Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Sevdiğimi Hissedebilmek

17 Kasım 2014

Şu yazıda çocuklara nasıl öfkelendiğimi yazdıktan sonra, kendi halime dışarıdan bakma imkanım oldu ve bizim evde bir çok şey değişti biliyor musunuz?

Yazıdan sonra sağolsun Tuğba Akbey İnan bana attığı tweetlerde gerçekten neden öfkelendiğimi bulmam gerektiğine işaret etmişti. Beni öfkelendiren his neydi? Ya da çocukları bu kadar öfkelendiren neydi? Öfkeye sebep olan hislere ayna tutmak gereğinden söz etti.

Bilmem ki dedim, hep öyle kavga ediyorlar, ne çok kavga ediyorlar diye öfkeleniyorum ben. Aradım yokladım başka pek bir sebebi yok.

Acaba çocukların öfkelenmesi neden olabilir diye bakınca, daha çok veri buldum. Çok net bir şekilde bir kendilerini boşaltma ameliyesi olarak kullanıyorlardı öfkeyi.

Bahsettiğim yazıda kendilerini masaya yaklaştırmıyorlar da, masayı kendilerine çekiyorlar şeklinde bir kavgalarını anlattığım yeri okurken , kendime dışarıdan baktım. Çocukları suçluyorum galiba biraz diye düşündüm.

Ve öfkeyi bir boşalma olarak kullanıyorlarsa, bir yerlerde bir şekilde sıkıntı yükleniyordu bu çocuklara. Ah evet aynen öyleydi, Zeynep çok tatlıydı sevimliydi ve bana arıza çıkarmıyordu onu sevdiğimi hiç zorlanmadan hissediyordum ama ötekiler hep kavga ediyordu, onları sadece sorun olarak hissederek davranıyor, sıkıntı yüklüyordum..

Ve bu bir kısır döngüydü galiba. Ben sevgi hissedemedikçe çocuklara suçlayıcı ve sorun çıkarıcı varlık olarak davranıyordum, ben böyle davrandıkça onlar da daha agresif oluyor, daha çok kavga ediyorlardı.

Galiba evin içindeki bazı sorumluluklar bakımından ve minik kardeşlerini koruma kollama anlamında onlardan çok şey bekliyor, ufak bir hatalarına fazla kızıyordum.

Birincisinde ikincisinde abi/abla istemeden çarpmış sana diyebiliyor ama tekrarlanan hatalar için aynı sabrı gösteremiyordum. Neden böyle dikkatsizce oynadınız onunla bak nasıl düştü, kaç defa anlattım, bir daha mı anlatayım, niye anlamıyorsunuz şeklinde çıkışma ve hesap sorma hali, sıradan ruh halim olmuştu.

Sanırım biraz da hayat koşuşturması, ödev okula hazırlanma işleri de ağır geldiği ve aksaklığa neden olduğu noktalarda çok fazla yıpranıyorduk. Mesela çocukları saat 12:30 da okula bırakıp hemen oradan devam edip yetişmem gereken bir yerler olduğunda, ödevlerini bitirmemiş ya da vaktinde hazırlanamamışlarsa, yani evden çıkamazsak ve onları okula bırakma işi gecikirse, krizin okkalısını yaşıyorduk.

Akşamdan beri hatırlattığım halde neden bu ödev son ana kaldı gibi çıkışmalarım krizimizin başlıca teması oluyordu.

İçinde bulunduğum bu durum çok acı geldi bana. Kalbimi açsan elbette ki çocuklarımı çok seviyorum ama gündelik hayatta yaşadığımız aksaklıklar yüzünden onları sorun gibi görmeye, ne kadar sevdiğimi hissedememeye başlamıştım.

Belki beni öfkelendiren de buydu. Sevdiğimi hissedemediğim birilerinin zahmetleriyle uğraşmak. Bilemedim.

Eskiden çocuklar küçükken bu tür farkındalıkları daha sık yaşardım. Diyelim 1 hafta gergin ve anlayışsız gittim, napıyorum ben diye silkelenir davranışlarımı düzeltirdim.

Belki de son hamilelikte yaşadığım maddi manevi sıkıntılar beni çok sarsmış ve tahammül sınırlarımı azaltmıştı. Sağlıkla ilgili komplikasyonlar, ya bebeği kaybedersem korkuları ve annemin doğumda 2 saatlik mesafeden gelmemesi, aylarca arayıp sormaması.

Herneyse.

Sebebi ne olursa olsun acilen kurtulmalıydım bu kısır döngüden. Zaten bu tahlili yapmadan önce de bu durumdan nasıl çıkabilirim diye çok sancı çekmiş, çok dua etmiş biraz ilerleme kaydetmiştim. Öfke kontrolüyle ilgili uyguladıklarıma ek olarak şunları yaptım.

1. Çocukları sabah kalktıklarında öpmekle başladım, ve dokunarak temas kurmaya çalıştım. Onlara dokunarak, saçlarını okşayarak, yanaklarını sıkarak, elimi boyunlarına atarak konuşmaya, yoğun bir göz teması kurmaya gayret ettim. Bazen içimden gelmese de. (İçimden gelmese de yapıp, çocukta nasıl bir onarım yaptığını görünce bir dahakine içinden geliyor)

2. Bazen çok tekrar gibi görünse de, kavga ederlerken ne kadar üzüldüğümü anlatmak üzerine yoğunlaştım. Çok üzülüyorum çocuklar, ne kadar üzüldüğümü nasıl anlatabilirim, kavgalar benim sevincimi neşemi bitiriyor çocuklar, gibi cümleleri yalvarma yakarma içermeyen tok bir ses tonuyla söylemeye çalıştım.

3. Kavga ederlerken sen niye öyle yaptın, sen niye ona vurdun diye hesap sormayı bıraktım. Sadece birbirlerine zarar vermesinler diye bir beden olarak araya giriyorum ve aktarım yapıyorum. O sana şöyle yaptığın için çok içerlemiş, o da sana şöyle vurduğun için çok kızmış, kırılmış. Vesaire.


Böyle yapınca kavga çözülüyor mu hayır. Ama benim de bağırmalarım eşliğinde daha da alevlenmiş bir çatışma yumağı olmamış oluyor. Ve ben sakin olunca bu sakinlik bir nebze onlara da yansıyor.

2 haftadır bazı şeyler daha güzel gidiyor böyle.

Çocukları sevdiğimi hissedememek en başta bana ceza oluyormuş. Onlara sevgi hissettiren davranışlarla yaklaşabilmek de en başta bana ödül oluyor, iyi geliyor.

Bunu farkedince onları sevgisizlik yansıtan davranışlardan daha bir kaçar oldum. Ara sıra çok küçük eskisi gibi hallerim olsa da hiç takılmıyorum. Vallahi kendimde böyle bir değişimi birden beklemiyordum.

Buradan Tuğba Akbey İnan’a çok teşekkür ediyorum. Öfkeye sebep olan hissi bulma konusundaki önerileri için.

Ve Allah'a çok şükrediyorum, arattığı, buldurduğu, insanları ve kitapları yardımıma gönderdiği, ne oldu nasıl oldu anlamadan bana bunları nasip ettiği için.
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.029 sn.