
Daha başlarken yazı fazla uzun olmasın kaygısıyla başladığım için Çatışma Çözme'nin ne olduğuna ayrıntılı değinmeyeceğimi belirtip; ilk defa duyuyorsanız
önce buraya,
sonra buraya en son da buraya bakmanızı öneriyim.
Çok kısa özetleyecek olursak; sorunları
sorun anında değil, sonraya,
sorunsuz zamana bırakıp, sorunsuz zamanda insan insana konuşmaya çalışmak diyelim. Ya da sorun anında nasihat etmek yerine, aile toplantısında konuşmak diyelim. Bu tanım çok eksik olsa da bir fikir veriyor.
Gelelim bu yazıyı yazmama sebep sorunlara ve çözümlere:
1- Bir türlü çözemediğimiz, oğlumun(6,5 yaş) korku sorunumuz vardı: Mutfağa su içmeye bile kendi başına gidemiyor(du), çişini yapmaya gittiğinde mutlaka banyonun kapısında birisinin beklemesini istiyor(du) geceleri. Aslında bana hiç ihtiyacı olmadığı halde gece beni uykumdan uyandırıp çişini yaparken yanında bekletmesi çok zorlayıcıydı.
2- Sabah kahvaltısında masada yer kavgası sorunu: Kızım(4 yaş) kendi yerinden sıkıldığı için sürekli abisinin yerine oturmak istiyor. Ama öyle bir kavga çıkıyor ki sormayın. Kız dayanıyor sandalyeye otururur gibi, ittire ittire abiyi sandalyeden atmak istiyor. Keçi gibi yüzlerini sıkıp şaşkınlık verici bir inatçılıkla bütün güçlerini kullanarak bir sandalyede 2 kişi kalıyorlar. Ve hala birbirlerini ittirir vaziyette oluyorlar. Bu sırada çıkardıkları iç tırmalayıcı çığlıklar beni delirten cinsten oluyor.
3- Bilgisayar oyunu oynanırken sıra bekleyememe sorunu: Kardeşim oynarken benim de canım çekiyor diyen oğlum beklemek istemiyor, akşamları zaten yuvadan yorgun kızım da önce kendisi oynamak istiyor.
4- Küçük ama, benim konuşacak kadar rahatsız olduğum bir sorun. Rafadan yumurtayı çok seviyorlar. Aman patlamasın akmasın filan diye hep ben soyuyorum ama bu iş beni çok sıkıyor. Tabağa koyuyorum bir de, yumurtalı kirli tabak en iğrendiğim şey. Yumurtalık kullanıp, yumurtayı tepesinden kendileri soysunlar ve içini yesinler istiyorum. Sadece yumurtanın kabuğu kalsın ve çöp olarak onu atıyım istiyorum.
Dün akşam çocuklar yatmadan önce sizinle konuşmak istediğim şeyler var deyip konuya girdim. Eşim de vardı odada. Sanmayın ki karşı karşıya geçip oturarak ciddi vaziyette konuştuk. (Bir kere öyle denemiştik çocuklara garip geliyor.) Çocukların odasında bir yatağın üstüne ben, diğerinin üstünde eşim hafif uzanıyor vaziyette, çocuklar da aralarda birşeyler yapıyordu. Başladım:
A: Oğlum, sen mutfağa su içmeye gittiğinde ya da banyoya çiş yapmaya gittiğinde yanında beklemekten herkes çok sıkılıyor. Kardeşin de baban da ben de bundan hiç hoşlanmıyoruz dedim.
Ç: Ama korkuyorum anne bilgisayarda gördüğüm şeylerden.
A: Bilgisayarda gördüğün korkunç şeylerin bilgisayarda kaldığını biliyorsun değil mi, seninle birlikte gelmiyorlar.
Ç: Evet ama yine de korkuyorum.
A: Hmm, bu konuda napabiliriz?
B: Engelleyici programlar kuralım, oyun sitelerindeki korkunç şeyler açılmasın.
A: Onu engelleyemiyorsun ki, bir oyun reklamı olarak pat diye açılıyor mesela. Uygunsuz içerik engellemek gibi değil.
B: O zaman bilgisayardan oyun oynamasınlar, oyun CD'si alalım.
A: Tamam, bu iyi bir fikir. Peki başka ne yapabiliriz.
B: Bir de Zülfikar yavaş yavaş deneyerek öğrenebilir. Mesela mutfağa gitmekten korkuyorsa bile, önce yanına kadar gider sonra yarısına kadar gidebilir filan. Deneyebilir yani.
A: Oğlum nasıl fikir?
Ç: Bilmem. Olabilir.
Sonra sandalye kavgası ve oyun kavgası sorunlarını da konuştuk. Sandalye kavgasında oğlum kardeşiyle ayrı kenarlarda değil, masanın aynı kenarında farklı sandalyelerde yan yana oturmayı teklif etti. Kabul edildi.
Oyun konusunda ben şunu teklif ettim oğluma: sabah sen kardeşin yokken rahat oynarsan, akşam kardeşin de rahat rahat oynar. Kimse sıra beklemiş olmaz. Olmaz dedi, kardeşim oynarken canım çekiyor. Akşam önce kardeşim oynasın sonra ben oynarım dedi. Kabul edildi.
Yumurtalıktan yumurta yeme isteğim de kabul edildi. Onlara sevecekleri şirin yumurtalıklar alacağım.
Asıl korku konusunda çok mesafe kaydettik!
Konuşmanın hemen ardından oğlum koşa koşa mutfağa gitti ve kendi başına su içti. Koşa koşa geldi. Yani size çok basit gelebilir ama biz bu "yanında bekleme" eziyetini neredeyse 1 yıldır çektiğimiz için nasıl sevindirik oldum bilemezsiniz. Ama hemen heyecana kapılmıyım belki sıcağı sıcağına öyle olmuştur dedim. Sabah kalktığımda oğlum dedi ki, anne ben gece kalktım ve kendi başıma çiş yaptım sonra da mutfağa gidip su içtim.
Ayy bu ne güzel bir haber filan dedim. Bunları gerçekten yapabilmesi sorunun çözüldüğünü gösteriyor. İnanamadım.
Yani, çocuklarla onları büyük yerine koyarak samimi bir toplantı yapar gibi konuşmakta nasıl bir tılsım var bilemiyorum ama var işte. Eşim sorun anında, yani oğlum korktuğu anlarda onbin kere onu gezdirip bak oğlum korkacak birşey yok ama demiştir, defalarca sen artık kendin denemelisin demiştir, ben defalarca nasıl rahatsız olduğumu nice ben dilleriyle ifade etmişimdir ama olmuyor işte.
Hem seviniyorum hem üzülüyorum. Çünkü aile toplantısı yapmak lazım dediğimde bir çok insan çok olmayacak birşeyden bahs ediyormuşum gibi bakıyor. Yani o kadar söylemekten azarlamaktan, nasihatten sonuç çıkmayacak da, sonra özel zaman ayırıp konuşmaktan mı sonuç çıkacak der gibi bakıyorlar.
Tabi ebeveynlere zor gelen yanları da çok. Sorun anında çocuğa nasihat etmek varken, ertelemek not etmek filan Türk insanına zor geliyor. Mesela ben yumurtalarınızı soymak bana çok sıkıcı geliyor artık kendiniz soymanızı istiyorum diye sofrada yumurtalar önlerindeyken söylemek istedim kaç kere etkisinin olmayacağını düşündüm, hatta bir kere söyledim galiba etkisi olmadı hayır dediler. Sonra kaç kere erteledim, ben bunu not ediyim toplantıda konuşalım dedim, defalarca unuttum filan. Yani not etmek, sonra konuşmak için plan yapmak filan nedense bizim insanımıza daha bir zor geliyor. Ama sonucunu görüp tadını alsanız, eminim denersiniz.
Oğlum 1,5 yaşlarındayken, 2006 Aralık kızıma hamileyken EAE kitaplarından etkilenip notlar almaya başlamıştım. Olur mu olmaz mı, işe yarıyor mu yarar mı filan derken, anlamaya çalışırken, geçen yılkı grup çalışmamızdan sonra daha bir içselleştirdim galiba. Ve artık, "ay bunlar gerçekten tılsım gibi işe yarıyor, oluyo walla" noktasına geldim çok şükür. Oğlum 6,5 yaşında, kızım 4 yaşında iken.
Şimdi çocuklarımla istediğim gibi bir iletişim kurmaya başlamanın hazzını yaşıyorum. Tabi her sorunumuz halloldu, herşeyi bildik çözdük anlamında söylemiyorum. Hayat şaşırtıcı zorluklarla dolu ve insan çok aciz bir varlık. Daha ne tökezlemeler yaşayacağız kim bilir? Ama böyle insan fıtratını okuyabilmiş Thomas Gordon gibi insanların elimize verdiği yol pusulası yöntemler, dümeni ne tarafa kıracağımız ve sahibi olmadığımız gemiyi nereye yönlendireceğimiz hakkında çok muazzam yardımcılar oluyor.
Bu yazı 1158 kez gösterilmiştir.