
Birsen Özkan'ın rehberliğinde devam eden grup çalışmamızda bugün 6. oturumu bitirdik.
Başladığımızdan beri bir çok kişi neler yapıyorsunuz, notlarınızı paylaşır mısın gibi şeyler söylüyor...
Ne diyeceğimi bilmiyorum. Yazsam zaten sitede Birsen Özkan'ın
ödülsüz cezasız çocuk yetiştirmek kategorisinde yazılı olan konuları yazacağım. Çünkü aynı konuları işliyoruz. Değişik birşey yazmayacağım.
Ve yazdıklarım yine "yazı" olacak. Tek taraflı olacak. Anlam ifade etse de, yüzyüze paylaşımın yanında sönük ve sanal kalacak.
Grupla birlikte yaptığımız oyunlar ve pratiklerle konuları iyice hazmetmenin ve yüzyüze paylaşımın etkisinin yanında, yazıların çook zayıf kaldığını anladım.
Gruptan önceki dönemde de hafta hafta Birsen Özkan'ın yazılarını okuyordum. Birsen Özkan'ın yazılarından önce de hep Gordon modelindeki konular üzerinde
notlar alıp yazıyordum. Gayret ve istek olsa o dönemlerde hiç anlamıyormuşum ya da çok küçük bir kırıntı anlıyormuşum diyebilirim :)
O yüzden aldığım sonuçlar da hep anlık oluyormuş ve davranış biçimi haline gelmiyormuş.
Hafta hafta, kademe kademe giderek, önce duyguları fark etmek, sonra kabulü yaşamak, sonra iletişim engellerini kaldırmaya çalışmak, sonra dinlemeyi öğrenmek... Yavaş yavaş iletişim inşa etmek çok farklı.
Grupla konuşarak onlara açılmak, onların paylaşımlarından bir şeyler çıkarmak. Farkındalıklarımız, değişmek için iç çekişlerimiz, itiraflarımız, pişmanlıklarımız.. Ortak dileklerimiz, empatilerimiz, temennilerimiz.. Yaşadığımız rahatlamayı ve güzel sonuçları birbirimizle paylaşırken yaşadığımız coşku, neşe.
Yazarak anlatamayacağım şeyler bunlar... Bazen diyorum bugün bunları bunları yaptık diye yazsam mı acaba. Sonra vazgeçiyorum.
Öyle işte..
Anlatılmaz yaşanır denilen cinsten...
.................
Bu arada yazılara zayıf dedik, sanal dedik tabi ama hakkını da yemeyelim yazıların :)
Gordon kitaplarını anlama çabası içinde notlar alıp yazılar yazmamın sonucunda, Birsen Özkan'la tanıştık ve böyle bir grup oluştu. (İnşallah annenotları sayesinde yenileri de oluşur ve daha bir çok anne baba iletişimin tadını alır.)
Yazılar en büyük vesile oldu yani :)
Ve söz uçar yazı kalır demişler ya, kayıt etmek açısından yazıların değeri elbette paha biçilmez.
Ve Gordon sadece eğitim verip, yazıya dökmeseydi bugün etkili iletişimi nereden bilebilirdik?
Yazı yüzyıllar sonraya kalabilir...
Neyse.. Yazılara iade-i itibar da yaptık :)
Şöyle bitirelim:
Okumak ya da yazmak, bizlerin farkındalık sağlamamız için ilk adım belki. Ama değişim için mutlaka reel dünyada, süreç isteyen gayret isteyen bir dönem geçirmek gerekiyor.
Sevgilerle.
Bu yazı 2701 kez gösterilmiştir.