
Bir buçuk saat önce eczaneden bir ilaç aldım. Antibiyotik değil, Aferin Plus şurup. Çocukları okuldan alıp eve geldikten sonra, çocuklara gözleme yaptım. Sevdiler, yediler, ne güzel filan derken oğlum için aldığım ilacı verme zamanı gelmişti tok karınla. İlacın üstüne biraz bakayım dedim. İlacın formülünde yoğun parasetamol var ne olduğunu anneler biliyor, pek zararlı değil. Şunları da okuyunca bozuldum.
Boyar madde: Karamel
Koruyucu: Metil paraben, propil paraben
Tatlandırıcı: Sodyum sakkarin, sorbitol
Aroma verici: Nektarin esansı içerir yazıyordu.
İçim sıkıştı sanki bir yerlerim ezildi okuyunca.Lütfen durumu abarttığım izlenimine kapılmayın, çünkü gerçekten böyle hissettim.
Bunların hepsi kimyasal. Parasetamol hadi ilacın kendisi diye kimyasal bile olsa kabul edebiliyor insan. Ama güzel güzel gözleme yiyen, anne ben 10 tane yiycem diyen mutlu oğluma bunları vermek çocuğu zehirlemek gibi geldi bir an. Ve bu histen kurtulamadım. Veremedim.
Bu ilacı niye aldın diye sorarsanız hikayenin başına döneyim. Oğlumda (6,5) yaş burun tıkanıklığı zaten hayatın bir parçası. Burnunun açık olduğu dönem az gibi. 2 gün önce kulaklarının ağır işittiğini fark edince şu Aile Hekimliği mekanına götürdüm. Yine kulağına vurdu herhalde, kulağı iltihap oldu diye düşündüm. Ateş falan yok. İltihap varsa dr kesin antibiyotik verecek biliyorum. Tabi ben kullanmayıp yine soğan suyu damlatacağım, önceki kulak iltihaplarımızda olduğu gibi. Hastaneye KBB'ye götürdüğümde de durum aynı olacak zaten, doktorun işi ne; antibiyotik yazmak.
Neyse baktı, kulaklarda kızarıklık var dedi. Oh dedim daha iltihap falan olmamış. Geniz akıntısı zaten var biliyoruz. Herhalde ufak tefek birşeyler verecek dedim. Reçeteyi verdi elime, birşey demedi. Hemen şunu şunu kullan diye tarif ederdi etmedi. Sessizlik oldu. Dedim ne yazdınız. Antibiyotik yazdım dedi. Doktor ne ilaç yazsa gönülden kabul eden saf yurdum insanı gibi davranıp, çok sağolun dedim gülümsedim. Siz de sağolun dedim. Biraz vicdan azabı çekti gibi geldi bana sevgili doktor. Ateşi, iltihabı birşeyi olmayan çocuğa antibiyotik yazmıştı nitekim, biraz çekinik durdu. İtiraz edeceğim mi acaba diye bekledi gibi oldu. İtitrazı böyle küçük etmiycem ben dedim içimden.
Burnu akıyor mu diye sormuştu, akmıyor aksa belki biraz rahatlar demiştim. Aferin yazmıştı onun için de.
Dün akşam antibiyotiğin zararlarıyla ilgili birkaç link paylaşsam sitede dedim. Bir kaç yazıya baktım ama vaktim olmadı bir derleme yapmaya. Oh iyi ki almıyorum bu zehirleri çocuğuma diye biraz daha sevindim. Tabi iltihap geliyorum diyor diye düşünüp, soğan suyuna başladım dün öğlen. Bu akşam oğlanı okuldan aldığımda kulağı epey açılmış iyi duyuyordu. Okuldan almadan önce işt bu Aferin denen ilacı almıştım belki burnunun akmasına faydası olur diye.
Yukarıda anlattığım gibi onu da veremedim. Çocuğun midesinde güzel gıdalarla birlikte, koruyucuların, aromaların bilmemnelerin karıştığını tasavvur ettim.
Of ya dedim, millet hiç düşünmeden antibiyotik veriyor çocuğuna. Ben şu parasetamol zımbırtısını bile veremedim.
Ne kadar da yalnızım.
İşte sonra da bilgisayarın başına geçtim hemen bu yazıyı yazmaya başladım.
...................................
Hadi parasetamolu geçtim, çoğu kez antibiyotiğin zararları konusunda bile konuşamıyor olmak; kendimi hödük gibi hissetmeme neden oluyor.
Geçen hafta sonu bir aile dostuna ziyarete gitmiştik. Oradaki başka bir davetlinin oğlu sürekli bronşit oluyormuş. Şimdi allerjik olduğundan şüpheleniyorlarmış. Kullandığımız antibiyotiğin haddi hesabı yok dedi. Dedim ki, zaten çok kullanılınca etkisi olmuyor. Vücut antibiyotiğe direnç geliştiriyor filan dedim. Benim internetten okuduğum aynı tecrübeyi yaşamış insanlar var. Bir türlü geçmeyen bronşit kupa tedavisiyle geçiyor filan dedim.
Ben bunları araya zor sıkıştırdım. Onlar bir başladılar, antibiyotik kullanmazsan asla geçmediğinden girdiler, hastalık ilerlememiş henüz diye antibiyotik vermekten kaçınan doktorları eleştirip durdular. O doktorlar çocuğun daha fena olacağını, bizim çocukla uğraşırken neler çektiğimizi düşünmüyorlarmış. Baştan antibiyotiği yazmaları gerekirmiş ki, çocuk iyice kötü olmasın.
Ağzımı açarken laflarla tıkandım tarışma programlarında olur ya, konuşamadım yani. Sonra da zaten konu değişti.
Şimdi bu yazdıklarımı okuyan bir doktorsanız, hemşireyseniz, dr/hmş yakınıysanız, sağlık çalışanıysanız vs. enfeksiyonlar antibiyotik almadan geçmez paradigmasına sahipsiniz biliyorum. Ben geçtiğini defalarca gördüm yaşadım tattım, - geçen yıl bir hafta kafamı kaldıramadan yatıp, devamında bir ay yoğun sümük çıkararak atlattığım hastalıkta mesela- bunun izahını bile abes görüyorum. Neyse.
..............................
Bu akşam yaşadığım yalnızlık duygusu içimi çok acıttı. Yahu memlekette her bir halt için kurulmuş bir hareket var. Yok mu insan hayatını bu kadar ciddi ilgilendiren bir konuda bir hareket, üye olayım paylaşayım falan diye baktım. Kendimi yalnız hissetmeyeyim. Facebookta 22 kişilik artık yöneticisi olmayan varla yok arasında bir gruptan başka birşeye rastlamadım.
Göya Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü diye bir şey varmış, onun PDF'sini açtım. Aman antibiyotiği kafanıza göre kullanmayın, doktor verdiyese mutlaka kullanın, yarım bırakmayın, doktorun verdiği ölçüye aynen uyun ha yazıyordu genel olarak! Doktor verdiyse no problem yani, va esefa!
İşte böyle! Acaba bir "Antibiyotiğe Hayır", hatta genel olarak "İlaçlara Hayır" diye bir hareket mi kursam diye düşünmeye başladım. Bunu yapmak doktorların işi olmalıydı ama çok zor. En başta meslektaşları tarafından topa tutulurlar. Artık her alanda, sivil örgütlenmeler çok daha ses getiriyor ve destek buluyor. Biraz düşüneyim ben bu işi.
Konu hakkında şimdilik şu yazılara bakabilirsiniz:
Antibiyotik Direncimiz Batıdan 4 Kat Fazla
http://www.forumacil.com/forumda-basligi-olmiyan-konular/10305-antibiyotikler-ve-zararlari.html
Bu yazı 1545 kez gösterilmiştir.