kimseyi, suyunu içince ışığı kapatayım anlaştık mı?" gibi cümlelerle kararlı bir tutum sergilemek var.

4.

Çocuğun her istediğini yapan anne olmayayım kaygısıyla, çocuğun makul isteklerine bile hayır diyenler, çocuğa gereksiz yere sert çıkanlar da var. Kaygılarla nasıl baş edeceğimizi bilmeyince, daha da çok yanlış yapmaya sebep oluyor.

Sevgili anneler,  "Çocuğu ikna etmeye çalışan anne olmayayım" kaygısı taşıyın yeter. Çocuğu ikna etmeye, birşeye razı etmeye çalışmazsanız, her dediğini yapan durumuna da düşmezsiniz.

Çocuğun kimseye zararı olmayan isteklerini, müsaitseniz yapın. Her dediğini yapıyor muyum kaygısıyla vaz geçmeyin. Vazgeçecekseniz gerçek sebeplerden dolayı vazgeçin. Çocuk oyun oynamak ister uygunsanız oynarsınız, ama yorgunsanız başınız ağrıyorsa kendinizi zorlamanıza gerek yok, "bugün çok yorgunum, şu an başım ağrıyor" deyin.

Çocuğun makul isteklerini yapın deyince kendini bir yana bırakıp, çocuğun isteklerine adayanlar çıkabiliyor. Bu durum da hep çocuğun kazanması, annenin kaybetmesi demek olur.  

5.

Çocuğun isteklerini çocuk ağlayınca yapanlar var. Çocuğun istediği şeyi diyelim çikolatayı, hemen vermiyim biraz ağlarsa gerçekten istiyor demek ki o zaman veririm diye düşünüyorlar.  Annenin güvenilirliğini sarsan bu tutum, çocuğun istediğini yaptırmak için "ağlama davranaşını" bir alışkanlık olarak geliştirmesine neden oluyor.

Herhangi bir şeyi çocuğa verecekseniz, yapacakasanız en başta verin, en başta yapın, ağlattıktan sonra değil.  Başta vermeyi, kaybetmek ödün vermek olarak algılamayın. Başta değil, çocuk ağlayınca verirseniz kaybetmiş olursunuz, çocuk kazanır.

Çocuğa çikolayı vermeyecekseniz bunun nedenini ve belirlediğiniz kuralları çocuk bilmeli. Yalnız kuralları sorun anında değil, önceden sorun yaşanmadan önce, sorunsuz mutlu zamanlarda belirlemiş olmalısınız. 2 yaşındaki bir çocukla dahi basit kurallar belirleyebilirsiniz, çikolatalar yemekten sonra yenecek gibi. Anlamazlar sanıyoruz ama sorunsuz zamanda konuşursak inanın anlıyorlar.

6.

Kazan- kazan (Kaybeden yok) yöntemini hatırlarsanız, ne çocuğun ne de annenin kaybetmediği her iki tarafın kazandığı çözümlerden bahs edilmişti. Kazan- kazan mantığını oturtabilirsek, ödün vermek zorunda kaldığımız zaman dahi kazanabiliriz.

Çocuğa asla çikolata vermeyeceğiniz bir zaman, çok istisnai de olsa vermek zorunda kaldınız diyelim, "Tamam tamam senin dediğin olsun" diyerek PES etmiş ve kaybetmiş bir halde değil de, "Şimdilik senin dediğin olsun ama ben buna razı değilim, bu konuyu daha sonra konuşucaz" gibi bir açıklama ile kaybeden olmadığınızı çocuğa gösterebilirsiniz. "Kaybeden yok" hedefi çok yol gösterici.

Konunun bir çok yönüne değinmeye çalıştım. Umarım sorulara cevap olmuştur biraz.

Bu yazı 2558 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
busra 2011.02.25 tarihinde dedi ki :
iiiiiiiiiiiii güzelmiş
melda
busra 2011.02.17 tarihinde dedi ki :
Çocuklarımla 2 yıldır ben iletisini kullanarak diyalog kuruyorum.İlk günler ben iletilerini bulmakta zorlanıyordum.Artık bir yaşam biçimim oldu.Buna rağmen problemler çıkıyor fakat artık yorulmadan diyalog kurabiliyorum.Sizin de dediğiniz gibi ikna etmeye çalışmıyorum.Sadece onların anlayacağı bir şekilde durumu anlatıyorum.Başta kendi istediklerinin olması için diretseler de kararlı olduğumu görünce ısrar etmiyorlar.Ben de şartlar müsait olunca isteklerini yerine getirmeye söz veriyorum ve sözümü de mutlaka yerine getiriyorum.Sizden ve Birsen Hanımdan çok şey öğrendim.Çocuklarıyla problem yaşayan arkadaşlarıma sizin sitenizi ve Adem Güneş'in Burç FM deki Çocuk Deyip Geçmeyin programını tavsiye ediyorum.Çok memnun kaldıklarını söylüyorlar.İyi ki varsınız.Allah razı olsun.Selam ve dua ile..
hilal
busra 2011.02.17 tarihinde dedi ki :
Bu güzel bilgileri verdiğiniz için gerçekten çok tşk ederim. Benim sorunum 3,5 yaşındaki kızımın istekleri. Çalışan bir anneyim eve gittiğim anda istekleri başlıyor, ama bunlar çogu zaman saçma istekler oluyor mesela diğer odalardaki garip garip eşyaları istemek gibi, tabiki karşı çıkıyorum hyr diyorum ama saatlerce ağlıyor kesinlikle susmuyor, artık öyle bir halee geliyoruzki kafamız kaldırmadığı için istediğini yapmak zorunda kalıyoruz. Çünkü gerçekten ağlamasını kesmiyor :(
Bu konuda ne yapabilirim bilgilendirirseniz sevinirim.

Sitemizde sorunuza cevap olabilecek yazılara bakabilirsiniz. Sorunuzu soru cevap panosunda sorabilir, benzer sorulara verilen cevaplara göz atabilirsiniz.
Ayça
busra 2011.02.14 tarihinde dedi ki :
yazınız ıcın cok tesekkurler 16 aylık oglum var bazen bende cok zor durumda kalıp her ıstedıgını yapıyorum.bırde bı sorumolack her ıstedıgını yapmak cocuklarda ınatcılıga sebeb olurmu acaba.
cevabınız ıcın sımdıden tesekkur ederım...
ilknur
busra 2011.02.11 tarihinde dedi ki :
gerçekten çok güzel bir yazı . Kendimizi geliştirmeye ne kadar ihtiyacımız var aslında bilmediklerimiz o kadar çok ki her geçen gün anneliğime katkı sağladığın için saygılar.

"Başta değil, çocuk ağlayınca verirseniz kaybetmiş olursunuz, çocuk kazanır. "
hüsniye
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Defne'yi Hıncal'dan Daha İyi Bilen Birini Biliyorum

Kelimelerle Mi Konuşuruz Ses Tonumuzla Mı?