
Sabah
Defne Joy'un annesinin haberini görünce içim burkuldu. Düşüncelere daldım.
Anneler gününün aslında hiç azımsanmayacak bir çok insan için kederli bir gün olduğunu düşündüm.
- Yaşlılık yaşlarına geldiği halde hiç çocuk sahibi olmayanlar için. Alt kattaki komşum gibi.
- Defne Joy'un annesi gibi evladını kaybetmişler için.
- Annesini kaybetmişler, özellikle küçük yaşta kaybetmişler için. Böyle bir arkadaşım vardı, rencide olmaması için anneler günüyle ilgili bir konu elbette hiç açmadım. Hayatının her anında anne eksikliğini zaten yaşıyor, anneler gününü de belki hep evde sessizlik ve suskunluk içinde geçiriyor. Hiç unutmadığı eksiklik duygusunu belki anneler günü daha çok hissediyor.
- Belki annesiyle arası iyi olmayanlar için. Hayatında bir kez bile annesinin anneler gününü kutlamak içinden gelmeyenler için.
Son şıktaki evlat tavrı size acımasızca gelebilir belki. Ne olursa olsun evlat anneyi sevmeli, anneler gününü kutlamalı diye düşünüyor olabilirsiniz. Çünkü her anne evladını sever, şüphesiz. İçten gelen bir şefkatle sever hem de. Ancak iyi niyet ve şefkat insana bazen çok yanlış şeyler de yaptırabilir.
Sabah gazetede okuduğum
bu yazının sonunda Gülay Göktürk, o doğal sevginin sürebilmesi için bilinçli bir ilişkiye dönüştürülmesi gerektiğine kısaca değinmiş.
"Sevginin, ana çocuk arasındaki doğal bağın çözülmesinden sonra da -borçluluk, minnet ve şefkat duygularını aşan bir biçimde- sürebilmesinin yolu, ilişkinin bilinçli ve seçilmiş bir ilişkiye dönüştürülmesi gibi görünüyor."
Sevgi ve şefkat bilinçli ve kontrollü verilmeyince, Rehnuma'nın
bu yazıda bahs ettiği, çocuğuna çok emek vermiş ama hayatnın son baharında yalnız kalmış anneler ortaya çıkıyor kanımca.
Tüm annelere sevgilerle.
Bu yazı 1934 kez gösterilmiştir.