Ekleyen : busra
Tarih : 2011.11.17 16:05:01
Notlarım

Bak Kardeşin Bitirdi Sen Bitirmedin Yemeğini


- Bak kardeşin bitirdi ne güzel, sen bitirmedin yemeğini.

- Bak o çocuk ağlıyor mu hiç, annesini üzüyor mu senin gibi.

- Bak o çocuk annesinin yanından ayrılıyor mu hiç, senin gibi eşkıyalık yapmıyor, hoplayıp zıplamıyor.


Basitçe ağzımızdan çıkıveren bunun gibi, çocuğu başka bir çocukla "KARŞILAŞTIRMA" cümlelerinin kritiğini yapmış mıyız geçmiş yazılarda diye baktım ama göremedim. Yapmışsak bile yine yapalım, bu tür konuların tekrarı fuzuli değil, tam tersine ihtiyaç. Tekrarı usanç vermiyor. En azından bana vermiyor, çünkü hala aynı yanlışları -oldukça azaltmış olsam dahi- yapabiliyorum.

(Tekrar etmek deyince, Nemo çizgi filmindeki hafıza sorunu olan balık Dori geliyor aklıma. Söylüyorum, tekrar etmekten bıkmıyorum, deyip "P. Sherman42" diye başlayıp unutmamak için habire tekrar ediyordu ya. Neyse fazla sulandırmadan konumuza dönelim.)

Bu tip, çocukları GÖYA! birbirine örnek göstermek amacıyla yapılan saçmasapan karşılaştırmalar:

1. Ne kadar itici bir sen dilidir,

2. Çocuğa kabul edilmediği ve sevilmediği hissini nasıl verir ve onu hayata karşı ümitsizleştirir,

3. Çocuk, karşılaştırıldığı kişiye, kendinden üstün olarak örnek gösterildiği için nasıl içli bir kin duyar. (Çoğu kardeş kıskançlığı ve yetişkinlikte bile bitmeyen dargınlıklar, ana babanın bir çocuğu çok sevip benimseyip, böyle örnek göstermesi ve diğerinin ona kin tutması yüzünden oluyor.)

4. Karşılaştırmak, çocuğun iyi yönde değişmesine nasıl çoğu kez engel olur.

konuşalım.


1. Sen dili kısaca suçlama dilidir. Karşılaştırma; "Sen onun gibi olmadığın için kötüsün" mesajı iletir.

Empati yapalım:

Kocanız size, "Bak kızkardeşime/ bilmemkimin karısına, o senin gibi mi? Senin yaptığın şu şu yanlışları yapıyor mu?" dese ne hissedecekseniz, küçücük çocuk da karşılaştırmalarda aynı şeyi hissediyor. Bkz. Sen Dili Ve Olumsuz Etkileri

2. Ya çocuk hiçbir zaman o örnek gösterilen kişi gibi olamayacaksa? Çok zor ama, hadi sizi kırmak istemedi ve istediğiniz gibi olmak istedi diyelim. İstese bile hiçbir zaman çok iştahlı bir çocuk gibi yiyemeyecekse, uslu çocuklar gibi oturup duramaycaksa. İçinden gelmiyorsa. Ama sürekli diğerleri ona örnek gösteriliyorsa. Nasıl bir ümitsizlik ve mutsuzluk yaşar.

Empati yapalım:

Mesela ben ev işlerini hiç sevmeyen bir kadınım. Nefret ederim. Sevmek istesem de sevemem. Çabucak bitiremem, uzun sürer. Eşim bana dese ki: "Bak anneme, ev işleri senin gibi bütün gününü almıyor. Başlaması bitirmesi bir oluyor. Ev işlerini severek yapıyor, çabucak bitiriyor. Her yer tertemiz."

Dese, yıkılırım. Ve hiç bir zaman öyle olamayacağımı bildiğim için üzüntüden kahrolurum.

Çocuğa, "bak o çocuğa, o senin gibi eşkıya mıı, bak o ne kadar uslu" dediğinizde çocuk da aynını hissediyor.

Of.

3. Kardeşlerden biri diğerine kin duyuyorsa, kesin ana baba kendi istediği gibi olanı, genelde uyumlu ve şirin olan oluyor bu, diğerine örnek gösteriyordur, sürekli karşılaştırıyordur. Uyumlu ve şirin olan zavallı çocuklar, bu özelliklerinin cezasını çekiyorlar.

Geçenlerde, ikiz kızların böyle bir durumuna şahit oldum. Kızımı yuvadan alıyorum. Bir kız çocuğu ağlıyor, kendini paralıyor, herkes onu teselli etmeye çalışıyor filan. Daha önce de görmüştüm, çok güleç bir çocuk değil. (Ama sonuçta masum.)Annesi de yanında, yuvadan almaya gelmiş. Sonra ikiz kardeşi de merdivenlerden indi, annesinin yanına geldi. Yüzünde güller açan, yanaklarında gamzeler, tavşan dişli, bıdı bıdı konuşarak birşeyler anlatan dünya tatlısı birşey.

Ortamdaki biri dedi ki anneye; bu çok tatlı, bu hiç ağlamıyor ya. Sonra da ağlayan çocuğa, bak kardeşin hiç senin gibi ağlamıyor dedi. O zavallı çocuk, eminim şirine ikizinin methini günde 80 kere duyuyor ve ömrünün sonuna dek duyacak. Ve kendisinin olduğu gibi kabul edilmemesine sebep olan, hep daha çok sevilen, kin duyulan biri olacak onun için.

4. Bayram tatilimizde, eşimin memleketinde akraba ve komşularına gidip gelmelerimizde; kızım herkese merhaba diyen, şirin tatlı, oğlumsa yüzünü kapatan utangaç, kaçan bir tipti her zamanki gibi. Kızımın şirinlik şovundan sonra sıra oğluma geldiğinde, açıklamalar başlıyordu:

-O onun gibi girişken değil. -O utangaç. -Gelsene yanımıza bak kardeşin nasıl geldi gibi karşılaştırmalar bolcaydı.

E napalım durum bu, doğruyu söylüyoruz diye düşünmeyin. Ben de çocukken çekingendim. İnsanlar gel yanımıza filan dediğinde hemen gidemezdim. Ama birazcık daha ısrar etseler yavaş yavaş yumuşayıp yanlarına gitmeye can atardım. Tam o sırada annemin kullandığı "O girişken değil, utanır o, buzdolabı diyorum ben ona, çağırmayın boşuna gelmez" cümlesi; sanki tam güzel bir bahçenin kapısında ılık rüzgarı yüzümü okşayacakken suratıma şlaaak diye çarpan soğuk paslı demir bir kapı gibi etki yapardı.

Acaba diyorum oğlum da tam gidecekken, o utangaç yorumları yüzünden geri mi kaldı. Neye vurgu yaparsak, onu iyice yerleştirmiş oluyoruz çocukta.

İnsanlara açıklama yapmak zorunda değiliz. Biri uyumlu biri uyumsuz, biri hareketli bir uslu, biri şirin diğeri asık yüz, biri girişken diğeri utangaç diye rapor vermek zorunda değiliz. Ve böyle karşılaştırmalar söylemek, kabul etmek, çocuktaki o özelliğin değişmesine engel olabiliyor benim örneğimde olduğu gibi.

Lütfen, çocukları birbiriyle karşılaştırmayın. Sadece çocukları değil, hiçkimseyi birbiriyle karşılaştırmayalım.

Herkes, sadece kendisi. Kimse bir başkası olamaz.
Bu yazı 4767 kez gösterilmiştir.
Yorum yazmak için GİRİŞ »
Son Yazılar :
Önemli Konular :
web tasarım deSen
Her hakkı saklıdır © 2010
Kaynak gösterilerek ve aktif (tıklanabilir) link ile alıntı yapılabilir.
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.

Çocuğunu Sevmek Bu Mudur?

Bağcık Bağlama