
Bugün banyoda elimi yıkdıktan sonra bir baktım, klozetin tam arkasında kocaman bir örümcek. Ana! Ben buraları daha yeni cif ve çamaşır suyu ile ovaladım hatta resmen kazıdım. Nereden geldi şimdi bu hayvan.
Çoğunlukla eşime söylüyordum o evde olduğu zamanlar alıyordu. Ama şimdi evde yok ve gece geç gelecek.
Geçen nette okuduğum bir yazı beni çok etkilemişti bir daha öldürmeyeceğim diye dilemiştim. Şimdi bu dileğimle sınandığım zaman gelmişti anlaşılan. Üstelik üzerine biraz su atıp onu öldürmek çok kolayken bu sınavı geçmek gerçekten zordu. Okuduğum yazıdaki argümanları da kullanarak kendimle iç konuşmam başladı.
Bu hayvanın hayatını sen mi verdin de almaya kendinde hak buluyorsun?
Rızkını sen mi veriyorsun, hayatını sen mi devam ettiriyorsun?
Bak nasıl bacaklarını hareket ettirip ağ örüyor, o bir sanatçı. ( O sırada o kadar uyum içinde bacaklarını hareket ettiriyordu ki sanki bir müzik aleti çalar gibiydi. Arka fonda Beethoven filan çalsa kesin bu örümceğin çaldığını düşünülürdü o derece.)
Hem, sen bu dünyayı güçlülerin güçsüzleri ezdiği bir yer olarak mı görüyorsun? Bu örümcek senin boyutunda olsaydı onu öldürebilir miydin yoksa kaçar mıydın? Küçük diye mi kendinde öldürme hakkı görüyorsun?
Bir köpeğe kediye vurmak, eziyet etmek hatta öldürmek kötü de küçük diye böyle bir hayvanı öldürmek iyi mi?
Onun canı daha mı az yanıyor küçük diye, nereden biliyorsun?
Epey zor oldu ama öldürmiycem tamam dedim, ikna oldum. Ama orada da bırakamam. Ağ örüyor, her yere yumurtalarını bırakıyor.
Bu durumlarda eşimden öğrendiğim gazeteden külah yöntemini kullanmalıydı. Bu aralar bende böcek korkusu tavan yaptığı için çok zorlandım. Ama ne de olsa daha önce akrep yavrusuna benzeyen mikro bir böceği de böyle külahla alabilmiştim diye düşündüm. Kendime biraz güven geldi.
Bütün ışıkları yakıp, salon balkon kapısını açtım. Güzergahımı güvenli hale getirdim.
Külahı yaptım, dibi ve kenarları sağlam olmalı ki çıkmasın içinden diye bantladım. Haydi Bismillah deyip, oldukça büyük bu örümceği içine almaya çalıştım. Sanatını böldüğüm için özür dilerim ama yapmak zorundayım. Külahın içine girmemek için çok direndi. Hatta ucuna asılı kaldı. Koştum.
Banyonun kapısında yere düştü, düştükten sonra çevikliğini yitirdi, bir yeri mi acıdı ne? Ya da numara yaptı bilmiyorum. Kuzu kuzu külahın içine bıraktı kendini.
Hızla koştum balkondan aşağı salladım külahı. Aşağısı bahçe ağaç yeşillik olduğu için genelde attığımız böcekler ölmüyor. Ağaç yaprağına filan denk geliyor. Düşüp düşmediğini göremedim. Ya düşmediyse diye korktum.. Külahı da bıraktım aşağı, komşular bu kadar birşeye katlansın artık diye düşünerek.
Mutlu oldum.
Bu yazı 825 kez gösterilmiştir.