Ekleyen : busra
Tarih : 2011.08.13 00:00:00
Kadın dertleri

5-10 Çeşitli İftar Davetleri Neye Davet Eder



Mükellef sofra dediğimiz çok çeşitli iftar davetleri çok konuşuluyor. Diyetisyeninden, köşe yazarına, bir çok alanında uzman kişi bu davetleri eleştiriyor.

İnternette davet sofralarının resimlerini görünce şöyle bir yutkunuyorum. Eleştirmek için söylemiyorum(onlar aşağıda gelecek) ilk istemsiz hissiyatım; insan bunları nasıl yetiştirir, yardımcısı olsa bile planlaması organizesi servisi bir dert, bunlara kafasını nasıl verir, bunlarla uğraşırken gün içinde başka neye vakit bulabilir sorularından oluşan büyük bir ağırlık, sıklet, kasvet, sıkıntı oluyor. Başkasının hazırladığı o sofra öyle büyük bir yük gibi geliyor ki anlatamam.

Sonra o sofraların başka sonuçlarını düşünüyorum. Böyle sofralar insanı neye davet eder ve neyi netice verir şöyle bir düşünmek isterseniz bakalım:

Bir kere çeşitli ve karışık yemek vücudun doymamasına ve gıdalanamamasına sebep oluyor. Misafirlerimize faydası değil zararı dokunuyor, aslında hayırlı bir iş yapalım derken biraz şerli bir iş oluyor davetimiz.

Çok ve çeşitli yiyen insanların kendilerini hep aç hissetmesi, böyle yapınca doyulmadığının pek sağlam ispatı bence. (Az çeşit değil de her şeyden bir ondan bir bundan yemek, her şeyin besin değerinden almaya sebep olur diye inandırılıyoruz). Midemiz öyle kompleks bir fabrika ki, karbonhidratı sindirecek enzim ayrı, hayvansal yağı sindirecek enzim ayrı, bitkisel yağı sindirecek enzim ayrı. Tatlıyı ayrı, salatayı yeşilliği ayrı, eti ayrı. Ve bu enzimlerin çoğunda, diğerinin işlevini yok edecek özellik var. Bazen iki şeyi bir arada yeyince birini sindirecek enzim diğerininkini yok ediyor, yemekler sindirilemiyor. Çok yeyince hissettiğimiz hazımsızlığın hatırlayın. Ve besinler sindirelemeyince, lazım olan halis gıda (proteinler, mineraller, vitaminler vs) kana karışmıyor, organlar aç kalıyor. Vücut açız sinyali veriyor, alarma geçiyor. Kişi açlık hissedince daha çok yiyor, her şeye saldırıyor. Bu saldırı daha da bir açlık hissetmesine sebep oluyor. Besinleri vucüda alıyor, depoluyor kilo olarak taşıyor, ama o besin vücuduna besin olamıyor. Ne kısır döngü ama.

Ve Ramazan’da 30 günlük dinlenmeye ayrılan mide fabrikası tam gündüz dinlemeye başlamışken, karmakarışık yenince akşam öyle bir patırtı kargaşa başlıyor ki, mide dinlendiğini anlayamıyor. Her sabah aslında 30 güren sürecek dinlenme sürecini baştan alıyor.

Çok çeşit içeren iftar davetleri, insanları neye davet ediyoruz vicdanımıza sormalı.

Sonra.

Oruç tutan bir insansak, Ramazan ayında Yaradan’ın bizden beklediği en büyük netice şükürdür, amiyane de olsa biliriz. Gündüzki açlık, nimetlerin kıymetini iliklerimize kadar hissettirmişken, iftarda bu açlığın tatlı bir toklukla giderilmesi gerçek bir minnetdarlık ve sükre sebep olabilir. Çok çeşit yenince ise dilin ucuyla söylenen bir şükürden sonra “of çok yedik, nasıl şiştim karnıma baksana, patlamak üzereyim, bende hazımsızlık problemi var Ramazan’da çok oluyor” gibi adeta nimetten şikayet eden oflayan puflayan bir “gerçek hissiyat” ortaya çıkıyor. Yemekler bize hala cazip görünürken yemeyi bırakabilsek, o nimetlerin değerini hiç düşürmeyen hissiyatımız duygulanımımız devam eder mi, eder. Aslında bırakmak için çok çaba harcamaya da gerek yok, bütün gün küçülen mide çok zorlamazsak almıyor. Ama zorlamayı alışkanlık haline getirmişsek canımız istiyor sanıyoruz. Bize rahatsızlık verene kadar o nimeti yiyince, nimet bizi rahatsız eden bir şeye dönüşüyor.

Çok çeşit içeren iftar davetleri, Yaradan’a gidecek gerçek minnetdarlık hislerine engel mi yardımcı mı yine vicdanımıza soralım. Ben böyle davetlerde maalesef ev sahibi çok uğraşmış çok teşekkür bekliyordur şimdi, o kadar yorulmuş uğraşmış diye düşünerek habire ona teşekkür etme kaygısı hissediyorum. Ya böyle dille ikide bir teşekkür ya da yaptıklarının hepsinden yiyerek “bak zahmetlerin boşa gitmedi” mesajı veren bir teşekkür gerekiyor.

Sonra, o yemekleri hazırlama yüküne gelelim. Sadece düşünme aşaması bile tereddütlü geçiyor. Karar verdikten sonra bütün günü hatta bir önceki günü kapsayan bir telaş. Hiç düşünür müsünüz bu süreçte neleri israf ediyoruz. Vaktimizi israf ediyoruz başta. Ramazan, aslında gündüz yemekten men ederek, gündüz yemeğe harcanan vakitleri sıfırlayan, zahmeti azaltan bir rahmetle geliyor. Vakte bereket geliyor, her şeye zaman kalıyor. İftar hazırlığı yapmaktan hiç bir şeye vaktin kalmaması diye bir Ramazan anlayışını biz türettik. Bir de, şu kadar günümü aldı ama yetiştirebildim diye sevinmek var!

2-3 gün süren yetiştirebilecek miyim kaygısıyla duyguları israf ediyoruz. O duygular kaygılar iftar davetlerimizi yetiştirmek olmasa neye kullanılırdı? Planlarımızı tamamlamaya kilitlenmiş, iftar davetimize odaklanmış birer zombi oluyoruz. Evet zombi.

Vücudumuzu ve gücümüzü israf ediyoruz. Hem bütün gün uğraş hem akşam servis için koştur. Hele çocuklu anneyseniz vay halinize. Gündüz biraz yoruldum ama misafirlerin beğendiğini görünce yorgunluğum gitti gibi cümleleri söylerken içten ve samimi olmak istiyoruz ama... Dinlenme, ibadet, huzur ve tefekkür için bize ayrılan bir ayda vücudumuz yorgunum, bitabım diye bağırıyorsa boşa değildir. Akşam yatağa yattığımızda kendimizi araba hurdalığındaki bir enkaz gibi hissediyorsak, ertesi gün topuklarımız yere basarken acıyorsa, kemiklerimizde dayak yemiş gibi bir ağrı varsa, rahmet ayında kendimize zulm etmiş değiliz de neyiz? Yaradan rahmet ediyor biz rahmeti zahmete çeviriyoruz.

Rahmeti yoğun olarak hissetmek için hediye edilen bir ayda zahmeti bu kadar yoğun hissederek Ramazan manasını da israf ediyor olabilir miyiz?

Çok çeşitli iftar davetleriyle kendimizi ve konuklarımızı neye davet ediyoruz gerçekten?

Biraz da hesap yapmak gerek. Bir çorba bir yemekten oluşan menüyle 10-15 çeşitlik menü arasındaki dağlar kadar farkı, her davet için ayrı hesap edin toplayın. Midemize, duygularımıza, vaktimize, Ramazanımıza zarar vererek o parayı harcamak zarar mı yarar mı? İsraf mı hayır mı? Bir de dünyanın bir yerlerinde açlıktan ölen insanların varlığını bilerek çeşitler hazırlamak daha incitici oluyor. Oraya yardım yapıyor olabilirsiniz, yardım yapıyoruz diye vicdanımız “hah şimdi o açları fazla düşünmeden çeşitler hazırlayabilirsin” belgesi almıyor ki… Yardım yapınca rahatsız olmama beklentisi içine mi girmeliyiz?

Oradan tartıyorum buradan düşünüyorum, Ramazan’da mükellef sofra hazırlamakta hiçbir hayır ve güzellik göremiyorum.

Biz kadınlarda, o güzel şeyi de yapayım, bunu da ikram edeyim, beğenilsin arzusu var anlıyorum. Ben de kadınım tabi ki anlıyorum. Ancak iftar daveti adetinin çıkış noktası; oruçlu insana yemek sunarak erişilecek müjde değil midir? Bu noktada niyetimizi sorgularsak bu açmazı geçebiliriz. Bu davetten alacağım netice; yemeklerim beğenilsin beğenilmesin, niyetime ve gayretime binaen verilecek. Ve bu benim sofram diye düşünüp, benim sofram farklı olsun, özel olsun, şu da olsun bu da olsun gibi heveslere kapılırsak kaptırıp gidiyoruz. Sofradaki nimetlerin hangisi bizim? Sofra bizim mi? Benim sofram değil, Rahman’ın nimetlerini O’nun kullarına sunduğum paylaştığım Rahman’ın sofrası olsun soframız.

Ve lütfen korkmayın. Az çeşit yapınca insanlar içinden kınar mı diye. İftara davet edilmiş aç insanlar kendilerini aciz hissettiklerinden insafsız olmuyorlar. İnsafsızlık güç ve kudret hissedenlerin işidir çoğu kez. Tam tersi ne iyi yapmışsın az yapmışsın, patlamadan rahatsız olmadan yedik diyorlar.

Ben bu Ramazan herkese, Portakalağacı Hatice bile az yapıyor diye örnek veriyorum. Yüzbinlere örnek olmak tebrik edilesi bir şey.

Herkese yemeklerle ilgili abartılı zahmetler olmadan, rahmetle dolu bir ay diliyorum. Dualarınızı beklerim.
Bu yazı 1056 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
seval 2011.08.15 tarihinde dedi ki :
evet söyledikleriniz çok doğru ama uygulama aşamasına gelşince zor oluyor
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Anlaşmalı Evlilik Mi? İğrenç!

Kolay Su Böreği Ve Baharatlı Pide