Su böreği tarifi verirken Elif Korkmazel’i izlediğimi yazmıştım ya. Kendisine en çok sorulan soru nasıl zayıfladın sorusuymuş. Ay lütfen her şeyi sorun ama artık nasıl zayıfladın diye sormayın bana diyor şakayla karışık. Maillerle filan herkes bunu soruyormuş. Evet eski hali gerçekten epey tombikti. Konunun ne kadar ilgi gördüğünü anlamış bir de kitap çıkarmayı düşünüyor galiba.
Bu konu her açıldığında, zayıflamaktan kolay ne var diye düşünüyorum. Bu zamanda zayıflama işi öyle bir sektör oldu ki, zayıflama ilaçlarından diyetisyenine bir çok insan bu sektörden para bile kazanıyor ne ilginç. Aslında insanların diyetisyene gitmesinin ve ilaçları kullanmasının nedeni, daha çok alışkanlıklarını değiştirmek için motive olamamak.
Bizim evde motive olmak için bir şeyi zararlı olduğunun bilinmesi, kilo yaptığının bilinmesi yetiyor. Mesela yemeğin üstüne çay içmek sindirime engeldir diye bir şey duyunca hemen uyguluyoruz. Yıllardır iftardan 1,5 saat sonra çay içiyoruz misafirimiz yoksa.(Yemeğin üstüne hemen çay içmek neredeyse kural olduğu için misafirimiz varken mecbur bunu uyguluyoruz) Doğruluğundan emin olduğumuz her şeyi, şişmanlıktan gerçekten aşırı derece korktuğumuz için ve sağlıklı beslenme konusunda çok çok hassas olduğumuz için “olmaz canım, insanın canı iftardan sonra hemen çay istiyor, hararet basıyor” gibi bir laf geçmiyor. Ya da, “Ama o malzemeden katınca yemeğin lezzeti çok güzel oluyor” gibi bir bahane, malzeme zararlıysa, bizim paradigmalarımıza göre çok saçma kaçıyor.
Motivasyon işini halletmek için, bahanelere prim vermeyi önleyecek gerçek istekler olmalı. Hayaller hedefler olmalı. Şöyle zayıflayacağım, şu kiloda olacağım gibi. Ondan sonra bence gerisi çok kolay. Sürekli ağza bir şeyler götürme alışkanlığını bırakırsanız, hafif yemek/ ağır yemek, az yemek/ çok yemek değil işin püf noktası. Zaten sürekli ağzınıza bir şey götürme alışkanlığını bırakamazsanız zayıflasanız bile diyeti bırakınca o kiloları tekrar alıyorsunuz.
Bir yakınım var oldukça şişman, ben kendimi bildim bileli diyet yapıyor diyor çevresindeki herkes ama bir türlü zayıflayamıyor. Tanıdığım böyle çok insan var, az yiyoruz yine de zayıflayamıyoruz diye yakınıyorlar.. Yine çok tanıdığım insan var, yemekte gayet güzel yiyorlar ama zayıflar. Hemen metabolizma yakıyor, bünye tutmuyor falan yorumları yapılıyor böyle insanlar için. Peki bir insanda metabolizmanın yakmasının, ötekinde yakmamasının nedeni yok mu?
Benim gördüğüm o ki, sürekli ağızlarına bir şeyler götürmek isteyen insanlar, yani sürekli bir şeyler yemeye “aç” insanların metabolizmaları ağır çalışıyor. Bunu anlamak hiç zor değil. Yavaş yavaş çalışan öğütme makinası gibi bir şey hayal edin, 2 saat içinde öğütüyor olsun. İçine habire bir şeyler giren mi hızlı ve sağlıklı çalışır. Sadece 2 saatin başında içine bir şeyler giren mi diye kendinize bir sorun.
Bazı hanımlar görüyorum. Yemek yaparken sürekli yemeklerden ağzına götürüyor. Biraz o dolmadan, şu börekten. Daha sofraya oturmadan mide yarı doyuyor ve 20 dk geçmişse sindirime başlıyor. Sonra sofraya oturunca bir daha yenmeye başlıyor. Öğütme makinası işine yeni başlamışken ikinci parti yiyecek geliyor.
Ağzımız ve midemiz çöplük gibi sürekli bir şeylerin girdiği bir yer olunca sizce ne olur? Sadece yemek zamanında nezih yemekler için özel şekilde açılan sonra yine belli bir süre içeri bir şey almayan özel bir yer olsa ne olur?
Yemekten önce yemek yaparken atıştır, sonra yemek ye, sonra çocukların artanlarını bitir, yemekten sonra yok meyveydi yok tatlıydı yok çayın yanına bir şeylerdi şeklinde, yine bir şeyler atıştırmaya devam eder tarzda olursa, yediklerimiz ne kadar hafif olursa olsun bir şey fark eder mi?
Yemekten “hemen önce” ve “yemekten sonra 2 saat” hiçbirşey yemeyen bir insan olun, zayıflayamazsanız gelin yakama yapışın. Yemekten sonraki 2 saat içinde su bile içilmeyecek ama. Ağzımıza sürekli bir şey götürme alışkanlığını bırakmada suyun da yeri var. Suyun yemeklerle birlikte yudum yudum alınması gerekiyor. Ya da yemekten önce, ya da yemekten sonra 2 saat geçince. Meyvelerin de yemekten sonra değil, 2 saat geçince yenmesi gerekiyor. Bu 2 saat kuralı çok önemli.
Böyle yapınca bir şeylerden mahrum kalacağı korkusu oluyor. Yemekten sonra onu yemeyecek miyim, bundan mahrum mu kalacağım. Aslında her şeyden daha bir tat almaya başlıyorsunuz. Suyu içmek ya da meyveyi yemek için 2 saat beklediniz ya, beklemenin sonucunda yiyince daha tatlı geliyor. Tıpkı iftarda her şeyin tatlı gelmesi gibi.

Hep saate bakarak yaşıyorsunuz, planlı oluyorsunuz o da ayrı bir avantaj. Yemekten kalkınca saate bak, su içmek için saate bak. 2 saat önce şunu yaptım, şu an bunu yapıyorum diye ne yaptığına dair bilinç gelişiyor insanda. Kontrolsüz değilim, planlı yaşıyorum, ne yaptığımı biliyorum duygusu hissediyorsunuz.
2 saat geçti diyelim. Meyveyi yanında bir şeyler olmadan yemek gerekiyor ve 20 dk. da sindiriliyor meyve. Meyve de sindirildikten sonra canınız bir şeyler yemek istiyorsa karın doyurucu bir şey yemeyin. Çünkü artık bir sonraki yemeğin vakti yaklaşıyordur. Yemeklerden önce atıştırmama kuralını hatırlayın. Bu vakit tam tatlı yeme vaktidir. Tatlı yemeğin üstüne yenince sindirime engel oluyor, ama yemeklerden yarım saat önceye kadar tek başına yenirse yarım saat içinde sindiriliyor. Ama miktarı abartmayın lütfen. Zaten yemektede miktarları abartırsanız zayıflamak hayal. Geçenlerde Elif Korkmazel kol böreği yaptığı bir gün tepsiyi gösterdi ve işte önceden ben böyle bir tepsi böreği tek başıma yiyordum dedi şok oldum. Yukarıda anlattıklarıma dikkat ederek börek de yiyebilirsiniz dolma da, zayıflamaya engel değil. Ama miktarı abartmadan. (Tatlıyı Ramazan’da yemekten önce yiyemeyeceğimize göre, yemekten sonra 2 saat geçince çayla birlikte filan yenebilir.)
Ağza sürekli bir şeyler götürme alışkanlığını bırakmak için Ramazan ayı çok güzel bir idman ve fırsat zamanı. Günde 15 saat ağzımıza bir şey götürmemeyi başarabiliyoruz! 14 gün sebat edebilirsek alışkanlığa dönüşürmüş ya, sürekli ağza bir şeyler sokmama işini bir nebze olsun bayramda da başarabilirseniz gerisi kolay.
Uygulayın.. Sadece zayıflamanın mümkün olduğunu görmekle kalmayıp, zayıfladıktan sonra şişmanlamamanın da mümkün olduğunu görebilirsiniz. Ve yemek yemekten eskisine göre daha çok zevk alırsınız. Kolay gelsin.
Bu yazı 2438 kez gösterilmiştir.